Dualar elbette sıkıntı anlarında imdadımıza yetişir. Ancak onu yaşamımızın vazgeçilmez ve faydalı bir unsuru haline getirmek için neden sıkıntı anlarını bekliyoruz? Dileklerimiz, yürekten istediğimiz sürece karşılık verir.İnsanlar üzerinde yaptığım çalışmalar beni farklı yaklaşımlara götürdü. Dilemenin gücünü ben de kendi yaşamımda hissettim. Ayrıca dilekleri gerçekleşen birçok kişiyle konuştum ve çalıştım. Genellikle işin en zor tarafı, başka birine nasıl istekte bulunacağını söylemektir. Sıkıntıda olan insanlar mantıklı düşünmekte ve davranmakta zorluk çekiyorlar. Sorunları onları boğuyor; dinleme ve anlama yeteneklerini engelliyor. Kolayca uygulayabilecekleri bir formüle, basit ve net bir kalıba ihtiyaç duyuyorlar.SORUN onları boğuyor; dinleme ve anlama yeteneklerini engelliyor. Kolayca uygulayabilecekleri bir formüle, basit ve net bir kalıba ihtiyaç duyuyorlar...
.......Birçok kişinin düşündüğünün aksine, bir insanın istediğine kavuşmasını sağlayan şey, inandığı şey değildir. Bireyin bilinçaltı, o kişinin zihnindeki tabloya ya da düşünceye karşılık verdiğinde, dilekleri gerçekleşir. Bu inanç yasası, bütün dünyadaki dinlerin gizli ilkesidir. Onların psikolojik gerçekliğinin arkasında yatan saklı nedendir.Budistler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler, inançları arasındaki büyük farklara rağmen, dualarının karşılığını alırlar. Bu nasıl olabilir? Yanıt, bunun nedeninin belirli bir inanç,din, İlişki, ritüel, tören, formül, liturji, enkarnasyon, kurban ya da bağışlarla ilgili olmamasıdır. Bu inanç zihinsel kabul ya da açıklıkla ilgilidir.Hayatın yasası, inanç yasasıdır. înanç, zihinde düşünce gibi algılanabilir. Kişi düşündükçe, hissettikçe ve inandıkça, zihninin ve bedeninin durumu ile koşullan da ona göre belirlenir. Ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı