Güzeldi..
8/10
·304 syf.··
2026 2. kitabı
Kitapta, Avrupa tarihi üzerine ilginç tarihi olaylar konu ediliyor. Okurken sıkılmayacağınız, görsellerle zenginleştirilmiş materyaliyle adeta okuyucuya bir şölen sunuyor. Kitapta en çok ilgimi çeken kısım Spartalılar üzerine olan bölümdü. Her tarihseverin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Avrupa Tarihi Üzerine YazılarÖnder Kaya · Kronik Kitap · 2018619 okunma
"Mış Gibi" Yaşamak : BİHRUZ BEY!
7/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:51
Araba Sevdası’nı geleneksel edebiyat tarihçiliğinin çizdiği o dar "yanlış Batılılaşma karikatürü" sınırlarından çıkarıp, onu Osmanlı modernleşmesinin birey bilincinde yarattığı tektonik sarsıntıları kaydeden trajikomik bir metin olarak okuyorum. "Özenti" ve "kimliksizleşme" sorununa tutulmuş ilk ve en güçlü aynadır. Ben bu eseri, bireyin kendi gerçeğine yabancılaşmasının edebi bir anatomisi olarak görüyorum.Benim gözümde bu roman, sadece bir dönemin modasını ya da özentiliğini alaya alan yüzeysel bir yergi değil; dilin, mekanın ve kimliğin nasıl birer yanılsama alanına dönüştüğünü gösteren, Türk edebiyatının ilk radikal yapı sökümcü hamlesidir.Romanın başkişisi Bihruz Bey’i incelediğimde, onun sadece saf bir aşık değil, aynı zamanda köksüzleşmiş, toplumdan ayrışmis,bir toplumsal tipin prototipi olduğunu görüyorum.Bihruz’un trajedisi, ait olduğu Doğu kültüründen kopmuş, ancak hayalini kurduğu Batı kültürünün de yalnızca dış kabuğunu yani araba, kıyafet, birkaç kelime alabilmiş .. gibi ozentilerde olmasında yatar.Romani okurken Bihruz’un dil kullanımına özellikle dikkat ettim. Türkçe kelimelerin arasına hoyratça serpiştirilen ve çoğunlukla yanlış kullanılan Fransızca ifadeler, bana onun zihinsel dünyasındaki parçalanmışlığı gösteriyor. Bihruz, kendi dilinde düşünemeyen, hayran olduğu dilde ise üretemeyen bir "kültürel araftadır." Tıpkı günümüzdeki tabiri caizse eskiden çok söylenen "Almancilar" gibi kültürel yozlaşmanin arasinda gidip gelmektedir.Elbette ondan daha kültürel olan eğitimli yozlaşma halinin tasviridir. Mekana geldiğimizde o başka bir âlem...Çamlıca Tepesi ve dönemin mesire alanları, sadece karakterlerin gezindiği yerler değil; modernleşen Osmanlı seçkinlerinin kendilerini sergiledikleri, bir nevi "vitrin mekanlar"dır. Araba imgesi ise eserin kalbidir ve
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · İletişim Yayıncılık · 201430,9bin okunma
Reklam
9/10
·182 syf.·
2026 69. kitabı
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır. Çakırcalı Efe ise bunların da ötesinde, dinlenir. Çünkü Yaşar Kemal bu eserde yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmaz; Ege dağlarının rüzgârını, köylünün suskun öfkesini, devletin ulaşamadığı coğrafyalarda doğan adalet arayışını dile getirir. Kitabı kapattığınızda aklınızda sadece Çakırcalı Mehmet Efe kalmaz; onun yürüdüğü yollar, saklandığı dağlar ve peşinden gelen türküler de kalır. Bir Eşkıyanın Değil, Bir Çağın Hikâyesi Eseri yalnızca bir "eşkıya romanı" olarak değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Yaşar Kemal'in amacı bir kahramanı yüceltmek ya da mahkûm etmek değildir. O, Çakırcalı'nın şahsında Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Anadolu'nun taşrasında oluşan güç boşluğunu gösterir. Çakırcalı, suçla adalet arasındaki o bulanık çizgide yürüyen bir figürdür. Devlet gözünde suçlu, halk gözünde koruyucudur. İşte kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkar: Okur, karakteri kesin hükümlerle değerlendiremez. Çünkü Yaşar Kemal, insanı siyah ve beyaz renklerle değil, dağın sisi gibi gri tonlarla anlatır. Yaşar Kemal'in Dili: Toprağın ve Rüzgârın Dili Bu eserde dikkat çeken ilk unsur dildir. Yaşar Kemal'in cümleleri çoğu zaman bir tarihçinin soğuk anlatımından uzak, bir halk ozanının nefesi kadar canlıdır. Yazar, Ege'nin coğrafyasını sadece tasvir etmez; onu olayların gizli kahramanına dönüştürür. Dağlar sığınaktır, vadiler sır saklar, yollar ihanet taşır. Mekân, karakterlerin kaderine dönüşür. Eserdeki betimlemeler bazen bir yağlı boya tabloyu andırır: Sarp kayalıklar yalnızlığı temsil eder. Sonsuz zeytinlikler halkın sessiz direncini çağrıştırır. Dağ yolları özgürlüğün ve kaçışın simgesine dönüşür. Bu nedenle kitap okunurken sadece olaylar değil, atmosfer de zihinde yer eder. Çakırcalı halkın vicdanında doğan mit Yaşar
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 20. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:28
Okuma grubumuzla seçtiğimiz bu kitabı büyük bir keyifle okudum. Daha önce de Livaneli okumuş ve kalemini sevmiştim, bu kitapta da beni yanıltmadı. Akıcı ve sade anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerledi. Roman, 17. yüzyıl Osmanlı sarayının entrikalarla dolu dünyasını hadım edilmiş haremağası Habeş Süleyman’ın gözünden anlatırken sarayın kapalı ve baskıcı atmosferini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Güç, hırs, kıskançlık ve aşk gibi temalar hikâyeye doğal bir şekilde işlenmiş. Özellikle Habeş Süleyman’ın yaşadığı iç çatışmalar ve yalnızlığı karaktere derinlik katmış. Tarihi bir roman olmasına rağmen olaylar ve karakterler oldukça canlı hissettiriyordu. Merak duygusunu son sayfaya kadar koruyan, sürükleyici ve etkileyici bir romandı. Bende güzel bir iz bıraktı ve gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim kitaplardan biri oldu.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Puan vermedi·848 syf.··
2026 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:13
Profesör Dr. Halil İnalcık'a ait Fatih Sultan Mehmet Han kitabı; birinci el kaynak, monografi çalışmasıdır. -Eser Orhangazi'den Fatih'e kadar süren istanbul kuşatmalarını yüzeysel inceleyerek başlamaktadır. Babası ikinci Murat ve oğlu ikinci Beyazıt dönemlerine, Osmanlı tarih yazıcılığı hakkında kaynak ve kitap incelemelerinin yorumlarına yüzeysel olarak yer vermiştir. -Detaylıca ele alınan konular ise; Osmanlı-Bizanş ilişkileri, idari ve maliye sistemi gibi dönemin konularıdır. Halil Inalcık özellikle; Fatih Kanunnamesi olmak üzere, fetih sonrası politikaları, mektuplaşmaları, maliye kayıtları ve Tahrir defterlerini arşiv ve esas kaynaklardan bilgileri toplayarak belgelerini de kitaba eklemiştir. Bu çalışması ise eserin birinci el kaynak olma niteliğini taşımaktadır. Fatih Sultan Mehemmed Han
Alıntı
Fatih Sultan Mehemmed HanHalil İnalcık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019646 okunma
8/10
·136 syf.·
2026 85. kitabı
Panait Istrati (1886-1935), balkanların Gorki'si olarak bilinen Romen yazar. Kitaplarını Fransızca olarak yazan yazarın ilk kitabı Kira Kiralina. Osmanlı'nın son döneminde Romanyanın İbrail kentinde doğan Dragomir'in(Stavro) hikayesi anlatılıyor. Eğlence düşkünü bir anne ve şiddete meyilli bir babanın çocuğu olan Dragomir, babası ve abisi tarafından şiddete uğradıkları bir gün, annesi ve ablası Kira ile evden kaçarlar. Sonrasında anne ve ablasından ayrılmak zorunda kalan Dragomir, Osmanlı coğrafyasını dolaşmak zorunda kalır. İstanbul, İzmir, Beyrut, Şam, Diyarbakır, Ankara, Erzurum gibi yerlerde yaşar ve Barba Yani ile gezgin satıcılık yaparak salep satarak geçinirler. Gezdiği yerlerde gördüğü iyilik az, kötülük ise çoktur. İyiliğin az olmasına rağmen kötülüğe her zaman üstün geldiğine inanan Dragomir, sürekli anne ve ablasını arar ve günün birinde İbrail'e dönme hayalini kurar.
Kira KiralinaPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,541 okunma
Reklam
Reklam