Güzelliğiyle can yakan ne varsa, zamanla içimizde bir yere yerleşir. Unutamazsın; sadece yaşamayı, onunla yürümeyi öğrenirsin. İnsan dediğin, acının coğrafyasında yavaş yavaş akan bir nehir gibidir. Sonra kalabalıklar , insanlar, şehirler, uğraşlar....ya zaman geriye yada çok ileriye aksın istersin....Hafızanın kuytusunda duran her şey; bir tanıdık koku, yağmura karışan elfida, aniden zihninde yankılanan bir ses... Hepsi zamanın ruhumuza bıraktığı kutsal birer emanet.... Gün gelir, o emanetlere, bakıp gülümsersin. Ama o gülüş, bir ayrılığın ya da bitişin ilanı değil; kokuların, seslerin ve burun direğini sızlatan derin özlemin içimizdeki sessiz, sonsuz selamıdır...
ÖZLEMİN SİTEMİ!
Daha ne kadar beklemeliyim seni? Hayallerime ne zaman karışacaksın? Ne zaman seninle hayatı dolu dolu yaşayacağım? ​Şimdi sadece bir varsayımsın; daha ileriye götüremiyorum seni çünkü gerçekleşmeme ihtimalin de var. Sen en iyisi mi daha fazla bekletme de gel, yüreğimin en kuytu köşesine yerleş. Yerleş ki bekleyişlerim son bulsun, hayallerim dolsun, hayatım canlansın. ​Biliyorum, gelmenin de bir zamanı var ama gelirken yolların uzamasından korkuyorum. Bunları acele et diye söylemiyorum; sen yine vaktinde gel. Bakma, benimkisi dayanılmaz bir özlemin sitemi... (Kalemimden) *Yüreği pare pare olan bir arkadaşıma ithafen
İnsan ve Duygular
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ÖZLEMİN DİLİ Özlüyorum seni... "İyi ki..." derken sesindeki o telaşı, Bakışlarındaki o derinliği, Her kareye düşen gamzelerini... Saymaya kalksam, ömrüm yetmez ki. Özlemim haykırmaya yeminli. "Ne sen bensiz, ne de ben sensiz..." derkenki o sahiplenen sesini. Gizledim seni. Şimdi, esrarengiz kayboluşun bile özlemin dili. Çok özledim... Çık gel hadi.
Şiir
İnsan, hayatı boyunca anlamlandırmaya çalıştığı boşlukları doldurabilmek için bazen gerçekliğin sınırlarını zorlayan umutlara tutunur. Kaybedilen bir bağın, yarım kalmış bir hikayenin ya da ulaşılamayan bir idealin yarattığı o derin boşluk duygusu, zihni sürekli bir arayış içinde tutar. Bu arayış o kadar güçlüdür ki, insanı bu dünyadaki somut gerçeklerden koparıp paralel evrenlerin, başka zamanların veya bambaşka ihtimallerin hayaline sürükleyebilir. Aslında bu durum, zihnin kendini koruma ve iyileştirme mekanizmalarından biridir; çünkü kabullenmesi ağır gelen bir yokluğu, "belki başka bir yerde" fikriyle esnetmek, o anki acıyı hafifletir ve insana katlanma gücü verir. Bu tür teselliler, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda ruhun kendi içindeki o derin hasarı onarma, eksik parçaları hayal gücüyle de olsa tamamlama çabasıdır. Ancak bu döngü, bizi şimdiki zamandan ve burnumuzun ucundaki gerçeklerden uzaklaştırıp, bitmek bilmeyen bir özlemin ve belirsiz bir bekleyişin içine de hapsedebilir; yine de o umudun varlığı bile, insanın yola devam etmesini sağlayan en güçlü yakıttır.
Psikoloji
Nihat Ekmekçibaşı Köklerinden kopmuş bir zeytin ağacının, yurtsuz bir şehrin ve gelmeyen güzel günlere özlemin kitabı… 📖 Solbahar şimdi Kitapyurdu'nda. kitapyurdu.com/kitap/solbahar/...⁠� #şiir #solbahar #edebiyat #nihatekmekçibaşı #ikinciyeni #antakya #izmir #deprem #melankoli #yalnizlik #emek
Şiir
Sevişmek herkesle aynı değildir. Bunu ancak birine kalbinle, zihninle ve ruhunla dokunduğunda anlarsın. Çünkü bazı insanlar sadece tenine yaklaşır, bazıları ise hayatının en derin yerine yerleşir. Aradaki fark, dokunmakla hissetmek arasındaki farktır. Belki de hafızandan silinmeyecek kişiyi yaşadığını sanıyorsundur. Oysa bazen insan, karşısına çıkacak olanı henüz tanımadığı için elindekini sonsuz zanneder. Bir insanla aynı yatağı paylaşabilirsin ama ruhunu paylaşamazsın. Gerçek yakınlık; güvenin, anlayışın, özlemin ve teslimiyetin birleştiği yerde başlar. Bu yüzden bazı insanlar unutulur, bazıları ise yıllar geçse bile kalbinin bir köşesinde yaşamaya devam eder. Çünkü insan bazen bir bedeni değil, kendisini en çok hissettiği ruhu özler. Bunu herkes başaramaz.
Duygu ve Düşünce