10/10
·544 syf.··
2026 107. kitabı
Tahsin Paşa, Sultan II.Abdülhamid han döneminin son 14,5 yılında Başmâbeyncilik görevini üstlenmiştir dürüstlüğü ve yeteneği sayesinde bu göreve terfi ettirilmiştir. Tahsin Paşa Sultana en yakın isimlerden biriydi Yıldız Sarayında yaşadığı ve tanık olduğu birçok olay vardır. Paşa sarayda yaşayıp bizzat şahit olduğu olayları bu kitapta bir araya getirmiştir bunlar arasında Sultan Abdülhamid 'in özellikleri ve bazı paşalar hakkında bilgiler mevcuttur ayrıca Ermeni meselesi, dış siyasette İngiltere ve Rusya ile ilişkilerimiz, Balkanlardaki sorunlar gibi daha bir çok önemli olayı yaşayıp görmüş olan birinin hatıralarını okuyacaksınız.
Yıldız HatıralarıTahsin Paşa · İz Yayıncılık · 2017126 okunma
KEMALİZMİN ÇAĞDAŞLAŞMA VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI
Puan vermedi·184 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:00
Kitap, Kemalizmi akıl, bilim, laiklik, halkçılık ve sürekli yenilenme ilkeleri üzerine kurulu bir çağdaşlaşma ideolojisi olarak ele almaktadır. Metinde, Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki toplumsal, ekonomik ve kültürel geri kalmışlık ortamı vurgulanmakta; Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği reformların Türkiye'nin modernleşmesinde oynadığı belirleyici rol açıklanmaktadır. Ayırca Kemalizm, seçkinci bir anlayışa karşı halkı merkeze alan bir ideolojidir. Dil devrimi, Latin alfabesinin kabulü ve eğitim alanındaki düzenlemeler, halk ile aydınlar arasındaki kopukluğu ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Böylece kültür ve bilgi, yalnızca belirli bir zümrenin tekelinden çıkarılarak toplumun geneline yayılmaya çalışılmıştır. Yine kitap'ta laiklik, Kemalist düşüncenin temel unsuru olarak sunulmaktadır. Yazara göre laiklik, demokrasi, milliyetçilik, halkçılık ve devrimciliğin ön koşuludur. Dinin siyasetten ayrılması sayesinde düşünce özgürlüğünün gelişeceği, ulus bilincinin güçleneceği ve çağın gereklerine uygun reformların gerçekleştirilebileceği savunulmaktadır. Ayrıca Mustafa Kemal'in dine değil, dini siyasal çıkarları için kullanan kesimlere karşı mücadele ettiği ileri sürülmektedir. Kitap'ta, Atatürk, tarihin en kapsamlı kültür devrimlerinden birinin mimarı olarak değerlendirilmekte; hukuk, eğitim, dil, tarih ve kıyafet alanlarında yapılan reformların çağdaş bir ulus yaratma sürecinin parçaları olduğu ifade edilmektedir. Halkevleri ve Köy Enstitüleri gibi kurumlar ise demokratik ve katılımcı yapılarıyla Kemalist anlayışın uygulamadaki örnekleri olarak gösterilmektedir. Kitap'ta ayrıca, tek parti döneminin demokrasiye geçiş için bir hazırlık süreci olduğu savunulmaktadır. Maurice Duverger'in görüşlerine dayanılarak Kemalist yönetimin amacının baskıcı bir düzen kurmak
Atatürkçülüğün Kemalizme İhanetiBora Demirci · Siyah Beyaz Yayınları · 20173 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·172 syf.··
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:54
Belki bunu yargılayıcı bir bakış olarak değerlendirebilirsiniz ama yakasında Filistin bayrağı ya da karpuz rozeti gördüğüm, başından, boynundan kefiyeyi eksik etmeyenleri görünce içten içe merak ederim hep; acaba bunları yaparken bu konu hakkında kaç kitap okudu ya da olayların perde arkasına dair bir merakı var mı yoksa sadece sloganlarla ve sembolik nesnelerle mi yaşıyor? Bunları yaparken elbette hiç kimsenin bir uzman gibi konuya hakim olmasını, her soruya cevap verecek kadar bilgiye sahip olması gerektiğini söylemiyorum, ancak baktığınızda bir meseleyi boş sloganlardan bilinçli bir farkındalığa taşımak; o mesele ile ilgili ödediğiniz ya da ödemeye meyyal olduğunuz bedelle de ilintilidir. Bugüne kadar İran haricinde hatta İran'ın da edebiyatı ve sineması haricinde doğuya çok ilgi duyduğum söylenemez ancak biraz da yanı başımızda yaşanan savaşlar, katliamlar hatta Filistin'de yaşanan soykırım, bir insan olarak beni aktüelin içine çekiyor ister istemez. Ancak yine de Twitter'da yazılan flood'lardan ya da YouTube'daki tartışma programlarından fazlasına ihtiyaç duyduğumuz muhakkak. Kitap bu yönüyle sizi sloganların ötesine taşıyıp, konuyu tarihsel, stratejik ve siyasi boyutlarıyla anlamanızı sağlıyor. Dahası olayları yalnızca İsrail-Filistin üzerinden ele almıyor, İran'ın bölgedeki konumu, Arap dünyasında yaşanan gelişmeler ve geleceğe dair tutmuş olduğu projeksiyonlarla derin bir değerlendirme sunuyor. Bana göre Filistin meselesi dünyada en fazla konuşulan ama en az bilinen mesele. Çünkü insanların çoğu bir ideolojiye sahip olduklarında bilgiye ihtiyaçları olmadığı konusunda hemfikirdir. Oysa bu mesele Osmanlı'ya kadar uzanan, ikinci dünya savaşıyla organik bağları olan, soğuk savaştan, İran devrimine kadar karmaşık olaylar silsilesi sonucunda bugünkü noktaya
Filistin İsrail ve İranMehmet Akif Koç · İyidüşün Yayınları · 202412 okunma
AMA ZAMAN, MUTSUZ İNSANLAR ZAMANIYDI
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Selamlar. Çok uzun zamandır İskender Pala okumuyordum. Yeni çıkan kitabı Soygun'a bir şans vermek istedim. İskender Pala'yı severim. Kurguları beni hep yaşanılan o döneme götürüp o olayların içerisindeymiş gibi hissettirir. Yine Soygun'da da aynı duyguyu yaşadım. Sultan Mahmut dönemine gittim okurken. Olayımız ise Kaşıkçı elmasının çalınmas... Tilki bu elması istiyor ve kurnazca bir plan yapıp onu saraydan aldırıyor? Peki kim bu tilki? Kaşıkçı Elması onun için neden bu kadar önemli? Okudukça anlayacaksınız
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,326 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 255. kitabı
Ahmet Ümit, Türk edebiyatının en popüler ve usta kalemlerinden biri olarak, bu devasa eserinde muazzam bir kurgu yeteneği sergiliyor; okuru günümüz İstanbul’unda işlenen sıra dışı bir cinayet ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı, en trajik dönemlerinden biri olan Fatih Sultan Mehmed devri arasında soluk soluğa bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor. Roman, bir tarih profesörü olan Nüzhet’in gizemli bir şekilde, tıpkı Fatih Sultan Mehmed’in ölümündeki şüpheleri andırır tarzda zehirlenerek öldürülmesiyle başlıyor. Cinayeti çözmek için kolları sıvayan Başkomser Nevzat ve ekibi, kendilerini profesörün yakın çevresindeki entelektüel entrikaların, kıskançlıkların ve köklü aile sırlarının ortasında buluyor. Ancak kitabın asıl alametifarikası, bu polisiye soruşturmaya paralel olarak ilerleyen muazzam tarihsel katmandır. Ahmet Ümit, Fatih Sultan Mehmed’in dehasını, yalnızlığını, çocuklarıyla olan gerilimini, İstanbul’un fethinin perde arkasını ve nihayetinde sultanın gizemli ölümünü (bir suikast mı, yoksa ecel mi?) muhteşem bir tarihi vesika titizliğiyle romana dokuyor. Katilin bıraktığı şifreler, karakterleri ve okuru Fatih’in ruh dünyasıyla ve Osmanlı sarayının o tekinsiz dehlizleriyle yüzleştiriyor. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere sadece fiziksel bir cinayeti değil; psikolojik düzeyde babaları, otoriteyi ve zihinlerdeki "Sultan" imgesini öldürmenin varoluşsal sancılarını da derinlemesine inceliyor. *Sultanı Öldürmek*; tarihi gerçeklerle kurgunun, saplantılı bir aşk hikayesiyle kusursuz bir polisiyenin iç içe geçtiği; okura hem Fatih Sultan Mehmed döneminin o büyüleyici panoramasını sunan hem de son ana kadar katilin kim olduğu sorusuyla meraktan çatlatan, Ahmet Ümit külliyatının en olgun, en zengin ve en sürükleyici başyapıtlarından biridir.
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,7bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 254. kitabı
Zülfü Livaneli, Osmanlı sarayının o tekinsiz, boğucu ve güç savaşlarıyla örülü dehlizlerini; efendi ile köle, iktidar ile mahkumiyet arasındaki o bıçak sırtı ilişkiyi muazzam bir psikolojik derinlikle masaya yatırıyor. Roman, XVII. yüzyılda Topkapı Sarayı’nın zindanlarında, idam edilmeyi bekleyen bir padişah (Şehzade) ile onun çocukluğundan beri yanında olan, ona hem hizmet eden hem de onun celladı olmaya hazırlanan saray hadımı Habeş Süleyman’ın hikayesini konu alıyor. Eser, gücün insanı nasıl canavarlaştırdığını ya da nasıl çaresiz bıraktığını anlatırken, klasik bir tarih romanının ötesine geçerek evrensel bir güç alegorisine dönüşüyor. Livaneli; tahtını kaybeden bir sultanın bir anda nasıl en zavallı yaratığa dönüşebileceğini, köleliğin ise sadece zincirlerle değil, zihinlerde nasıl kökleştiğini Süleyman’ın iç hesaplaşmaları üzerinden harika bir dille işliyor. Kitaba adını veren o soğuk, büyüleyici ve ölümcül "Engereğin Gözü" motifi, saraydaki o sürekli izleme, izlenme, korku ve ihanet sarmalını kusursuz bir şekilde simgeliyor. *Engereğin Gözü*; tarihin tozlu sayfalarından beslenen ama insan doğasının o değişmez karanlığına, taht hırsına, aidiyet duygusuna ve özgürlük kavramına ışık tutan; diliyle, atmosferiyle ve sarsıcı finaliyle edebiyatımızın en özgün ve sürükleyici dönem anlatılarından biridir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma