Türkiye üstün zekâlı, üstün yetenekli çocukları kullanamayan, eğitemeyen bir ülkedir. ÖSYM dediğimiz, kopya mekanizmasıyla dejenere edilmiş sistem de bu yetenekli çocukları elemiştir. Çünkü onların dikkati o test modeline uymaz, dikkatleri dağılır veya dikkatlerini başka türlü toplarlar.
Akademik testlerin çoğunda kısa süre olduğundan ve hızlı düşünmek gerektiğinden, bize akıl yürütme hızımızın zihin kalitemize işaret ettiği, tereddüt etmenin ve kararsız kalmanın sakıncalı olduğu ve her türlü bilişsel zorluğun kendi başarısızlıklarımızın göstergesi olduğu öğretildi.
Hızlı düşünüp hızlı davranan insanlara saygı duyarız ve "yavaş" olmak aptallıkla eş anlamlı kabul edilir.
Üniversiteden ödül alma meselesi biraz farklı tabii, bir kere gidip ben ödülünüzden almak istiyorum diye başvurmuyorsun oraya. Sonra "profesyonel jüri" falan yok ortada, çocuklar kendileri oy veriyorlar kafalarına göre. Böylesinin mutlu etmesi mümkün ve anlamlı benim için. Çünkü ortada bir yarış yok. Velhasıl bana fahri rektörlük, fahri ÖSYM başkanlığı falan gibi ödüllerle gelmesinler ama kantinde kendi aralarında Ali Abiyi pek seviyoruz gelse de muhabbet etsek diyen üç kardeşim bile çağırırsa masaya dördüncü olmaya giderim. Yani üşenmezsem tabii.