Üçleme (Molloy / Malone Ölüyor / Adlandırılamayan)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.253
Gösterim
Adı:
Üçleme
Alt başlık:
Molloy / Malone Ölüyor / Adlandırılamayan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391526
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Molloy, Malone Meurt, L'lnnommable
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
20. yüzyılın en büyük yazarlarından Nobel Ödüllü İrlandalı yazar Samuel Beckett'in Watt ve Murhpy'sinin ardından Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan adlı romanlarından oluşan ünlü Üçleme'sini okurlarımıza sunuyoruz. Beckett'in en önemli yapıtları olarak görülen her üç romanda da tek bir kişinin çeşitlemeleri denebilecek antikahramanlar, bedensel yetilerini yitirirken, varoluşlarını yalnızca ussal düzlemde duyumsar ve sözün içinde yaşamaya başlarlar...

Molloy, koltuk değnekleriyle kent dışında bir çukurun dibinde fiziksel çöküşünün tamamlanmasını beklerken modern insanın metafizik serüvenini dile getirir: "Çürümek de yaşamaktır..." Yaşlı ve felçli olan Malone, ölüme, "bedeninin karar vermesini" beklerken yaşamdan elinde kalan tek gücü kullanır: Kendi kendine anlattığı gerçekle düş arası öykülerle, ölüme giden devinimi içinde bilinçsel ben'ini, bedensel ben'inin çöküşüne tanık kılar. Molloy'un koltuk değnekleri gibi, Malone'un da fizik dünyayla ilişkisini ucu kancalı bir sopa sağlar: Her ikisi de uygarlığın yıkıntıları içinde, "çürüme süreçlerine bir çeşni" katmaktan geri kalmaksızın, koltuk değnekleri ve sopalarıyla, kendilerine yaşamdan ölüme, dilden mutlak sessizliğe giden yolu açmaya çalışırlar. Adlandırılamayan'ın bir kafayla, neredeyse bir ağızla özdeşleşen anlatıcısı ise insanlık durumunun tüm bulantı veren yanlarını okura haykırır...

Beckett, yaşamı parça parça bütünleşen bir karanlık gibi görmeye çağırır okurunu. Esas olanın acı çekmek olduğunu düşünür. Uzlaşmazlık, anlamsızlık gibi kavramların sert havasını yumuşatan aşktan, arzudan, çalışkanlıktan asla söz etmez. Yaşamla bağlarının sonuna gelmiş, anlamlı bir varoluş iddiasını ya da gerekçesini yitirmiş yaşlı, sakat ve kendini ifade etmekten aciz insanlardır anlattıkları. Belki de hiçbir yazar güçsüzlüğün ne demek olduğunu Beckett kadar iyi anlatamamıştır...
Tekil okumayla yetinmeyen okurlar için... (Tanıtım Bülteninden)
(Arka Kapka)
SAMUEL BECKETTADLANDIRILAMAYAN

Kitabın kapağını kapatıp şöyle arkanıza yaslandığınızda ne verdi bu kitap bana diye düşündüğünüzde verebileceğiniz cevap hiçbir şey,hayır hayır sakın yanlış anlaşılmasın belki de çok şey.Bellekle zihinle uzun bir konuşmanın içinde,yaratılmış iki karakter içinde Mahood ve Worm, çok şeyler var.Benim,sizin,ötekinin yarattığı sorguladığı sorduğu,soruların cevaplarını beklediği bir çok sorular var.”Araştırırsınız durmadan ararsınız,kendinizde ararsınız,kendinizin dışında ararsınız,insanlara söversiniz,Tanrı’ya söversiniz,sövmeyi bırakırsınız haliniz kalmaz toparlarsınız kendinizi,yılmadan yine ararsınız,doğa neresi,usumuz neresi,siz nerdesiniz,onların size yaptıklarını arar ve sürekli konuşursunuz diyor “yazar romanda.Evet kitabın özeti bu tamamen ağız ve belleğin bir kafanın içinde hapis oluşu habis oluşuda diyebiliriz buna.Gözlerbelirli bir konumda,sadece ileriye bakabiliyor,oynatmaya çalışıyor hareketi kısıtlı,kulağı olmadan duyan,ağzı olmadan konuşan,dünyayı bir yandan dışarısı bir yandan içerisi diye ikiye bölen şeyim,dünya jilet gibi ince ben iki yanda da yer almıyorum tam ortadayım ara bölmedeyim,iki yüzüm var diyor ki bu iki yüzünü yukarda da bahsettiğim gibi iki karakter oluşturarak veriyor önce Mahood daha sonra Worm olarak bazen de ikisi birden.Bazen yalnız,bazen üç karakter halinde,uzun uzundaya,sözler,söz öbekleri,bazen umutsuzsa tam kaybederken umudu tekrardan umuda yönelişi,varoluşsal yurtsuzluğa doğru,zor bir yolculuk.Sadece bir ses işiten,düşünen,düşündüklerini anlatan bir varlıkla karşı karşıyayız.

Adlandırılamayan’la birlikte üçlemeyi tamamladım.Beckett önce bir dizini,sonra bacağını,daha sonra diğer bacağını,belden aşağısını ve aşama aşama tüm bedenini kaybettirerek,sadece ağız,zihin,bellek ve söz öbekleriyle sürekli konuşan bir karakter yarattı en nihayetinde.İsimsiz,Adlandırılamayan bir karakter.

Kitabın önsözünde J.M . Coetze’nin Samuel Beckett’e bakmanın sekiz yolu başlığı altında bir yazı var.Bu yazının ilk maddesinde Beckett’ın felsefi açıdan düalist olması,bir beden artı bir zihinden olduğumuz kanısında,beden ve zihin arasında bağlantının açıklanamamış olması ve gizemli olması.Yaratılışımızın ikili olduğunu,ikili yaratılışında dünyada ki tedirginliğimizin kökeni olduğu kanısında,yaratılışın değiştirilememesinden dolayıda absürdlükün ortaya çıktığı kanısındaymış.Üçlemeyi okuduğumuzda ortaya çıkan sonuçta tam olarak bu denebilir.
Çürümek de yaşamaktır, biliyorum, biliyorum, eziyet etmeyin bana ama insan bazen unutuyor.
Samuel Beckett
Sayfa 28 - Ayrıntlı yayımları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üçleme
Alt başlık:
Molloy / Malone Ölüyor / Adlandırılamayan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391526
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Molloy, Malone Meurt, L'lnnommable
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
20. yüzyılın en büyük yazarlarından Nobel Ödüllü İrlandalı yazar Samuel Beckett'in Watt ve Murhpy'sinin ardından Molloy, Malone Ölüyor ve Adlandırılamayan adlı romanlarından oluşan ünlü Üçleme'sini okurlarımıza sunuyoruz. Beckett'in en önemli yapıtları olarak görülen her üç romanda da tek bir kişinin çeşitlemeleri denebilecek antikahramanlar, bedensel yetilerini yitirirken, varoluşlarını yalnızca ussal düzlemde duyumsar ve sözün içinde yaşamaya başlarlar...

Molloy, koltuk değnekleriyle kent dışında bir çukurun dibinde fiziksel çöküşünün tamamlanmasını beklerken modern insanın metafizik serüvenini dile getirir: "Çürümek de yaşamaktır..." Yaşlı ve felçli olan Malone, ölüme, "bedeninin karar vermesini" beklerken yaşamdan elinde kalan tek gücü kullanır: Kendi kendine anlattığı gerçekle düş arası öykülerle, ölüme giden devinimi içinde bilinçsel ben'ini, bedensel ben'inin çöküşüne tanık kılar. Molloy'un koltuk değnekleri gibi, Malone'un da fizik dünyayla ilişkisini ucu kancalı bir sopa sağlar: Her ikisi de uygarlığın yıkıntıları içinde, "çürüme süreçlerine bir çeşni" katmaktan geri kalmaksızın, koltuk değnekleri ve sopalarıyla, kendilerine yaşamdan ölüme, dilden mutlak sessizliğe giden yolu açmaya çalışırlar. Adlandırılamayan'ın bir kafayla, neredeyse bir ağızla özdeşleşen anlatıcısı ise insanlık durumunun tüm bulantı veren yanlarını okura haykırır...

Beckett, yaşamı parça parça bütünleşen bir karanlık gibi görmeye çağırır okurunu. Esas olanın acı çekmek olduğunu düşünür. Uzlaşmazlık, anlamsızlık gibi kavramların sert havasını yumuşatan aşktan, arzudan, çalışkanlıktan asla söz etmez. Yaşamla bağlarının sonuna gelmiş, anlamlı bir varoluş iddiasını ya da gerekçesini yitirmiş yaşlı, sakat ve kendini ifade etmekten aciz insanlardır anlattıkları. Belki de hiçbir yazar güçsüzlüğün ne demek olduğunu Beckett kadar iyi anlatamamıştır...
Tekil okumayla yetinmeyen okurlar için... (Tanıtım Bülteninden)
(Arka Kapka)

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Su
  • Richard Wagner
  • Ahmet Kaya
  • indéfini
  • *ilge
  • Galip
  • Hans Castrop
  • Rorschach
  • Noir
  • cicoretti

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%17.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.7
25-34 Yaş
%46.4
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35.5
Erkek
%64.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (5)
9
%10 (1)
8
%20 (2)
7
%10 (1)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0