Ne zevk, ne ün, ne iktidar: özgürlük, yalnız özgürlük. İnanan hayaletlerini bırakıp, aklın hortlaklarıyla haşır neşir olmak, sadece ve sadece yeni bir hapishaneye geçmek demektir.
Şimdiye kadar hatadan ve yanılgıdan başka bir şey olmadığımı, hiç yaşamadığımı, sadece zamanı bilinçle, düşünceyle doldurduğum ölçüde var olduğumu biliyorum. Ve kendimi, gerçek düşlerle dolu bir uykudan uyanmış bir adam ya da bir deprem sayesinde, yaşadığı hücrenin aşina karanlığından kurtulmuş biri gibi hissediyorum.
Bak yine kayboldu gitti gün! Kirletildi! İsraf oldu! Yozlaştırıldı bütünüyle! Sersemlikle yok oldu gitti!.. Aptalca sıkıntılarla!..Toparlayabilsem kendimi!..
Gerçekten... Yani! Kendi âlemime dalabilsem!.. Anlıyor musun?... Dış dünya elimi kolumu bağlıyor!.. Kemiriyor beni! Dağıtıyor!..
(Bu kaçıncı dönüş?)
Bu sürekli dönüş?
Bilmiyorum.
Bir tutku mu?
Bir saplantı mı?
Toprağın çekmesi mi?
Denizin çağrısı mı?
Bilmiyorum.
Bilmeden dönüyorum.