Kuvvetinin ve yetkisinin Allah’tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette, hesap verebileceğini düşünen ve devleti, ülkeyi miras kalmış bir malikane kabul eden bir hükümdar, her türlü kayıttan kendini serbest görür. Böyle bir yönetimde, milletin benliği, hürriyeti söz konusu da olamaz. Bu nedenle, yetkileri sınırlı da olsa hükümdarlık şekli demokrasiye , milli egemenlik ilkesine uygun değildir. Hükümetin, sınırlı sayıda insanların elinde bulunması da millet varlığının hiçbir zaman kabul edemeyeceği bir durumdur. Milletin bütün olarak çoğunlukla, devlet yönetimine katılımına engel olan bu “oligarşi” usulü de bir grubun, kendi menfaatlerini elde tutmak için bütün bir millete ait egemenliği, elinden zorla almaktan (gaspından) başka bir şey değildir.