ANAÜ/TürkDiliveEdebiyatı2
Cogito ergo sum
kitapkedicay.sessizlik (instagram kitap sayfam)
Sıfır (adet) kitap okuyanları takip etmiyorum.
Kitap öneri-tanıtım dışında mesaj atmayınız.
Elimden bırakamadım. İki günde okudum. O iki gün boyunca kitabı kapattığımda gözlerim yaşlarla doldu. Bir hayat hikayesi okumuş gibi değil de, bir hayat yaşamış gibi oluyorsun okuyunca diyenler çok haklıymış. Çok etkilendim. Başa çıkamadığım şeyleri düşündüm. Bazı hayatlar sadece acıyla dolu. Bazı insanlar çok güçlü…
Ben, sevdiğim insanlara çok anlatırım. Tüm duygularımı samimiyetle konuşurum. Üzülürken bile neşeliyimdir. Acımı derinden yaşarım ama o umut hep elimden tutar. Her durumda da insanları motive etmeye çalışırım. İnsanların moralini bozmam. Gerçekleri, karşıdakini umutsuzluğa düşürmeden aktarmaya, çözümleri umutla bulmaya odaklanırım. Bir de bu açıdan bak diye olumluya yönlendiririm. Bu, yaşadığım sıkıntıların içinden çıkış yolumdur. Belki de zayıflığımı örtüyorum bununla bilmiyorum. Bu kitaptan sonra kimseye edecek bir tek cümlem kalmamış gibi hissediyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir zamanlar insanlar hayatlarından memnun değillerse devrim yaparlardı. Şimdi alışverişe çıkıyorlar. Tamamen bir hafıza kaybı dönemi yaşıyoruz.
ARTHUR MILLER
Jack London'un otobiyografik eseri. Zaten London'ın romanları genellikle fazla miktarda otobiyografik özellik gösteriyor, yani London yaşadıklarını yazıyor diyebiliriz bir bakıma.
Kitabın adı John Barleycorn. Bu isim bir Amerikan viski markası ve London, kitap boyunca, içki (alkol) sözü yerine John Barleycorn ismini kullanıyor.
Yazar, alkolü sevmediği halde sosyal zorunluluk ve kolay ulaşılır olması nedeniyle gençlik döneminde tanışıyor John Barleycornla. İçki içmenin erkeklik, karşılıklı içki ısmarlamanın ise bir nezaket olarak görüldüğü bir çevrede ister istemez içkiyle içli dışlı oluyor. Kuvvetli bir bünyeye sahip olan London çoğunlukla sarhoş olmasa da birkaç kez içki nedeniyle kontrolunu kaybediyor. Bu durum yazarı çok öfkelendiriyor, çünkü o hiçbir şeye karşı yenilmemek, hiçbir şeye karşı kontrolunu kaybetmemek isteyen güçlü bir karakter. Sonrasında yine içki almaya devam etse de artık John Barleycornu kontrol altına almış olduğunu belirtiyor.
Jack London, kitabın sonunda, kendisinin güçlü bünyesi ve iradesiyle alkole yenilmediğini ama pek çok kişinin hayatını mahvettiğini ve kötü bir şekilde öldüğünü gördüğünü vurgulayarak, içkinin yasaklanmasını, hiç olmazsa gençlerin içkiye ulaşmasının engellenmesini istiyor.
Alkolle güçlü bir şekilde savaşan ve sonunda galip gelen London'ın alkol hikayesini mutlaka okumalısınız. Hatta kitaptan bazı bölümler, okul ders kitaplarına konu olsa yeridir diye düşünüyorum.
John BarleycornJack London · Yordam Edebiyat · 20191,842 okunma
Kişisel kitaplığım için eksik kalan Ahmet Ümit seçkisini tamamladım ve bugün yazarımızın 1996 yılında yazmış olduğu "Sis ve Gece" adlı ilk romanıyla karşınızdayım. Öncelikle ilk romanı olduğuna inanmak zor... Çünkü 1996 yılındaki romanının teknik özellikleri ve kurgusal bazları neredeyse günümüzdeki Ahmet Ümit'le aynı... Yani edebi açıdan çok farklı bir kafa olduğu daha ilk romanından belli, o romandan sonra da arkasına bakmadan devam ediyor ve Türk Edebiyatının en önemli yazarlarından biri oluyor. Geçmişten günümüze bu detayı kavrayabilmek benim için çok hoştu. Bu romanında, en temel özelliği olarak karakterlerini anlatırken verdiği detayları beğendim. Tabii edebi hayatının ilk romanının eksikleri bir hayli mevcut. Yalın bir üslup tercih etse de karşımızda sürükleyicilikten uzak bir roman var. Kurgu bi anda 240 ile hızlanırken, sonraki dakikada hızı 40'a düşürüp birden yavaşlıyor. Dengeyi pek kurulamamış geldim. Ve sonuç bölümü! Eser, sanki Bir Formula 1 aracıymışçasına o kadar hızlı ve o kadar tekdüze bitiyor ki.. Bir de fazlasıyla tahmin edilebilir bir son. "İlk elin günahı olmaz." derler tabii, bunun doğruluğunu Ahmet Ümit'in yakın dönemdeki romanlarını okuyup görebiliyorsunuz. Ancak "Sis ve Gece", vasat bulduğum bir okuma oldu.
Herkese kendini polis olarak tanıtan MİT görevlisi Sedat ana kahramanımız... Eşi Melike ve ikiz kızlarıyla başlarda mutlu bir hayatı vardır, teşkilatta da iyi işler yaparlar. İstihbaratçı kadroda yer alan yakın arkadaşı Yıldırım'ın pusuya kurban gitmesi ve ölümüyle Sedat duygusal açıdan sarsılır. Tam o dönemlerde karşısına üniversite öğrencisi Mine çıkar. Birbirlerini dinler, sevmeye başlar ve iki yıl sürecek bir yasak aşka adım atarlar. Sona yaklaştıklarında ise Mine onu sevmediğini söyler ve ayrılırlar. Çünkü genç kız, üniversitede