Uzun zaman sonra kolay ve severek okuduğum,en cok beğendiğim kitap oldu. Kurgusu, dili, tarih,osmanli,gastronomi,astronomi, astroloji, geleneksel tip ile ilgili insanı yormadan bunaltmadan verdiği tadında bilgiler, mesajlar ve aşk hepsi de cok güzeldi.
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,017 okunma
Kitap öncelikle otomobilin dünya çapındaki tarihini ele alarak başlıyor. Bu bölümde otomobilin kıta Avrupası’ndan Amerika’ya, ilk modellerinden seri üretimine kadar çeşitli yönlerini ele alıyor.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Osmanlı Devleti’nde otomobilin tarihi ele alınıyor. Burada ülkeye nasıl geldiği, ilk başlarda devletin ve toplumun otomobile bakış açısı, alına tedbirler ve sonraki süreçte hukuki boyutlar ele alınarak toplumla nasıl entegre edildiği ele alınıyor. Bir başka bölümde ise otomobilin yazım hayatındaki izleri takip ediliyor.
Bilmiyorum bence fazla abartıldı ve yani öyle of harika bir kitaplık değil ben ötenazi serisini okudum ve beğendim maral yazarı diye aldım ama yok şahsen hoşuma gitmedi
İyi akşamlar arkadaşlar sizlere okurken duygulandığım, iyiki okudum dediğim, o günleri yaşıyor gibi hissettiğim harika bir kitapla geldim.
Kitap yazar @lordsinow kaleminden #atatürklozancumhuriyeti̇syan isimli kitabı.
Daha önce yazarın #sonmektup isimli kitabını okudum oda harikaydı sanırım yazarın tüm kitaplarını okuyacağım. Çünkü #gazimustafakemalatatürk 'ü bu kadar güzel ve belgelere dayanarak yazılan kitapları okumak harikaydı.
Yazar bizlere araştırma ve belgelere dayanan Osmanlı Devleti'nin yıkılışı sonrasında olan sancılı dönemi yaşananları öyle güzel aktarmış ki okurken duygulanmamak ve Atamıza Gazi ve şehitlerimize teşekkür etmeden duramadım.
Kitapda 1923_1925 yıllarında masa başında yaşananlar, Lozan antlaşması ile ilgili neler yaşandığı, Atatürk'ün ülke için nasıl kararlı ve vakur durduğunu anlatılıyor.
Bu harika kitabı mutlaka ama mutlaka herkes okumalı diyorum.
Bana bu harika kitabı tavsiye eden kitapfisiltisi sevtap canıma çok ama çok teşekkür ederim. İnşallah bir çok güzel kitapları birlikte okuruz.
@masakitapcom
@lordsinow
#terskargaylaokuyoruz #vuslatınkitapkurtları
Kitabımız, Osmanlı Devleti’nin 1683 yılında gerçekleştirdiği II.Viyana Kuşatması ile başlıyor. Öncelikle bu kuşatmanın neden başarısız olduğunu, yaşananları ve sonuçlarını okuyoruz. Aslında kazanabileceğimiz bir savaşı içimizdeki hainler yüzünden nasıl kaybettiğimizi ve bir insanın ihanetinin kocaman bir orduyu, hatta bir imparatorluğu nasıl etkilediğine şahit oluyoruz. Ama aslında kitabın asıl konusu bu kuşatma sırasında esir edilen yeniçeriler. Esir edilen yeniçerilerden bazıları yollarda ölürken kalan kısmı ise düşmanın elinden kurtulmayı başarıyor. Ancak bu esirler kendi aralarında da bölünüyor. Çünkü bazıları sipahi bazıları ise yeniçeri. Osmanlı Devleti’nin askeri yapısının en önemli iki grubu olan bu insanlar birbirleriyle hiçbir zaman anlaşamıyorlar. Esaretten kurtulduktan sonra da farklı yollara gitmeyi tercih ediyorlar. Biz Balaban Hasan adındaki yeniçeri ve arkadaşlarının hikayesini okuyoruz. Bunlar düşmandan kurtulduktan sonra Osmanlı İmparatorluğu’na dönemeyeceklerini, eğer dönerlerse savaştan kaçan insanlardan olduklarını düşüneceklerini ve hain ilan edilip öldürüleceklerini biliyorlar. Bu yüzden de farklı bir yere gitmek için ilerliyorlar. Günlerce yürüdükten sonra ki burada sayıları da gerçekten çok azalıyor Moena adındaki İtalyan vadisine sığınıyorlar. Buradaki insanlar ilk başta Türklerden korksa da önlerinde çok daha büyük bir tehdit olan Habsburglar olduğu için türkleri köylerine kabul ediyorlar. Aslında on gün kalıp yollarına devam edecek olan yeniçeriler bambaşka bir hikayenin ortasında buluyorlar kendilerini. Köyü Habsburg’ların elinden kurtarmak için mücadele etmeye başlıyorlar. Bu mücadele içinde bir fikir ortaya atılıyor. Hasan Şah ilan ediliyor ve Moena Türklerin ve Müslümanların idaresine geçmiş oluyor. Bu sayede Osmanlı halifesiden yardım
Yine bir popüler kitap yine bir hayal kırıklığı. 440 sayfa boyunca hep aceba e. Kim diye merak ettim. Öğrenemedim çünkü söylemiyor. Ciddi merak uyandıran hiç bir unsur yok. Bir bağlayıcılık yok. 250. Sayfa ya kadar ümidim vardı hadi bi şeyler olacak diye. ama asla hiç bir şey olmuyor arkadaşlar.
Kitabı okurken dedim ki aceba sadece ben mi beğenmedim. Kitabın incelemeleri eleştirilerle dolu. Yani roman mı yazmış sayıklamış mı belli değil. Hocasının metresi olan bir kız ve bu kız annesi ve anneannesi ile beraber yaşıyor. Anneside problem anneanneside. Konu bu. Bitirdim ama nasıl bitirdiğime şaşıyorum.
Bide yazar tam bir solcu ve lgbt denen pis sapıkların düşünce özgürlükleri zırvalarının savunucularından. Aynı zamanda müslümanların dini nikah kavramını hafife alıyor. Aman bu gerici ve yobaz zihniyetten ve kitaplarından uzak durun. Bide kitabı romana benzese diyeceğim ki kurgusu güzel en azından romana benziyor. Ama hem konu berbat hem düşünce yapısı leş. Uzak durun :-)