Dikkat spoiler içerir.
Yılın son kitabı "Kuyucaklı Yusuf" ile karşınızdayım.
KONUSU:
Romandaki bütün konular kent yaşamının getirdiği yozlaşma ve buna karsı Yusuf tarafından verilen mücadele ile ilgilidir. Yusuf ile Şakir arasındaki sürtüşme yozlaşma ile iyilik arasındaki savaşı temsil ediyor. Şahinde’nin gözünü kızını harcayacak kadar hırs bürümesi, kent yaşamının basit bir kadını nasıl bir canavara dönüştürebileceğini gösteriyor. Salahattin Bey’in kendini içkiye ve kumara vermesi, Kübra ile annesinin başından geçenler, vs. Bu konuların hepsi adeta yozlaşmışlığı vurgulamak için romanda işlenmiş ve hepsine karşı Yusuf’un aldığı bir tavır var. Kent-doğa, yapay insan-doğal insan, yozlaşmışlık-masumiyet, ikilemleri kitap boyunca gelişen olaylarla birbirlerine bağlanmışlar.
İNCELEME:
Kuyucaklı Yusuf, roman tekniği açısından kusursuz bir kitap sayılmaz. Yer yer anlatıcının olaylara karıştığını görürüz. Fakat bu eksiklik, mükemmel kurgusu ile kapatılmıştır Sabahattin Ali tarafından.
Öncelikle Yusuf, özgürlüğü arayan bir yabancıdır. Kendisini evlat edinen aileye yabancıdır, mahalledeki çocuklara yabancıdır, kaymakamlıktaki işine yabancıdır, kasabada yaşayan herkese yabancıdır. Bu yüzden, Yusuf'un anlayabilmesi için her şeyin apaçık söylenmesi gerekmektedir, zira üstü kapalı sözlerden, alaylardan anlamamakta, asıl söylenmek isteneni kavrayamamaktadır.
Yusuf'un yabancılığı o kadar bilindik, o kadar bizdendir ki. Herkes hayatının en azından bir döneminde böyle bir yabancılık yaşamış ya da böyle bir yabancıya şahit olmuştur.
Kendisini hiç özgür hissedemez fakat özgürlüğü aramaktan da vazgeçmez. Sürekli birilerine bağımlı olduğunu hisseder. Tek başına hareket etme, istediğini yapma olanağını bir türlü bulamaz. Bu yüzden de etrafı tarafından dik başlı, iş tutmaz biri olarak