"Belki kendilerinden olana düşmanlık etmek, kendi türünü dışlamak bir diğer insan özelliğiydi." "Onlar ölüyorlar ve bu yüzden sabırsızlar." "Beni küçük bir odaya koydular; oda, bütün insan odalarıyla mükemmel bir uyum içinde dikdörtgeni kutsuyordu. İşin tuhaf yanı bu odanın polis merkezindeki, hatta gezegendeki diğer odalardan ne daha iyi ne de daha kötü görünmesine rağmen, memurların, diğer herhangi bir odada durmaktansa, "hücre" denen bu odada durmanın özel bir ceza olduğunu düşünüyor gibi görünmeleriydi. Kendi kendime kıkırdamaya başladım. Ölen bir bedende yaşıyorlardı, ama bir odaya kilitlenmek onları bundan daha çok endişelendiriyordu!" "Yine de, odaların şeklini göz önüne aldığımda, bu adamların çember diye bir şeyin varlığının farkında olmaları içimi biraz rahatlatmıştı." "Evlilik, iki insanın birbirini sevip sonsuza dek birlikte kaldığı bir aşk birliğiydi. Ama bu durum, bana göre, aşkın zayıf bir güç olduğunu ve desteklenmesi için evliliğe ihtiyaç duyduğunu ima ediyordu. Üstelik birlik 'boșanma' denen bir șeyle bozulabiliyordu ve bu yüzden, görebildiğim kadarıyla, mantıksal açıdan iyice saçma bir hal alıyordu." "Eğer bir testte başarısız olursanız neden başarısız olduğunuzu anlamak için bir başka test yapılıyordu. Galiba testleri bu kadar çok sevmelerinin sebebi özgür iradeye inanmalarıydı. Hah! Yavaş yavaş keşfediyordum ki insanlar hayatlarını kontrol edebildiklerine inanıyor ve bu yüzden de sorular ve testler karşısında bir tür hușu duyuyor, çünkü bu şekilde, seçimlerinde başarısız olan ve doğru cevapları vermek için yeterince çalşmamış diğer insanlar üzerinde belli bir hakimiyetleri olduğunu düşünüyorlardı. Ve pek çok insan başarısız olduğu son testin sonucunda benim gibi kendini bir akıl hastanesinde buluyor, diazepam dedikleri beyin boşaltıcı haplar
Anım­samak ve susmak istiyorum. SON
Düşünen insan, yalnız bir varlıktır ve gizlenme mec­bur kalabilir,.. Kalem oynatabileceğim son ana ka­dar, içgüdüler karşısında aklın zaferine, ölüm arzusunu durdurabilen düşüncenin özgür gücüne inanan bir döne­min ve birkaç kuşağın yaşadığına tanıklık etmek istiyo­rum. Bir yaşam programı olarak bakınca çok bir şey de­ğil bu belki ama fazlası da gelmiyor elimden. Bildiğim tek şey, kendi acımasız, sadakatsiz yöntemimle bu tanık­lığa sadık kalmak istediğimdir. Doğru, Avrupa'yı gördüm ve dinledim, bir kültürü özümsedim. Yaşamdan bundan çok daha fazlasını alabilir miydim? Şimdi burada noktayı koyuyorum ve kaybedilmiş bir savaşı yaşamış biri olarak söylemek istediklerimi tek bir nefeste söylüyorum: Anım­samak ve susmak istiyorum. İ
Sayfa 390·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
_Işık bekliyor, fakat karanlığa sığınıyoruz. İncil _Karanlığa lanet etmektense, bir mum yakmalıyız. _Neyin doğru olduğu umurumuzda mı? Fark ediyor mu? _Gerçek bilgelik, sınırlarımızı bilmekte yatar _Can sıkıcı ve sevimsiz görünse de bilimsel yöntemin önemi, bilimsel bulgulardan çok daha büyüktür. _Edilgen taraf, baskın tarafın yanılsamalarına kapılarak gerçeklikten kopar. _John Locke: Doğruluk tutkusunun su götürmez tek göstergesi, herhangi bir önermeye, dayandığı kanıtların telkin ettiğinden daha büyük bir güvenle kucak açmamaktır". _Bir posterde "Sesi görün” ve “Işığı duyun" yazılıydı. Nasıl olur da bir nota, bir resme; ışık ise bir sese dönüşürdü? Gerçekten de el fenerinin ışığından, parazite benzer bir ses duyuluyordu. Demek ki dünya daha önce tahmin bile edemeyeceğim harikalarla doluydu. _(Sinestezi: Nesneleri, tatları ve kokuları, renk olarak algılama durumu. Duyularının birbirine karışması. Sesleri görmek, gördüğün şeyleri duymak. Örneğin: Do notası çalinca insanın mavi renkler görmesi. Şamanizmde genelde şamanlar transa geçmek için kullandıkları bitkilerin bu turlu özellikleri vardır. Algıları gelişmiş, hassas yapılı, hayal dünyası yoğun, ruhsal durumu, kendisinin bile anlayamadıgı kadar karısık olan kisilerdir. Nikola Tesla ve Vasilly Kandinsky bir sinestezikti.) _Hükümetin görevi, vatandaşı hataya düşmekten kurtarmak değildir; vatandaşın görevi, hükümeti hataya düşmekten kurtarmaktır. Hakim R. Jackson _Jefferson; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin anayasal ayrımı; bencilce çıkarlarına hizmet eden farklı grupları dengeleyecek, içlerinden birinin ülkeyi cebine atıp kaçmasına izin vermeyecektir. Bu koşul sağlanmaksızın, meydanın kurtlara kalacağını söylüyordu. Her hükümet dejenere olur. Bu nedenle halk, hükümetin güvenli tek koruyucusudur. _Lev Troçki :
Felsefe-Düşünce
_Olmak sözüyle, kişinin hiçbir şeye sahip olmadığı ve istek de duymadığı, yaratıcı bir varoluş biçimini anlatmak istiyorum. _Sahip olmak(olmamak) eğilimi, yaşamlarının ana konuları; para hırsı, şöhret ve yönetim gücüne erişmek olan batı toplumlarına özgüdür. _Sahip olmak eğilimindeki bir insan, mutluluğu başkalarına üstün olmakta ve fethetme, soyma ve öldürme yeteneklerinde bulmaktadır. Olmak ilkesinde ise mutluluk sevgide, paylaşmada ve vermededir. _Bu kavramlar, insanın kendine ve dunyaya karşı nasıl bir tavır aldığını gosteren, iki ayn karakter yapısıdırlar. Yani kişi hangi ilkeye yakın durursa, tum yaşamı o ilkenin ağırlığını ve izlerini taşıyacaktır. _Sahip olmak ilkesine gore ayarlandığı durumda, kişinin dunyaya karşı tavrı, salıip olmak, elde etmek, hukmetmek biciminde belirir. _Olmak ilkesinin iki ayrı bicimi vardır. 1- Salıip olmak eğiliminin karşıtı olan, canlılık ve dunyayla doğru bir ilişkiye girmek bicimindeki davranıştır. 2- Dış goruntunun karşıtı olan bir davranış bicimidir. Bu anlamıyla "olmak", gerceği, aldatıcı dış goruntunun ardındaki ozu gormek icin kullanılır. _Platon ve Skolastikler, ”olmak"ı, değişimin tam karşıtı bir bicimde, durgun, hareketsiz ve zamansız olarak almaları tutarlıdır. Olmak'ın bir değişimi belirtmesine ya da olgunlaşmakla eş anlamlı olarak anlaşılmasına, Batı duşuncesinin iki dev isminde, Heraklit ve Hegel'de rastlanz. _“Olmak”, yaşantılara ve bazı içsel süreclere dayandığı icin, dile gelmesi, tanımlanması zor ve hatta imkansızdır. _Olmak ilkesi, bağımsızlık, özgurluk ve eleştirel duşunceyi, kendisinin ön koşulları olarak alır. "0lmak"ın en belirgin ozelliği, icsel aktivitedir. _Olmak, kişinin herkeste varolan özelliklerini ve insancıl zenginliklerini değerlendirerek, onları geliştimıesi demektir. Kendini yenileştirmek,
Özgürlük diye bir şey yok — geçmişteki filozofların eğilimi böyleydi, insanın değişmez bir kaderi olduğuna inanıyorlardı. Senaryo önceden yazılmış olduğu için insan önceden belirlenmiş bir rolü oynamaya mahkûm. Sen bunun farkında değilsin, bu ayrı bir sorun, ama ne yaparsan yap, bu senin elinde değil. Bu tavır determinizme, kadercilere aittir. İnsanlığın büyük çoğunluğu bundan dolayı büyük zarar gördü, çünkü bu yaklaşıma göre köklü değişiklerin yaşanması imkansız. Hiçbir şey yapamayınca insan her şeyi kabullenmeye başlıyor — kölelik, açlık, fakirlik, çirkinlik; insanın bunları kabullenmesi gerekiyor. Bu anlayış değil, farkındalık değil. Buda Gautama’nın böylelik, tathata, adını verdiği şey değil. Bu sadece güzel kelimelerin ardında saklanan çaresizlik ve ümitsizlik. Ve mantık yoluyla gerçekleri kapatmaya başlarsan eninde sonunda karanlığa gömülmeye mahkûmsun. İnsan yeryüzünde özgürlüğe sahip tek varlıktır. Köpek, köpek olarak doğar, köpek gibi yaşar ve köpek gibi ölür; özgürlüğü yoktur. Bir gül de gül olarak kalır, bir değişim olasılığı yoktur; bir laleye dönüşemez. Seçim şansı yoktur, hiçbir özgürlüğü yoktur. Bu noktada insan tamamen farklıdır. İnsanın gururu, benzersizliği, en büyük özelliği budur. Ben bu yüzden Charles Darwin’in yanıldığını söylüyorum, çünkü insanı diğer hayvanlarla birlikte kategorize ediyor; bu temel farkı hiç göz önüne almıyor. temel fark şu ki hayvanlar programlanmış olarak doğuyor, sadece insanoğlu bir programı olmadan dünyaya geliyor. İnsan bir Tabula rasa, boş bir sayfa olarak doğuyor; üzerinde hiçbir şey yazmıyor. Yazmak istediğin her şeyi sen kendin yazmak zorundasın; bu senin eserin olacak. İnsan sadece özgür değil, özgürlüğün ta kendisi. Bu onun özü, bu onun ruhu. İnsana özgürlüğü yasakladığın anda en değerli hazinesini, krallığını
Sayfa 121 - Butik Yayınevi·Kitabı okudu
Özgür Aşk Programı
Hitler, işgal etmek istediği bölgelere yerleştirmek için Aryan Alman nüfusuna ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle de Almanya'da 1933'te başlatılıp savaşın sonuna kadar süren '' Özgür Aşk '' programı başlatıldı. Tüm Alman kadınlara mümkün olduğu kadar çok bebek sahip olma görevi verildi. Sağlık erotizm terimini teşvik eden dergiler, posterler ve porno grafik filmler üretildi.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Tarih