"Şunu merak ediyorum Pınar, arkadaşlar kendi aralarında bir konuyu sadece bir defa konuşurlar ve o konuşmayı kolay kolay unutmazlar. Ancak öğretmenler bir konuyu defalarca anlatırlar ve on iki yıl boyunca aynı konuları sürekli tekrar ederler. Sonra ÖSYM çıkar bu anlatılanlardan bazılarını sınavda 160 soru olarak sorar ve öğrencilerin çoğu bu sorulara doğru dürüst cevap veremezler. Soruların tamamını hatırlayabilen yani öğrenci tabiriyle ful çeken birkaç öğrenci çıkmasına rağmen hiçbirini hatırlamayan, yine öğrenci deyişiyle sıfır çeken binlerce öğrenci çıkar. Bu bana çok ilginç geliyor."
Türkiye üstün zekâlı, üstün yetenekli çocukları kullanamayan, eğitemeyen bir ülkedir. ÖSYM dediğimiz, kopya mekanizmasıyla dejenere edilmiş sistem de bu yetenekli çocukları elemiştir. Çünkü onların dikkati o test modeline uymaz, dikkatleri dağılır veya dikkatlerini başka türlü toplarlar.
Akademik testlerin çoğunda kısa süre olduğundan ve hızlı düşünmek gerektiğinden, bize akıl yürütme hızımızın zihin kalitemize işaret ettiği, tereddüt etmenin ve kararsız kalmanın sakıncalı olduğu ve her türlü bilişsel zorluğun kendi başarısızlıklarımızın göstergesi olduğu öğretildi.
Hızlı düşünüp hızlı davranan insanlara saygı duyarız ve "yavaş" olmak aptallıkla eş anlamlı kabul edilir.