Siyonistler
"Siyonist temsilciler çeşitli imparatorluk iktidarlarıyla görüşmeler yaptılar, 1988'de Alman Kayseriyle, 1901'de Osmanlı Sultanıyla görüştüler. 1903'te İngiltere hükümeti Siyonistlere Uganda'yı önerdi. Öneri altıncı kongrede kabul edildi fakat sonradan reddedildi."
Sayfa 35 - Alan Yayınları·Kitabı okuyacak
Alıntı
Osmanlı toplumu çıkarları, hayat tarzı ve görüşü birbirine zıt iki sınıftan oluşmaktaydı. Patrimonyal padişahlık rejimi, imtiyazlı kullar idaresine dayanıyor, saray ve kulların hayat felsefesi ve yaşam tarzı, halkın inançları, yaşayış tarzıyla karşıtlık içinde bulunuyordu. Zarifler denilen saray kültürüyle yetişmiş yüksek sınıf, Osmanlı toplumundaki derin sosyal karşıtlığın başlıca nedenidir.
Sayfa 231 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Osmanlı padişahları tarafından daima himaye görmüş yüzlerce derviş, zâviye ve tekke, sultan berâtıyla vakıflara sahip olmuşlardı. Her padişah bir tarikat şeyhine özel yakınlık gösterir, vakıflar bağışlardı. Fâtih Sultan Mehmed gibi geniş görüşlü bir sultan Şeyh Akşemseddîn'i yanından ayırmıyordu. Fâtih'in İstanbul fethinde şehirde bazı kilise ve manastırların şeyhlere bağışlandığını biliyoruz. Fâtih, derviş, zâviye vakıflarını nesh edip, kaldırıp timara verdiği zaman Halvetîler, Amasya'da oğlu Şehzâde Bayezid'in yanına gittiler, saltanatı Cem'e karşı desteklediler; II. Bayezid'in saltanatında Halvetîlik, sarayın büyük desteğini gördü; zengin vakıflarla tekkeler kurdu.
Sayfa 230 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Sultan Murad pâdişahlık otoritesini göstermekte, ufak baha-nelerle ulemâ dahil, birçoklarını cellâdın palası altına gönderen acımasız müstebit bir hükümdar görünümünde idi. Karakterinin oluşumunda uzun zaman kendisini koruyan, eğiten vâlide sultan Kösem'in rolü vardır. Kösem, yıllarca fiilen hâkimiyetini icra ettiği Murad'ın gerçek bir Osmanlı padişahı olmasını isterdi. Sultan Murad çabuk hiddete gelen, cezalarında aşırı bir karakterde idi. Reâya şikâyetlerini ciddiye alır, vali ve kadıları bu yüzden cellâdın satırı altına gönderirdi.
Sayfa 227 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Sultan Murad 1635 sonbaharında Revan zaferiyle İstanbul'a girmeden önce kaymakam Bayram Paşa'ya kendi el yazısıyla gizli bir emir gönderdi. Hatt-i hümâyûn, sarayda Kafes'te bulunan I. Ahmed'in (1603-1617) oğulları Şehzâde Bayezid, Kasım ve Süleyman'ın katlini emrediyordu. Şehzadeler 25 yaş civarında, yetişmiş delikanlılardı. İranlılara karşı kazanılmış ilk büyük zaferin sahibi genç pâdişah için İstanbul'da yedi gün yedi gece şenlik ilân olundu. "Halk-i 'âlem 'îş ü 'işrete" kendini vermiş, tüm İstanbul halkı bayram yaparken kaymakam paşa uğursuz emri yerine getirmek için pâdişahın yakın adamı bostancıbaşı Duçe Ahmed Ağa ile şehzadeleri bir bahane ile Kafes'ten çıkarıp boğdular. Onların yalvarmaları, cellâdın kemendine karşı boğuşmaları yürekleri parçaladı, idamı icra edenler dahil, kimse gözyaşlarını tutamadı. Sultan I. Ahmed'in evlâdından Hasan da hayatını kaybetti. Sultan I. Ahmed'in oğullarından yalnız bir kişi, Şehzâde İbrahim kaldı. Kösem, onu haremde saklayıp böylece tüm şehzâdelerin ortadan kalkmasını önledi, böylece Osmanlı hânedânının devamını sağlamış oldu.
Sayfa 225 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
1623'ten beri devletin en büyük sorunu, Şah Abbas'ın Revan (Erivan) ve Bagdad işgalleriydi. Revan, İran ipek kervanlarının Bagdad-Hind ticâret yolu üzerinde, Osmanlı ekonomisinin can damarları idi. Pâdişah seferine tüm yeniçeri ordusunun katılması kanûndu, fakat birçok yeniçeri oturak ve korucu adıyla İstanbul'da kalırdı. Sultan Murad, buna izin vermedi, bir ihtiyar yeniçeri oturak kalmak istedi, sultan boynunu vurdurdu. Sefer yolunda zorba olarak bilinen kimseleri bulup acımaksızın katlediyordu. Konya'ya uğrayıp Mevlânâ türbesini ziyaret etti, kurbanlar kestirdi; bölgede Hıristiyan zimmîlerin cizyesini türbeye vakfetti. IV. Murad, özellikle, Celâlîler döneminde (1596-1607) “hâlî ve harâbe" (ahâliden yoksun, harâbe) haline gelen Anadolu'yu kalkındırmak için önlemler aldı: Çoğu İstanbul'a kaçıp sığınmış olanların eski vatanlarına sürülmesini emretti. Revan seferinde Sultan Murad çok sert davrandı. Herkes Sultan Murad'ın acımasız idamlarından dehşet içindeydi. Kimseye güler yüz göstermez, armağan vermezdi. Sefere katılanlardan Sivas beylerbeyi Ali Paşa ve başka paşaların başları kesilerek idam olundu. Vakanüvis'e göre bu seferde birçok beyin başı gitmiş, eşyaları hazinece zabt olunmuştur. Sultan Murad sipahi zorbalarından da kimi bulduysa idam etti. Kaleleri almak için 25 büyük top denizden Trabzon'a getirilmişti. Revan Kalesi önüne varış dört ay sürdü. Gürcüler pâdişahın ordusuna harac ve zahire yardımı gönderdiler. Revan kuşatması kalenin teslim alınmasıyla noktalandı (8 Ağustos 1635). Kaleyi, 12.000 İranlı tüfekli asker savunuyormuş (İranlılar yivli tüfek kullanan Kazaklardan yardımcı ücretli asker kullanıyorlardı); kaleye 12.000 asker konularak dönüşe geçildi. Revan fethinden sonra Sultan Murad, Tebriz'e kadar bölgeyi yağma ve tâlan ettirdi. Padişahın alayla girdiği
Sayfa 222 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih