_Olmak sözüyle, kişinin hiçbir şeye sahip olmadığı ve istek de duymadığı, yaratıcı bir varoluş biçimini anlatmak istiyorum.
_Sahip olmak(olmamak) eğilimi, yaşamlarının ana konuları; para hırsı, şöhret ve yönetim gücüne erişmek olan batı toplumlarına özgüdür.
_Sahip olmak eğilimindeki bir insan, mutluluğu başkalarına üstün olmakta ve fethetme, soyma ve öldürme yeteneklerinde bulmaktadır. Olmak ilkesinde ise mutluluk sevgide, paylaşmada ve vermededir.
_Bu kavramlar, insanın kendine ve dunyaya karşı nasıl bir tavır aldığını gosteren, iki ayn karakter yapısıdırlar. Yani kişi hangi ilkeye yakın durursa, tum yaşamı o ilkenin ağırlığını ve izlerini taşıyacaktır.
_Sahip olmak ilkesine gore ayarlandığı durumda, kişinin dunyaya karşı tavrı, salıip olmak, elde etmek, hukmetmek biciminde belirir.
_Olmak ilkesinin iki ayrı bicimi vardır. 1- Salıip olmak eğiliminin karşıtı olan, canlılık ve dunyayla doğru bir ilişkiye girmek bicimindeki davranıştır. 2- Dış goruntunun karşıtı olan bir davranış bicimidir. Bu anlamıyla "olmak", gerceği, aldatıcı dış goruntunun ardındaki ozu gormek icin kullanılır.
_Platon ve Skolastikler, ”olmak"ı, değişimin tam karşıtı bir bicimde, durgun, hareketsiz ve zamansız olarak almaları tutarlıdır. Olmak'ın bir değişimi belirtmesine ya da olgunlaşmakla eş anlamlı olarak anlaşılmasına, Batı duşuncesinin iki dev isminde, Heraklit ve Hegel'de rastlanz.
_“Olmak”, yaşantılara ve bazı içsel süreclere dayandığı icin, dile gelmesi, tanımlanması zor ve hatta imkansızdır.
_Olmak ilkesi, bağımsızlık, özgurluk ve eleştirel duşunceyi, kendisinin ön koşulları olarak alır. "0lmak"ın en belirgin ozelliği, icsel aktivitedir.
_Olmak, kişinin herkeste varolan özelliklerini ve insancıl zenginliklerini değerlendirerek, onları geliştimıesi demektir. Kendini yenileştirmek,