...?...?/1989...
Kendini haddinden fazla duyumsadığı için acıya ve korkuyuda haddinden fazla duyarlı arkadaşım için, burası tam bir cehennemdi. Her şeyiyle farklıydı Ankara'dan. Çok kültürlü, birçok etnik gruptan oluşan, bu etnik grupların bir nevi kabileci bir tutumla diğerleriyle arasına sınırlar koyarak birbirinden ayrıştığı, etnik milliyetçiliğin gündelik yaşama, ilişkilere yansıdığı, daha çok Arap ve Kürtlerin hakim olduğu bir yerdi o zamanlar Hatay'ın Dörtyol ilçesi. Bu arada şunu söylemezsem arkadaşımın yaşadığı şeyler, içinde bulunduğu ortamın iklimi tam olarak anlaşılmaz. Arkadaşımın babası gençliğinde ve nerdeyse tüm hayatında siyasetle uğraşan, Türk Milliyetçisi ve MHP kökenli biriydi. Bu siyasi görüşü, kimliğinin en önemli unsurunu oluşturuyordu o zamanlar. Buda Dörtyol gibi Arapların ve Kürtlerin çoğunlukta olduğu ve o zamanlar siyasi iklimin, Kürt ve Türkler arasında büyük gerilimler yarattığı bir ortamda, arkadaşım ve ailesini potansiyel olarak bir hedef haline getiriyordu. Bu ortam, bırakın arkadaşımı, bir yetişkin için bile çok tehlikeliydi.
Etnik grupların sahip olduğu siyasi görüş, kendi kimliğini oluşturan unsurları korumaya dönük bir amaçla benimsendiği için, kendi etnik grubu ve siyasi görüşleri dışında kalanları ötekileştirir. Arkadaşımın babasının siyasi görüşüde, kendi etnik kökenlerini temel alarak oluştuğundan, doğal olarak bölgenin çoğunluğunu ötekiler olarak görmeyi gerektiriyordu. Bu öteki aynı zamanda düşmanda demekti. Babasının siyasi görüşünü miras olarak alan, korkulara duyarlı, korku temelli bir hayat yaşayan arkadaşım, korkularını var eden düşmanını bulmuştu. Bu korku veren düşman, kendilerini azınlıkta bırakan, nerdeyse tüm bölge halkıydı. Azınlıkta olmanın yol açtığı bir dikkatle dikkatini, etnik grupları birbirinden ayıran