Atla insan arasındaki tek fark, atın atı kıskanmamasıdır. Atlar bu konuda kıskançlık nedir bilmezler. Tanrıya şükür, insanlar da atları kıskanmayı henüz öğrenemediler.
Taşlara basa basa, dağı aşa aşa yürüyordu. Yine acı düşüncelere daldı. İhtiyarlık gelip çatmıştı. Evet, artık sona varan yol eve varan yoldan kısaydı: "Gökyüzünde sıra sıra uçuşan kazların kanat çırpınışına kendi kanatlarının gücü yetmediği için geride kalıp tek başına donarak ölen kaz gibi ölmek istemiyorum, kanat çırparken ölmek istiyorum. Bir yuvadan uçup gideceğim zaman, o yuvayı benimle paylaşanlar üzerimde cıvıl cıvıl uçuşsunlar, işte benim armanım bu..." diye düşünüyordu.
Kalp..
Çoktan öğrendik ki beden ile can orada karışıyor, Allah ile kul orada buluşuyor, seven ile sevilen orada kavuşuyordu. Fizik duyguya, kas yığını cevhere dönüştüğündeyse Şark coğrafyalarında bir gönül medeniyeti kurulmuştu.Artık Kalp medeniyetin merkezindeki hükümdar; benzeyişleri ve benzetilişleri olan bir efendiydi. Keşanelerdi yeri söz gelimi veya viraneler... Siz deyin saray, ben diyeyim yuva.