Puan vermedi·365 syf.··
2026 233. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:58
Yüzyıllarca hükümdarların başucu kitabı olan Siyasetname'den bence günümüz liderlerinin de öğreneceği çok şey var. Siyasetname uzun kısa birçok yaşanmış hikayeden oluşuyor. Sıkıcı bir kitapta değil. Selçuklu sultanları için yazılan bu kitap sadece Selçuklu ile sınırlı kalmamış devamı olan devletlerde de etkisini göstermiştir. Osmanlı ve diğer Anadolu beylikleri Selçuklu tebaası olduğu için etkilerini görmek şaşırtıcı değil. Osmanlı tarihiyle eş zamanlı okunduğu zaman daha da farkedilir hale geliyor. Mesela Siyasetname'deki pençik ve gulam sistemi Osmanlı'da devşirme/yeniçeri sisteminin temelini oluşturuyor. Kulluk sistemini Sultan 1. Murat'a getiren de Çandarlı ve Mevlana Paşa. Demek ki Karesi ve Karamanoğulları beyleri de bu kitabı okumuşlar. Osmanlı diğerlerinden farklı olarak kul sistemi uygulayıp devlet görevlileri de oluşturmuştur. Osmanlıda gayrimüslim tebaa arttıkça kitaptan biraz uzaklaştılar. Kitapta geçen bir hikayede devlette gayrimüslim veya etnik kökenlilere görev verilmemesi konusu var. Osmanlı bunun acısını sonraları çekiyor. Asıl önemli konu ise tımar politikası. Tımar politikası da Siyasetname'den alıntıdır. Tımar sistemi uygulandığı vakit Osmanlı gücünün zirvelerinde iken bu sistem bozulduğunda doğrudan ekonomisi alt üst olmuştur. Siyasetname çağının çok ötesinde bir kitap. Osmanlı'da buna benzer Koçi Bey Risalesi var ama döneminde etkili olamamıştır. Hem tarih hem tavsiye açısından okunması gereken bir tavsiye kitabı.
SiyasetnameNizamülmülk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,716 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022700 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Osmanlı'da Garip Yasaklar
7/10
·175 syf.··
2026 1. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:24
Reşad Ekrem Koçu Haşmetli Yosmalar Osmanlı Tarihinde Yasaklar Öncelikle merhaba, çok sevdiğim bir yazar olan Reşad Ekrem Koçu'nun ilginç bir kitabını incelemek istiyorum. Kitabımız iki bölüm halinde; birinci bölümde tarihte nam salmış ünlü kadınlar var. Burada Bizans, antik Roma, antik Yunan ve 1700, 1800'lü yıllar Rusya, İngiltere, Fransa'da zekalarıyla, olaylarıyla nam salmış ünlü kraliçeler, kadınlar anlatılıyor. Şunu söylemeliyim ki! bu bölümü okurken biraz zorlandım, kitap akıcı olmadı maalesef. Normalde Reşad Ekrem Koçu kitapları müthiş akıcı devam eder. Belki benim daha çok mitoloji tarzını çok sevmememden kaynaklanıyor olabilir. İkinci kısım ise daha akıcı bir bölümdü. Osmanlıda yüzyıllar içinde olan ilginç yasaklar anlatılıyor. O kadar ilginç yasaklar var ki, gerçekten okuyunca insan şaşırıyor. Örneğin evlerde yemek çeşidi yasağı, yedi türlüden fazla yemek, tatlı vb. pişirilmemesi ya da sofrada olmaması yasağı çok ilginçti gerçekten.O kadar ilginç yasaklar var ki, mesela devlet erkanı ve üst düzey yöneticiler hariç ata ve arabaya binmeme yasağı. Şöyle ilginç bir anekdot var mesela bu yasakla ilgili; Edirnekapı civarında oturan Hilye-i Peygamber eserinin sahibi Hakani Mehmed Bey’e bu eserinden dolayı sadaret makamı ödül olarak ne istediğini sorunca, Mehmed Bey çok yaşlandığı ve her gün Edirnekapı'ya kadar yaya gidip gelemediğini, bu sebeple bir taşıt hayvanı istediğini söyler. Sadaret makamı ise bu yasağı çiğnememek için Babıali civarında bir ev alıp şaire hediye etmiş ve arzusu bu şekilde yerine getirilmiş. Taşınma yasağı, hamam yasakları, kıyafet yasakları vb. bir sürü ilginç yasak... Veba hastalığının anlatıldığı bölüm de akıcı ve ilginçti gerçekten. Sonuç olarak; kitabın birinci bölümünü pek beğenmemekle beraber, ikinci bölümünün okunabilir ve güzel olduğunu düşünüyorum. Tüm okuyuculara keyifli
Tarih
Haşmetli Yosmalar Osmanlı Tarihinde YasaklarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2017135 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Yine İskender Pala sayesinde Osmanlı’da birkaç gün geçirdiğim için çok mutluyum. O dönemi yaşatan kitapları çok seviyorum ve bu yüzden yazarın her kitabında aynı hissi yaşıyorum. Bu kitabı, bir önceki çıkardığı Azdahak kitabına benzettim. Onu sevenler bunu da sevecektir. Çünkü oradaki gibi burda da bir macera ve heyecanlı bir olay yaşanıyor. Her bir sayfayı ne olacak şimdi diye heyecanla çevirtiriyor yazar. Çok sürükleyici bir kurguydu yine. Eğlenceli denilecek bir olaydı benim için. Bir grup soyguncu saraydan kaşıkçı elmasını çalacaklardır ve bu süreçte hiç beklenmedik birçok olay yaşıyorlar. Her bir olay ardından başka bir sır açığa çıkıyor. Yazarın anlatımı her zamanki gibi çok başarılı. Ne ağır ne de basit bir dili var. Bir macerayı anlatırken tarihi kültürel değerlerimize de değiniyor.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,453 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:36
Deli Kurt, Osmanlı’da Yıldırım Bayezid’in ardından yaşanan Fetret Devri ve şehzadeler arasındaki mücadeleler etrafında şekillenen tarihi bir roman. Hikaye, İsa Çelebi’nin oğlu Murat’ın etrafında şekilleniyor. Bu aynı zamanda Atsız’dan okuduğum ilk kitaptı. Roman boyunca daha önce bildiğim ama zamanla unuttuğum bazı tarihi olayları yeniden hatırlamış oldum. Edebiyatla tarihin buluştuğu kitapları ayrı seviyorum. Kitabın tarihi tarafını severek okudum. Ancak hikayeye eklenen fantastik unsurları çok sevdiğimi söyleyemem. Ben daha çok gerçekçi çizgide ilerleyen kitapları okumaktan keyif alıyorum. Buna rağmen kitap son sayfaya kadar merak duygusunu korudu. Oldukça akıcıydı ve keyifle okudum. Tarihle iç içe romanları sevenlere tavsiye ederim.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,7bin okunma
Ormanda oyunu her zaman aslan mı kurar yoksa güç tilkide midir?
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Merhabalar Kitapsevenherkes ailesi İskender Pala’nın en sevdiğim kitabı olmuş olabilir desem abartmış olmam. Soygun, beni ilk sayfadan son sayfaya kadar “Tilki kim?” sorusunun peşinden sürükledi. Kitap boyunca adeta bir ipucu avına çıkıyorsunuz; her yeni detayda zihniniz başka bir şüpheliye kayıyor, her bölümde “Bu sefer çözdüm” diyorsunuz ama yazar son ana kadar merak duygusunu ustalıkla diri tutuyor. Bu da kitabı elinizden bırakmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Kitapta en sevdiğim detaylardan biri ise güç ve zekâ arasındaki ince çizginin çok güçlü bir metaforla verilmesiydi. Genelde “ormanların kralı aslandır” deriz; gücü, otoriteyi ve hükmetmeyi temsil eder. Hikâyede de ilk bakışta aslanın oyunu kuran taraf olduğu hissine kapılıyorsunuz. Ancak ilerledikçe asıl kurgunun, sessizce ilerleyen ve görünmeyen hamleleriyle tilki tarafından şekillendiğini fark ediyorsunuz. Bu durum, güç ile zekânın çatışmasını çok daha derin ve düşündürücü bir hale getiriyor. Bir diğer dikkat çekici nokta ise karakter isimlerinin ve kurgunun hayvan metaforlarıyla uyumlu ilerlemesiydi. Bu detay sadece estetik bir seçim değil; hikâyenin alt katmanını güçlendiren, okuyucuya sürekli “bir şeyler sembolik mi anlatılıyor?” hissi veren çok ince bir işçilikti. Böylece sadece bir gizemi çözmüyorsunuz, aynı zamanda karakterlerin arkasındaki anlam dünyasını da okumaya başlıyorsunuz. Tarihsel arka plan ise kitabı bambaşka bir seviyeye taşıyor. Sultan Mahmut dönemi ve özellikle Vakayı Hayriye sonrası Osmanlı’da yaşanan kırılmalar, devlet yapısındaki değişim ve sarsıntılar hikâyeye çok doğal bir şekilde yedirilmiş. En çok hoşuma giden şey, tarihin burada kuru bir bilgi gibi anlatılmamasıydı; aksine olayların içinde yaşayan, karakterlerin kararlarını etkileyen canlı bir unsur gibi ilerliyor. Bu da
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,453 okunma