Ozan

Ozan
@ozandmr92
Okumayı,araştırmayı,bilgiyi seven biriyim. Aynı zamanda düzenli olmasa da öykü yazmaktayım.
Milleti ve ülkeyi, Dünya Savaşı’na sokanlar, hayatları endişesine düşerek ülkeden kaçtılar. Padişah ise, meclisi dağıtarak keyfi yönetimi iade etti. Meclisi Mebusana, bu düşünceyi destekleyebilecek ve düşmanlara karşı ise millet ve ülkenin duyarlılığını uyuşturabilecek adamlar getirdi.
Sayfa 62
Reklam
Hükümdarlık, Oligarşi
Kuvvetinin ve yetkisinin Allah’tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette, hesap verebileceğini düşünen ve devleti, ülkeyi miras kalmış bir malikane kabul eden bir hükümdar, her türlü kayıttan kendini serbest görür. Böyle bir yönetimde, milletin benliği, hürriyeti söz konusu da olamaz. Bu nedenle, yetkileri sınırlı da olsa hükümdarlık şekli demokrasiye , milli egemenlik ilkesine uygun değildir. Hükümetin, sınırlı sayıda insanların elinde bulunması da millet varlığının hiçbir zaman kabul edemeyeceği bir durumdur. Milletin bütün olarak çoğunlukla, devlet yönetimine katılımına engel olan bu “oligarşi” usulü de bir grubun, kendi menfaatlerini elde tutmak için bütün bir millete ait egemenliği, elinden zorla almaktan (gaspından) başka bir şey değildir.
Sayfa 58
“Senin burada yaptığında bu mu, don juan?” “Bizimki biraz değişik, çünkü biz yolun sonundayız. Bi şey aramıyoruz. Hepimizin burada yaptığı ancak savaşçıların anlayabileceği bir şey. Bi şey yapmadan günden güne geçiyoruz. Bekliyoruz. Bunu tekrarlamaktan bıkmayacağım: beklediğimizi ve ne beklediğimizi biliyoruz. Biz özgürlüğü bekliyoruz!”
Sayfa 118
“Savaşçıların hayatlarındaki en büyük kuvvetlerden biri korkudur” dedi. “Onları öğrenmeye teşvik eder.”
Sayfa 55
Peder e dinlerin, ırkların ve dillerin ayrıştırıcı olmaması gerektiğini, karşıdaki insana, insan olduğu için değer verilmesi gerektiğini söyleyince, “ Birçok şeyi unutmana rağmen benliğini en gelişmiş teknoloji bile unutturamamış, sen iyi bir adamsın evlat. “ dedi.
Sayfa 41
Reklam