Zaman hiç geçmemiş gibi aynı kalmayacaktım elbette, yıllar üst üste yığılmış da bende hiçbir değişiklik olmamış, sanki gelecekteki zamanım şimdiki zamanımla tıpatıp aynı olma tehdidini taşıyormuş gibi. Peki, şimdi zamanım nasıl bir şeydi? Geçmiş zamanlardaki anların tamamını dolduran bir alçalma duygusu. Okul hayatında kocaman bir hiçtim ve bunun dışında hiçbir zaman başka bir şey de olamamıştım. Tabii ki zaman geçecekti, tabii ki büyüyecektim, tabii ki bazı olaylar yaşanacaktı, tabii ki hayat devam edecekti, fakat ben bu hayatın içinden hiçbir sonuca ulaşamadan geçip gidecektim. Emin olmaktan da öte bir şeydi bu. Bu bendim.
Bazı çocuklar kendilerini buna çok çabuk inandırırlar ve yanıldıklarını onlara gösterecek birini bulamadıklarında, insan, tutkusu olmadan yaşayamayacağı için, hiç olmazsa deyip başarısızlık tutkularını geliştirirler.
Sanki gözleri güneşten kör olmuş, deliliğin zincirlerinde çırpınan yarasalarla karşılaşmış biri gibiyim, bana, " Kılı kırk yarmakta öyle ifrata gittin ki akıl yolundan saptın, makulün hükmünü fırlatıp attın" diyorlar.
Allah'tan korkmayı, doğru konuşmayı, sözünde durmayı emaneti yerine getirmeyi, hiyanetten uzak durmayı, yetimi esirgemeyi, komşularına iyi davranmayı, öfkeyi bastırmayı, yumuşak sözlü olmayı, selamlaşmayı, imama bağlı kalmayı, Kur'an hakkında derin derin düşünmeyi, ahireti sevmeyi, hesaba çekilmekten çekinmeyi, uzak vadeli emeller beslememeyi ve iyi amel işlemeyi sana tavsiye ederim.