Çift-hane sistemi hakkında,
İlkin mîrî arazi, yani devletin rakabesini (mutlak mülkiyet hakkını) elinde tuttuğu arazi, bütün tarım topraklarını kapsamaz. Mîrî arazi, yalnız hububat ziraati yapılan, tarla olarak kullanılan arazidir. Bağlar ve bahçeler bunun dışında kalır. Çünkü, büyük kitlelerin geçimi, geçimlik ekonomi, ordunun ve şehirlerin iaşesi, hububat ekimine, başlıca buğday-arpa ekimine dayanır. Darlık ve açlık, hububat ekiminde noksandan ileri gelir. Devlet bu yüzdendir ki, tarla ziraatini, hububat ekimini kontrol altında tutmak zorunluluğunu duymuştur. Osmanlı kanûnnâmelerinde kesin bir madde var-dır: Tarla, bağ ve bahçe haline getirilemez. Tarlaların devamlı işletimi, kanûnla garanti altına alınmıştır. Aile emek ünitesini, kısaca reâya çiftliğini, devlet daimî kontrol altında tutar. Bir çift öküzü olan aile, bir işletme ünitesi oluşturur. Hayvanî enerji ünitesinin, yani bir çift öküzün işleyebileceği toprak ünitesi, ekonomik bakımdan en verimli işletme olarak tanınmıştır. Bu raiyyet çiftliği, devlet için tarım ekonomisinin temel ünitesidir. Onun parçalanmasına ve kaybolmasına karşı bir sürü kanûn önlemleri alınmıştır. Özetle, belli bir ekonomik ve sosyal rejimin uygulanması içindir ki, devlet tarla arazisini kendi mutlak kontrolü altına almak gereğini duymuştur. Buna mîrî arazi rejimi diyoruz. Aslında, mîrî arazi kendi başına bir gaye değildir, vazgeçilmez bir düzendir. Bu nokta, şimdiye kadar yeterince anlaşılamadığından, belli bir tarım ekonomisi ve sosyal yapının sürdürülmesi için Osmanlı sosyal yapısı hakkında çeşitli sosyolojik modellerden alınan yetersiz teoriler ileri sürülmüştür. Yukarıda sözünü ettiğimiz bu ana ekonomik sosyal düzene biz çift-hane sistemi diyoruz (Tahrîr Defterlerinde çift- bâ-hâne).
Sayfa 247 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Kara kışta bizi şu beyaz dağlara sürükleyen nedir? Vatan sevdasıdır! Osmanlı'nın eski sınırlarına kavuşma sevdasıdır. Hatta eski sınırları daha ötesine taşıma düşüncesidir. İşte bu büyük düşünceyle, ümitle karlı dağlar dahi kolayca aşılır. Biz vatan yolunda birer Ferhat'ız. Dağları delmesek de aşmak için buradayız.
Sayfa 116·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam
İttihat ve Terakki, kategorik eşitsizliklerin tasfiyesi ve siyasal hakların genişletilmesine yönelik bir siyaset izlemekle birlikte, gayrimüslim köylülüğün temel şikayet konusu olan toprak sorunu ve vergilendirme başlıklarında bütünlüklü ve radikal bir programa sahip değildi. Özellikle taşrada toprak sorununa taraf olan mülk sahiplerinin siyasi desteğine dayanması ve İmparatorluğu jeopolitik basınç karşısında güçlendirmek için tarım kaynaklı toplumsal artığa duyduğu ihtiyaç, Cemiyetin siyasi müttefiki konumundaki Makedonyalı ve Ermeni örgütlerden gelen ısrarlı talepleri karşılayacak bir adım atmasını engelliyordu. Benzer şekilde, yine bu örgütlerin temel taleplerinden biri olan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve ademimerkeziyetçi bir idari yapının kurulması da, İttihat ve Terakkinin İmparatorluğun kaynaklarını mümkün olduğunca kısa bir süre içinde seferber etmeye yönelik merkeziyetçi siyasetiyle uzlaştırılması mümkün olmayan bir çelişki teşkil ediyordu. Stratejik öncelikler arasındaki bu potansiyel çatışma kaynağı, yani cemaatlerin imtiyazları sorunu, toprak ve vergilendirmeden kaynaklanan gerilimler ve merkeziyetçilik siyasetiyle ademimerkeziyetçi talepler arasındaki çelişki, zamanla Meşrutiyet’in ilanını mümkün kılan ittifakın çözülmesine yol açarken, bunu, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasında Rumeli’de Müslümanlara, Anadolu’daysa Hristiyanlara yönelik mezhepçi şiddet, zorunlu göç ve kitlesel katliamlarla sonuçlanacak bir çatışma dönemi izledi.
Sayfa 371·Kitabı okudu
Geleneksel tarımın temeli olan emek birimi, hiç kuşkusuz, ev-lenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuş erkek köylünün simgelediği köylü ailesidir. Bu rejimde, köylü aile ünitesi esas itibarı ile, koca, kadın ve çocuklar ve çoğu zaman evlenmiş oğullarla torunlardan oluşur; bu "patriarchal" ve "patrilineal" bir aile tipidir. Koca, aile ekonomisinin, işletmenin son söz sahibi ve örgütleyicisidir. Ekonomik örgüte hâkimdir. Devlet, vergi mükellefi olarak onu tanır. Buradan toplumumuzda bugün bile, hiç olmazsa kır sektöründe patriarchal aile tipinin neden hâkim aile tipi olduğunu anlıyoruz. Osmanlı Devleti, kocası ölen kadının erkek evladı yoksa, elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar, ırgatla idare edebilirse, onu bîve adıyla işletmenin sahibi tanınabilir. Birçokları genel kanûnnâmede, müzevvec yani evli erkeğin, neden o kadar önemli bir yer tuttuğunu açıklayamamışlardır. Bütün Osmanlı tahrîrlerinde, yani vergi kaynaklarını belirleyen defterlerde, vergi-nüfus sayımında hâne, aileyi temsil eden kocanın adıyla tespit edilir.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
ülkeyi yönetiyor:)
Osmanlı tarihinde ilk defa olarak tahta sünnetsiz bir padişah çıkmıştı. Sultan 1 Ahmet’in ilk işi kendisini sünnet ettirmek oldu.
Sayfa 185 - DK
Bizans ve Osmanlı imparatorluklarında vergileme, öküz sayısına göre yapılmakta idi. Salgın sonucu öküzü ölen köylü çaresiz kalır, fakr u zarurete düşer ve hükümet anlayış göstererek vergi affına giderdi.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Reklam