Molloy - Malone Ölüyor - Adlandırılamayan

Üçleme

Samuel Beckett
Çevirmen:
Uğur Ün
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 14 dk.
Sayfa Sayısı:
432
Basım Tarihi:
2011
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Orijinal Adı:
Molloy, Malone Meurt, L'lnnommable
ISBN:
9789755391526
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Düştüğüm yanılgı, yaptığım tanımlamada."
Puan vermedi·432 syf.··
Beğendi
·
2023 44. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2023 00:45
Herkesin kendi anlamını bulabildiği, kendince bir derinliğin izini sürebildiği eserlerin defaatle okunması, yüzlerce kitabın etkisini karşılayabiliyor.. Belki de bize ilgi çekici gelen şey, o bilinç parçalarının dağıldığı anda, bilinç üstü bir kavrayışın devreye girmesidir. Mesela Mercier ile Camier' de konuşmalar öylesine insancıl ve çarpıcıdır ki, kendini bulmayan pek az kişi vardır sanıyorum. Beckett 'ın tutmak istediği yol biraz da insanın kendinde takılıp kalışının direncini kırabilmek bana kalırsa, kendini bu kadar önemseyen insanın, silinebilirliğinin altını çizmek. Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan adlı romanlarından oluşan üçleme, Beckett'in en önemli yapıtlarından... Eserle ilgili karaladığım, genel bilgi ve spoiler içermeyen, notları buraya iliştiriyorum... Molloy Üzerine; İnsanlar elleri kalem tutuyorsa düşüncelerini en doğru ve etkili biçimde dile getirebilmek için uğraş verirler. Beckett adeta bu yolu tersinden yürüyor... Yani anlam yüklenen her şeyden, yalınlığa ve ilk ürpertiye... Kendi anlatılarını yarıda bırakıp, kendi sözünü kesmesi, yine Molloy'da gördüğümüz, bedensel ve zihinsel dağılışın eş zamanlılığına işaret ediyor gibiydi. Soyutlamanın çağrışımlar ve devinimlerle zirveye ulaştığı metinde Beckett'ın sonsuzluk kaygısını, zaman dışılıkla, katlanılmaz acıyı da kayıtsızlıkla ifadelendirmesi inanılmazdı... Bende yarattığı en büyük etki, dilin ve ona yön veren bütün yönergelerin yok edilebilirliğiydi... Karalanıp, aynı kalemin arkasındaki silgiyle silinebilen sayfalar gibi... Bedenin ve ruhun , dıştaki kusurun içteki kusurla bütünlenmesi... Tam, Lousse 'a veda ettiği o yağmurlu günde, Beckett Molloy yerine konuşmaya başlıyor... "Bu öyküden sıkıldım." gibi cümlelerle ifadeler netleşiyor; ölüm, uyku, gece, deniz ile ilgili
Edebiyat
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2013 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2013 00:00
Bu kitabın şahsında varoluşçu temel metinlerarası bir karşılaştırma yapıp, kitapların varoluşçuluk ekseninde birbirlerine olan konumunu irdelemeye çalışacağım. Temel metinler olarak Üçleme, Yabancı ve Bulantı ( Sartre’ın romanlarından herhangi biri, ya da hepsinin bu anlamdaki bileşkesi diyelim) seçiyorum. Tabi incelenecek çok farklı metinler mevcut ama bu metinler ve yazarlar varoluşuluk mevzubahis olunca en fazla zikredilenler. Beckett’ in yapıtlarında ana fikir saçma ve bu saçmada hareketin, olayın, olguların saçmalığı, dolayısıyla herhangi bir şey yapmanın ya da düşünmenin saçma olacağıdır. Üçlemede bu fikir adım adım işleniyor; hikaye, her şeyin ortadan kaybolduğu, yaşamın(varsa) belirtilerinin, düzenli düşüncelerin yerini kaosa bıraktığı ve sonunda hiç bir şeyin olmadığı bir sonda noktalanıyor. Bedensel fonksiyonlar kayboluyor önce, geçmiş silinmeye başlıyor, sadece anlık olayların değerlendirildiği bir hal alıyor zihin. Sonra sadece düşünceler çıkıyor ortaya, düşüncelerle farkında olmaya, var olma halinin devam ettirilmesine çalışılıyor, bunlarla direniliyor yok oluşa. Ve nihayet düşünceler de anlamsızlaşıyor, kesiliyor ve hiç bir yere bağlanmıyor, varmıyor. Üçleme esasen ayrı ayrı yayımlanan üç kitap. Beckett yazdıklarının ısrarla farklı kitaplar olduğunu, bir üçleme fikriyle yazılmadığını belirtse de eleştirmenler ve yayınevleri bu kitaplarda düşünsel bir bütünlük görüp üçleme olarak yayınlarlar. Okuyunca yayınevlerine hak vermemek elde değil, tek bir eserin farklı bölümleri gibi oluşturulmuş. Yabancı bilindiği üzere cinayet, kayıtsızlık, değerlerin reddedilişi; kahramanın dünyadan fikren ve bedenen kopuşu, kendine ve ölümüne yabancılaşmasıyla giden bir süreci anlatıyor. Burada bizim kahramanın fikriyatının temelini sorgulayabileceğimiz bazı durumlar
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
Bekliyordu. Neyi, bilmiyordu.
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 20:18
"Bekliyordu. Neyi, bilmiyordu. Zaman geçti mi, yoksa zamanın geçmesi fikri mi geçti—ayırt edemedi. Bir an için ayağa kalkmayı düşündü. Kalkmadı. Düşünce de yorgundu zaten; eyleme dönüşecek kadar diri değildi. “Buradayım,” dedi. Ses çıkmadı. Belki de hiç söylememişti. Belki de hep söylemişti." Beckett’in Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan’dan oluşan üçlemesi ile geleneksel roman yapısı bu üç kitap boyunca adım adım soyuluyor, parçalanıyor ve geriye sadece hiçliğin ortasında yankılanan, susmayı beceremeyen bir ses kalıyor. Üçlemenin ilk adımı, dış dünya ile kurulan bağların hastalıklı bir şekilde çözülmesini anlatıyor. Molloy’un sürünerek annesini araması ve Moran’ın kusursuz, rasyonel düzeninin yavaş yavaş parçalanması, varoluşun bedensel bir çürümeye teslim oluşu görevi görüyor. Bana göre Moran karakterinin, hiç yüzünü görmediği Youdi adlı patrondan aldığı emirler doğrultusunda kendi otantik benliğini yitirmesi; sadece para kazanmak ve hayatta kalmak uğruna, hiç tanınmayan müşterilerin gönderdiği fotoğraflardaki ruhsuz yüzleri tuvale kopyalamak zorunda kalan bir zanaatkârın yaşadığı o mekanik yabancılaşmanın ta kendisidir. Dış dünyanın dayattığı "siparişler", sanatçıyı da tıpkı Moran gibi kendi kimliğinden soyutlar ve mekanik bir köleye dönüştürür. Hareket bitmiştir. İkinci adımda bizler, dış dünyayla bağlantısı tamamen kesilmiş, bir odaya ve yatağa çakılı kalmış Malone ile baş başa kalırız. Hayatta kalmak sadece ölümü beklemekten ibarettir. Malone bu bekleyişi uyuşturmak, zamanı katlanılır kılmak için kurgular yapar, hikâyeler uydurur. Atölyenin sınırları içine hapsolmuş bir zihin için yaratım eyleminin nasıl bir yüke dönüştüğü bu evrede en çıplak haliyle görülür. Sanat, yüce bir ilhamın dışavurumu değil; dört duvar arasındaki klostrofobiyi, varoluşsal
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
10/10
·432 syf.··
2018 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2018 18:41
SAMUEL BECKETTADLANDIRILAMAYAN Kitabın kapağını kapatıp şöyle arkanıza yaslandığınızda ne verdi bu kitap bana diye düşündüğünüzde verebileceğiniz cevap hiçbir şey,hayır hayır sakın yanlış anlaşılmasın belki de çok şey.Bellekle zihinle uzun bir konuşmanın içinde,yaratılmış iki karakter içinde Mahood ve Worm, çok şeyler var.Benim,sizin,ötekinin yarattığı sorguladığı sorduğu,soruların cevaplarını beklediği bir çok sorular var.”Araştırırsınız durmadan ararsınız,kendinizde ararsınız,kendinizin dışında ararsınız,insanlara söversiniz,Tanrı’ya söversiniz,sövmeyi bırakırsınız haliniz kalmaz toparlarsınız kendinizi,yılmadan yine ararsınız,doğa neresi,usumuz neresi,siz nerdesiniz,onların size yaptıklarını arar ve sürekli konuşursunuz diyor “yazar romanda.Evet kitabın özeti bu tamamen ağız ve belleğin bir kafanın içinde hapis oluşu habis oluşuda diyebiliriz buna.Gözlerbelirli bir konumda,sadece ileriye bakabiliyor,oynatmaya çalışıyor hareketi kısıtlı,kulağı olmadan duyan,ağzı olmadan konuşan,dünyayı bir yandan dışarısı bir yandan içerisi diye ikiye bölen şeyim,dünya jilet gibi ince ben iki yanda da yer almıyorum tam ortadayım ara bölmedeyim,iki yüzüm var diyor ki bu iki yüzünü yukarda da bahsettiğim gibi iki karakter oluşturarak veriyor önce Mahood daha sonra Worm olarak bazen de ikisi birden.Bazen yalnız,bazen üç karakter halinde,uzun uzundaya,sözler,söz öbekleri,bazen umutsuzsa tam kaybederken umudu tekrardan umuda yönelişi,varoluşsal yurtsuzluğa doğru,zor bir yolculuk.Sadece bir ses işiten,düşünen,düşündüklerini anlatan bir varlıkla karşı karşıyayız. Adlandırılamayan’la birlikte üçlemeyi tamamladım.Beckett önce bir dizini,sonra bacağını,daha sonra diğer bacağını,belden aşağısını ve aşama aşama tüm bedenini kaybettirerek,sadece ağız,zihin,bellek ve söz öbekleriyle sürekli
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
Bir gün her okurun yolunun düşeceği o yazar.. Beckett ve Üçlemesi'
Puan vermedi
1969 yılının Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Samuel Beckett'tan modern edebiyat için bir dönüm noktası olan "Üçleme" Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan Eğer Godot'yu Beklerken'i okuduysanız Vladimir ve Estragon'un diyalogları arasındaki belirsizliği çok net bir biçimde fark edersiniz. Sürekli Godot'yu beklerler. Lakin bu Godot kimdir, nedir, neden onu bekleyip dururlar belirsizdir işte... Beckett'ın Üçleme'sinde de büyük oranda belirsizlik hakim. Zaten bu belirsizlik yazarı yüceltiyor benim nezdimde. Beckett'ın sıradan roman karakterleri veya sıradan konularla işi olmaz. Üçleme'deki karakterlerin tamamı bir nebze sakattır. Üstelik sadece bedenen değil, zihnen ve ruhen de. Böylece yarattığı karakterler üzerinden kalemini konuşturan Beckett okura güllük gülistanlık şeylerden bahsetmez. O sakat karakterlerle nasıl bahsedebilir ki? Yani ortama kasvet ve müthiş bir rahatsız edicilik hakimdir ve bu rahatsız edicilik adeta satır satır okurun zihnine işler. Molloy sakattır lakin bacakları vardır ve bisikleti de. Bir amaç uğruna devinip duran Molloy'un amacı nedir pek anlaşılmaz. Yalnızca ölmüş annesiyle ilgili olduğu sezdirilir o kadar. İlerleyen sayfalarda Molloy'un Moran karakterine dönüşümüne tanık oluruz. Moran olarak Molloy'un bu değişimi pek de göze batmaz yalnız. Malone Ölüyor'da Molloy'un bir üst boyutudur. Beckett burada daha ileri gider lakin Malone Molloy'dan ziyade tamamen yatağa bağlıdır ve ölmeyi bekler. Beklerken de içine düşmüş olduğu boşluğu doldurmak adına bir takım hikayeler kaleme aldığı görülür. Zamana yenik düşmemek adına. Adlandırılamayan'da ise anlatıcı pek de insani bir belirti göstermez aslında. Düpedüz "Adlandırılamayan"dır o ve konuşur durur işte. Konuşur durur. Kendi kendine konuşur, dinleyeni yoktur. İşte bu yüzden susturulamaz ve bitmez. Yani
Edebiyat
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 21:44
İlk iki kitabi okurken yordu beni daha neler yazdın acaba diyerek üçüncü kitaba başlamıştım iyi ki okudum diyerek bitirdim... Beckett in yoğun anlatımi varoluş sancıları içinde bulunduğu ikilemler bol bol düşündürüyor... Beckett okumaya devam edecegim çok ara vermeden Acaba Nasil? kitabini okumak istiyorum.
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
Çok Anlamadım Fakat :)) (Spoiler İçerir)
Puan vermedi·432 syf.·
2026 4. kitabı
Samuel Beckett’in üçlemesini bitirdiğimde aklımda net bir hikâye kalmadı. Hatta ilk hissettiğim şey biraz boşluktu. Sanki okuduğum şey bir roman değil de yavaş yavaş dağılan bir zihin gibiydi. Yine de kitap kapandıktan sonra bazı duygular ve düşünceler insanın içinde dolaşmaya devam ediyor. Üçleme; Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan adlı üç romandan oluşuyor. İlk başta sanki birbirinden kopuk hikâyeler gibi görünüyorlar. Ama okudukça hepsinin aynı çözülmenin farklı aşamaları olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz. Karakterler net değil, olaylar çoğu zaman belirsiz ve anlatıcıya bile her zaman güvenemiyorsunuz. Molloy’da bir yolculuk var gibi görünüyor. Ama bu yolculuk giderek bir yere gitmeyen bir dolaşmaya dönüşüyor. Okurken bazen Molloy’a mı gülüyorum yoksa onunla birlikte mi kayboluyorum tam anlayamadım. Ardından gelen Moran bölümü ise başta daha düzenli ve mantıklı görünse de o da zamanla aynı dağılmanın içine çekiliyor. Bu kısımda en çok hissettiğim şey, düzenli görünen bir hayatın da çok kolay parçalanabileceği oldu. Malone Ölüyor’da ise hikâye anlatma çabası var. Yatakta ölümü bekleyen bir adam, kendine oyalanmak için hikâyeler uyduruyor. Ama o hikâyeler de sürekli yarım kalıyor, yön değiştiriyor, bazen kendi kendini bozuyor. Sanki anlatmak isteyen bir zihin var ama anlatının kendisi elinde dağılmaya başlıyor. Adlandırılamayan ise üçlemenin en zor kısmıydı. Artık ortada düzgün bir hikâye bile yok. Daha çok durmadan konuşan bir ses var. Kim olduğu belli değil, nerede olduğu belli değil. Ama konuşmayı bırakmıyor. Bazen yorucu olsa da bu bölümde garip bir dürüstlük hissettim. İnsan zihninin bazen gerçekten böyle dağınık ve durmaksızın konuşan bir şey olduğunu fark ediyorsunuz. Bu üç kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey şu oldu: Beckett sanki bize bir
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2024 290. kitabı
ÜçlemeÜçleme Samuel BeckettSamuel Beckett Romanın geçtiği yer belirsizdir, ancak bu belirsizlik, yazar Samuel Beckett'ın doğum yeri olan İrlanda'nın etkisini hissettirmektedir. Mekânın soyutluğu, okuyucuda bir kaybolmuşluk hissi uyandırarak, karakterlerin içsel yolculuklarına odaklanmayı kolaylaştırmaktadır. Roman, iki farklı karakterin iç monologlarından oluşur; bu monologlar, karakterlerin zihinsel dünyalarını ve geçmişlerini keşfetmemizi sağlar. Öykü ilerledikçe, Molloy ve Jaques Moran adlı bu iki karakterin geçmişlerinin ve düşüncelerinin birbirine benzer olduğu görülür; aralarındaki tek fark isimleridir. Bu durum, insan deneyiminin evrenselliğini vurgularken, karakterlerin kimliklerine dair derin bir sorgulama yapma fırsatı sunar. Romandaki kısıtlı olay örgüsü, bu iki karakterin iç monologlarıyla anlatılmaktadır. İlk monolog, Molloy adında eski bir serserinin düşüncelerine dayanmaktadır. Molloy, artık annesinin evinde yaşamaktadır ve geçmişte bıraktığı şeyleri, özellikle de yaşadığı vedaları hatırlayarak "ölmeyi bitirmek" için yazmaktadır. Bu, Molloy'un içsel çatışmalarını ve yaşamına dair duyduğu pişmanlıkları yansıtan derin bir ifadedir. Molloy, annesini bulmak için geri dönmeden önceki yolculuğunu anlatmaktadır. Bu yolculuk, büyük ölçüde bisikletiyle gerçekleştirilmiştir. Ancak, bisiklet üzerinde dinlenmesi ahlaksızca bulunduğu için tutuklanır, fakat gayriresmî bir şekilde serbest bırakılır. Bu süreçte, isimsiz bir ülkede, isimsiz şehirler arasında dolaşırken, çeşitli garip karakterlerle karşılaşır. Örneğin, asası olan yaşlı bir adam, bir polis memuru, bir hayır kurumu çalışanı gibi figürler, Molloy'un hayatına dokunan anlık karşılaşmalardır. Ayrıca, bisikletiyle çarparak öldürdüğü köpeğin adını hatırlayamadığı sahibi ("Bayan Loy... ya da Lousse, unuttum, ilk adı Sophie gibi bir
Edebiyat
ÜçlemeSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2011187 okunma

Yazar Hakkında

Samuel BeckettYazar · 38 kitap
Samuel Barclay Beckett, (13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin - 22 Aralık 1989, Paris), İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair. 20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce'un takipçisi olduğu için "son modernistlerden", daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de "ilk postmodernistlerden" biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin'in "Absürd Tiyatro" olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. En bilinen eseri Godot'yu Beklerken'dir. Beckett'in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hatta hiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. "Roman ve drama türlerinde yeni formlarda oluşturduğu eserlerini, modern insanın yoksunluğu üzerine kurguladığı" için, 1969'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Beckett, ayrıca 1984'te Aosdána'da Saoi seçilmiştir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Samuel_Bec...