BOŞLUK
Onca düş tek bir yatağa sığamazdı.
Hayatım, sayısını unuttum, odalara
saçıldı. Dönüp toparlanmaya çalışsam,
gövdem sonsuz bir çarşafın kıvrımlarına
dağılmış, gecelerim hep kısa kalmış.
Zaman ağır adımlarla geçip gitmiş
içimden, o kadar ki: Kafamın dibinde
bir delik, yaşadığım her coşku, her
bozgun, doğru firarlarla hepten yanlış
üstüne gitmeler, bende ne varsa sanki
oradan boşluğa gerisin geri boşalmış-
yarıdan çoğu silinmiş bir replika,
karşımdaki aynada deliksiz uyku.
yıpranmışız
bahçedeki kapı kadar
ayrılıklardan
ve beyaz hayaletlerinden
gidenlerin,
muşambalarla sarmalanmış ,
konuşuyoruz hala tutkuyu.
tutkumuz oysa tuz
içine postların bastırıldığı
yapalım diye meşinden
aşkın derisini..’
JOHN BERGER
Belkide insanlar sisli bir denizde sürüklenen birer gemiden başka bir şey değiller, ara sıra uzaklarda birbirlerinin ışıklarını görüyorlar ve yan yana geçip giderken kısacık bir süre selamlaşıyorlar.