Oysa bilmez miyiz ki "kapasitemizden az iş yaptığımızda, bu zamana ihanettir."
Zaman'a, evet, zaman'a ihanet...
Hem de en büyük ihanet.
Gel de şimdi bunu inkâr et!
Sen elinden geleni yap, elinden geleni yaptığına önce sen inan, gerekirse hiç uyuma ama sakın vazgeçme. Bir kere vazgeçersen sonra hep vazgeçersin. Sen elinden geleni yap ki, kendi gözünden düşmeyesin.
Gözümü sıkıca kapattım
Bir şeyleri unutmak istiyor gibiydim
Ama hatırlamak istedim,
Belkide hiç olmamak.
Sonra yeniden kendim olmak istedim.
Baktım uzunca...
Pencereden yansıyan ışığın duvardaki aksine baktım.
Bir hayâlim vardı onu hatırladım.
Sonra hayâlime ulaşmaya engel, önüme koyduğum koca dağlara baktım...
Ve o an, zihnimde hepsi eriyip gittiler
Anladım ki birkaç tepecikten ibarettiler.
Gözümde neyi büyüttümse önümde taş olarak onu gördüm.
Ben kendim koymuştum ,kendim örtmüştüm hayâllerimle aramdaki perdeyi..
Size Türkiye'de bir kurum tarif etsem, bu kurumun hangisi olduğunu söyleyebilir misiniz? İnsanların dört duvar içerisinde tutulduğu, geniş bir avlusu olan, belirli saatlerde insanların avluya çıkmasına izin verilen, kapısında güvenlik görevlileri olan, imza atarak içeriye girdiğiniz, müdür tarafından yönetilen, koridorlarında nöbet tutulan, her gün yoklama yapılan, katı kuralları olan, kural ihlallerinin disiplin suçuyla cezalandırıldığı, müfettişler tarafından denetlenen, insanların sınıflandırıldığı, sorgulama hakkınızın kısıtlı olduğu, kamerayla gözetlenen, arada sırada firarların olduğu ve çıkarken çok mutlu olunan kurum hangisidir?