9/10
·368 syf.··
2026 18. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:46
Kaan Murat Yanık~ BUTİMAR “ Herkesin kalbinde bir kara delik vardır. Kaybetmekten korktuğun ne varsa oraya saklamalı. Dünyanın hengamesi, her şeyi savurup yok etse dahi , o kara deliğe koyduklarına zarar veremez. Yeter ki kalbin, içine bir şeyler sığacak kadar geniş ve dünyadan uzak olacak kadar derin olsun. Kalbin ne kadar geniş olursa, içinde saklayacağın şeyler de o kadar çok olur.” Yusuf ve Butimar’ın hikayesi diyeceğim ancak bu hikaye bence Behzad’ın da hikayesi.. Çok yakın arkadaş olan Yusuf ve Behzah Revan’da hocaları Ali Garbi ile birlikte yalnızca birbirlerini anladıkları ve dinledikleri bir hayat kurmuşlardır. Rus istilası altında olan Revan’da hayat çok zordur. Ancak rüyasında gördüğü Butimar’ı karşısında görünce ve bir de simya ilmine düşünce Yusuf’un hayatı en zorlu sınavlardan birini vermeye hazırlanmaktadır. Can dostu Behzad Yusuf’u asla bırakmaz ve hikayeleri böylelikle başlar. Yazardan okuduğum ilk kitap “Butimar”oldu. Ben hikayeyi çok beğendim. Ancak sonu biraz daha uzun olsaydı da keşke bazı şeyleri daha fazla öğrenebilseydik diye küçük bir istediğim de olmadı değil. “Puslu Kıtalar Atlası” hissiyatını da hafiften aldığım bir eser oldu ayrıca. Ve son olarak bence Behzad için ayrı bir kitap yazılmalı.Onun derin ve incelikli ruhuna bu yakışır kesinlikle. ALINTILAR •İnsanlar unutmak istediklerini kuyulara atarlar. •Dilinin altında yaşayan bir kelimeydim. Konuşsa yersiz yurtsuz kalacaktım. •Öyle bir karmaşa vardı ki ruhunda, sanki tanıdığı ya da tanımadığı herkes, içinden çıkamadığı meseleleri çözüm bulana kadar onun içine rehin bırakmıştı. •Senin varlığın sayesinde aslında yok olduğumu unutuyorum. Seni yaşamadan özledim. •Elleri para değil kitap kokan insanlar makbuldür. •Kitaplara öyle tutkulu bakıyorsunuz ki, ancak onları ilk kez görenler
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
10/10
·401 syf.··
Beğendi
·
2026 161. kitabı
🅗🅐🅡 ~Yedi Aşiret Serisi~ Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarın son kitabı ile geldim. Ehh biraz sitemkar olacağım. Yani çok özledik lütfen bir daha bu kadar uzun ara olmadan kaleminizden mahrum olmadan okuyalım. Zira böyle nahif ve duyguları hissettiren kalemlerden çok daha fazla okumak istiyoruz. Her duyguyu veren, karakterler ile bütünleşen harika bir seri bu. Seri olsa da tabi ilk defa tanışacak olanlar için hemen eklemek isterim ki bağımsız okunabilir. Her kitapta ayrı karakter ve hikayeleri işleniyor. Bu kitap biterken de ne kadar güzel bir kapanış yapılmış. Ayyy gelecek olan kitaptan spoiler verilmiş ve bir hayli de heyecan yarattı. Özellikle merak edilen ikililer olunca, geniş bir aile ve çocuklar da işin içine girip onların hikayesine de değinilince tabi ki okuması da başka keyifli oluyor. Yetişkin içerik soracak olursanız minimum düzeyde az yani dozunda ve daha çok duygular ile yaşanılan olaylar üzerine kurulmuş bir hikâyeleri var. Kenan Cesur ve Gazel Ateş Kenar, Cesur aşiretinin ikinci oğludur. Abisi ve babası ile ön yedinci yaş gününü kutlayacağı gün gittikleri İskenderun'daki limanda bir suikasta uğrarlar. Bir tek Kenan yaralı olarak kurtulur. İdolü olarak gördüğü abisi ona son nefesinde kurtaracak çıkışı söyler. Kenan bu suikastten derin yaralar alır, sol kolu hissiz kalır ama en büyük yarayı ruhundan alır. Orada intikam hırsı ile dolar. Abisinin gösterdiği yoldan gidip güvendiği kişiler ile bir süre iyileşmeyi bekler. Herkes onu öldü sanıp aşiretin başı ağasız kalmasın diye amcası Kamber yedi aşiret kararı ile başa geçirilir. Ta ki Kenan çıkıp gelene kadar. O gün ana kucağına koşan yıllardır görmediği ama görünce boynuna koşacağını düşündüğü anasını, amcası ile görünce dünyası başına yıkılır. Tek kaldığını o zaman anlar
HarEsra Tok · Aseliva Yayınevi · 20264 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·376 syf.··
2026 68. kitabı
Ben bu kitabı çok sevebilirdim. Ama özellikle yarısından sonra kendimi sürekli yazarın tercihlerini sorgularken buldum. Hitler faşizminin sonuçlarını anlatan çok fazla metin okuduk, çok fazla belgesel izledik. Toplama kamplarını, savaş suçlarını, yıkımı, vahşeti bilmeyenimiz yok. Ama beni asıl düşündüren hep öncesi oldu: Bir toplum bu noktaya nasıl geldi? Sessizlik nasıl sıradanlaştı? Ve herkes iktidara boyun eğmişken bir avuç insan buna nasıl karşı çıkabildi? Harro ile Libertas kuşkusuz bu soruların peşinden giden bir okura kollarını açan bir kitap. Özellikle ilk yarısında Nazi Almanyası’nı yalnızca tarihsel bir dekor olarak değil, insanların gündelik hayatlarına sızan bir atmosfer olarak kurabiliyor.Korkunun dile, ilişkilere, sessizliğe nasıl yayıldığını hissettirebiliyor. Ama bir noktadan sonra kitabın baktığı büyük meseleler -faşizm, cesaret, ahlaki direnç- ilişkisel ayrıntıların gölgesinde kalmaya başlıyor. Direnişin trajik ağırlığını taşımak yerine, dramatik yoğunluğu az oldu bunun, azıcık romantik karmaşıklık katayım, diyor yazar. Böyle kitaplarda insan ister istemez bir anlam ekonomisi arıyor.Eğer bir sahne dönemin ruhunu, direnişin bedelini, insanın kırılganlığını derinleştiriyorsa yerini buluyor. Ama bu kitapta okuru tarihin merkezinden çekip başka bir frekansa taşıyor bence. Hele de o ayrıntılar anlatıyı yalnızca ‘renklendirmek’ için kullanılmış gibi gelince. Beni kitaptan uzaklaştıran ikinci şey ise tonundaki değişim.İlk yarıda kitap daha çok atmosfer, ahlaki çözülme,korkunun topluma yayılışı üzerinden ilerliyor. Yani merkezde bir toplumun ruh hâli var. Ama ikinci yarıda yapı değişiyor.Ağlar,bağlantılar,gizli buluşmalar, şifreli ilişkiler…Bunları sırtını yasladığı asıl meseleden koparmadan anlatamamış bence yazar. Tarihsel-ahlaki bir anlatı okurken
Harro ile LibertasNorman Ohler · İletişim · 202165 okunma
ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,334 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:15
Bir mısrasına kitap yazılır mı? Ahmet Arif söz konusuysa yazılır. Hatta bazen bir tek dizesi, birçok romandan daha fazla şey anlatır insana. Son günlerde Cem Karaca’nın sesinden “Ay Karanlık”ı defalarca dinledim. Hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir yerinden etkilenerek. Sonra fark ettim ki aslında beni kendine çeken şarkı değilmiş; şarkının ardındaki şiirmiş. Meğer uzun zamandır Ahmet Arif’in dünyasına doğru yürüyormuşum. Ahmet Arif’i okurken insan zaman duygusunu kaybediyor. Bir yandan binlerce yıllık bir ağıdın içinden konuşuyor gibi geliyor, bir yandan da bugün yanımızda oturup bizimle aynı dertleri paylaşabilecek kadar yakın. Şiirlerinde hem büyük bir sevda hem de büyük bir öfke var. Özellikle kendisini “az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geride bırakılmış bir ülkenin çocuğu” olarak tanımladığı röportajını okuduktan sonra bu öfkenin kaynağını daha iyi anladım. Onun şiirlerinde yalnızca bireysel acılar değil, bir coğrafyanın yaraları da yankılanıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri ise kullandığı dil oldu. Ahmet Arif, unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri şiirlerinin içine öyle ustalıkla yerleştiriyor ki yabancı gelen bir sözcük, anlamı öğrenildiğinde dizenin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Şairin de söylediği gibi, aynı şeyi daha sade anlatmak mümkün olabilir; fakat o zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Derinliğini, yoğunluğunu ve çarpıcılığını kaybeder. Örneğin “Bir ben bileceğim oysa / ne âfât sevdim” derken kullandığı “âfât” sözcüğü yalnızca bir güzellik anlatmaz. İçinde felaketi, çaresizliği, karşı konulamaz bir çekimi de taşır. gibi. “Seni özledim” demiyor. “Özlemden zincirler eskittim” diyor. Hasreti somutlaştırıyor, demire dönüştürüyor, sonra onu bile aşındırıyor.İşte Ahmet Arif’in şiiri tam da burada güç kazanır; bir kelimeyle sayfalarca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:00
beğendim belki devamı olabilirdi biraz detaylar az gibi geldi şimdi koşa koşa dizisini izlemeye gideceğim bacıma fırlattım o da okusun diye kitabı sevgili bir cağanın doğum günü bu gün ayrıca iyi ki doğdun iyi tarafını sevdiğim yanını özledim
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma