Puan vermedi·134 syf.·
2026 4. kitabı
Tavşan Besleyene Kılavuz ve Özlem Çekene Kılavuz olmak üzere iki bölümden oluşuyor kitap. İlk bölüm, ikinci bölüme göre daha kısa ve daha hafif, insana tebessüm de ettirmiyor değil. “Tavşan besleyenin durumu da zordur,” diyerek bölümü kapatayım. İkinci bölümde ise özlemin türlü anlatımlarıyla karşılaşıyoruz; bazan hüzünle neşenin iç içe geçtiği, bazan sevgiyle kıskançlığın yan yana durduğu, bazan uzaklıkla yakınlığın bir olduğu, bazan de mümkünatsızlığın içinde koyu gri bir renge bürünen halleriyle… “Özledim” kelimesinin içine sığan tüm o duygu yoğunluğunu, baskıyı, sevinci, endişeyi ve taşıdığı onca anlamı bir kez daha hatırlıyoruz. Oruç Abi’nin kitaplarında en sevdiğim şey, yazının bir yerinde durup “Ey okur” diye seslenmesi. Doğrudan yüzünüze dönüp size seslendiği, okuruyla göz göze geldiği o anlar ona has, onunla bütünleşik. Gide’in “Benim için bir kitap okumak, yazarıyla baş başa on beş gün ortadan kaybolmak demektir” sözü vardır ya; işte o baş başalığın en sahici hali gibi geliyor bana. Uzun zamandır Aruoba okumamıştım. Bu kitabı ise 2021’de okumuşum; özlenmiş. Kitabın bitişi ise Attar'ın Mantık Al-Tayr kitabından. "Hulasa burada söz kısaldı, söylemeye imkan yok. Kılavuz da kalmadı, yolcu da, hatta yol da!"
UzakOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20203,922 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2013 13. kitabı
20 sene sonra kitabı tekrar okudum. Sanki ilk defa okuyormuşçasına heyecanla okudum. Betimlemeler sıkmıyor aksine kitabın içine alıyor insanı, geçmişin o zarif insanları günümüzde ne çok özlenmiş…. İyi ki tekrar okumuşum.
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Merhaba kitap dostlarım Bazı kitaplar vardır ya hani ilk sayfasından itibaren sizi geçmişe götürür.Burnunuza o eski günlerin kokusu gelir kalbiniz bir anda ısınıverir…İşte bu kitap tam olarak öyleydi benim için.90’ların o masum,samimi,içten günlerini öyle güzel anlatmış ki;okurken kendimi çocukluğumun mahalle aralarında buldum.O kaset çalar sesini,sobanın çıtırtısını,komşu çocuklarının kahkahalarını adeta duydum. Ayşenur İnce o dönemin ruhunu o kadar güzel işlemiş ki; “mahalle” kavramının aslında sadece bir yer değil,bir duygu olduğunu bir kez daha hatırladım.Çünkü o yıllarda sevgi daha gerçek, dostluk daha içten,mutluluklar ise çok daha sadeydi.Zühre Sena ve Ozan’ın hikâyesi kalbime dokunan bir tesadüf gibiydi.Bir yanlış anlaşılmayla başlayan o tanışma zamanla öyle tatlı bir sevgiye dönüştü ki...Ozan’ın gizemli hâli,Sena’nın saf kalbiyle buluşunca ortaya çok naif bir hikâye çıkmış.Onların her anında içim ısındı,yer yer hüzünlendim ama her defasında yüzümde bir tebessüm oluştu.Mahir ve Gülfer ise bambaşka bir yer etti yüreğimde.Gerçek bir sevdayı,bir yanlışı, bir ayrılığı ve sonunda gelen yüzleşmeyi okumak hem hüzünlü hem de umut doluydu.Belki de her okur kendinden bir parça bulacak bu iki gencin hikâyesinde.Çiçek ve Levent’in hikâyesi ise tam anlamıyla kalbe dokunuyor.Bir hata,bir pişmanlık, bir itiraf…Ama en sonunda sevgiyi yeniden bulma cesareti.Bu çiftin satır aralarındaki duygular bana “her şeyin telafisi sevgiyle mümkün” dedirtti.Bu kitap sadece aşkı değil; dostluğu, aileyi, vefayı, hatta unutulmuş değerleri anlatıyor.Bir sokağın içinde birbirine dokunan üç ayrı hikâye var ama hepsi tek bir duyguda birleşiyor sıcacık bir mahalle ruhu.Turna Sokağı’nda geçen her an bana geçmişin güzelliklerini,bugünün hızına rağmen hâlâ kalplerde yer eden o saf duyguları
Sevmenin Zamanı YokAyşenur İnce · Parola Yayınları · 2025117 okunma
10/10
·152 syf.··
2025 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 08:05
İstek, arzu ve motivasyonlarımızın yegane enerji kaynağıdır dopamin.. Yaşadığımız onlarca acının perde arkasında ki asıl sorumlu yanlış kullanılmış dopamindir. Dopamini diğerlerinden ayıran nedir? İlki dopaminin ödül merkezimiz üzerinde etki gösteren temel molekül olması. İkincisi dopamin bir nörotransmitter olmasına rağmen aynı zamanda nöromodülatör olarak da çalışabilir. ( iki nöronun birbirleriyle iletişim kurdukları mektuplara nörotransmitter denir. Bir bilgiyi aynı anda birden çok kişiyle paylaşmaya da nöromodülatör denir.) Beynimizdeki ödül, haz ve motivasyon merkezlerini yeniden iyileştirebilmek için dopamini demlemeyi öğrenmemiz gerekir. İlk kural benzer ödül kaynaklarını peşpeşe kullanmamaktır. (baklava ardından çikolata) İkinci kural koşullar ne olursa olsun farklı dopamin kaynaklarını biraraya getirip kombin etmemektir. (mısır ve film keyfi gibi) Üçüncü kural sınırsız dopamin yoktur ve herşey zıttıyla anlamlıdır. Haz için acı olmalı, tokluk için açlık lazım. Ne zaman güzel bir başarı yada ödüle ulaşırsak, ardından bir durgunluk dönemine girmek zorundayız. Bundan kaçış yok. En güzel dopamin yeterince özlenmiş dopamindir. Beklemek şart. Eğer Özlem oluşması için fırsatlar yaratmazsak sürekli tüketen ama asla doymayan garip bir paradoks içine düşmemiz kaçınılmaz. Şuanda olduğu gibi.. Hayatımıza sokmamız gereken ilk kural, zararlı olan dopamin kaynaklarından ya tamamen uzaklaşmak yada onlara kullanım sınırı koymak olmalıdır. (telefon ve sosyal medya kullanımı da zararlı kısma girer.) ***Kuralı uygulamak kuralın kendisinden daha önemlidir. Eğer freni sistemin kendisi koyarsa kötü hissedersinşz. Frene siz basarsanız duracağınızı bildiğinizden kötü etkilenmezsiniz. Söz konusu dopamin olduğunda kontrolün sizde olması inanılmaz değerlidir. Dopamin denen mükemmel
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma
Okuyuuunnn!!
Puan vermedi·43 syf.··
2024 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2024 23:45
Uzun zamandır okurken böyle sesli kahkaha attığım eser olmamıştı. Çok mu çok iyi geldi. Epeycene özlenmiş Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kalemi. Modumuz değişsin diyorsanız öncelikli okuyacaklarınızdan olmalı bu eser. Kadın- erkek eşitliğini sonuna kadar savunuyorum ama yazar burada öyle bir dünya kurmuş ki kadın öncelikli. Bizde derler ya erkek adam mı yapar helal olsun , işte bu dünyada tam tersi. Yani fazlasıyla uçlarda bir dünya ama hayali bile itiraf etmeliyim ki iyi geldi. "Aaa elalem ne der ne kadar ayıp" kavramına da eleştiride bulunup cezalar ve ayıplar olmasaydı ne kadar terbiyeli olurduk gerçeğiyle yüzleşmemizi de sağlayan bir solukta okuyacağınız eseri okumak için daha fazla beklemeyin derimmm. Şimdiden keyifli okumalar..
Edebiyat
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 20224,517 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 20:40
·
Kitap birbirinden keyifli, eğlenceli, düşündürücü, bol bol iğneleme dolu öykülerden oluşuyor. Neva Bulvarı ile önce Petersburg'u, oradaki şaşalı yaşamı, merdiven basamakları gibi statülerle sıralanmış ve kendilerine çizilen sınırların dışına çıkamayan insanlarını, dönemin Rusya'sını tanıtarak başlıyor yazarımız. Devamında Burun, Portre, Palto (Dosto'nun bizler Gogol'un 'palto'sundan çıktık dediği), Bir Delinin Anı Defteri ve son olarak da Fayton öyüküsüyle tamamlanıyor kitap. Yazarımız olayları önce gayet doğal gelişen, o zamanki yaşantıyı aynen yansıtan, çelişmeyen bir şekilde ele alıp sonrasında işin içine biraz fantastik ögeler serpiştirerek bu yaşanan katmanlı hayata eleştirisini çok zekice sergilemiş oluyor. Anlatıyı fantastik olarak tanımlayıp bir kenara atamıyorsunuz çünkü, gerçek yaşamdaki anlamsızlık üzerine biraz kafa yoran her insanın da görebileceği üzere bir saçmalıklar dolusu kalıplaşmış topluluk bulunuyor hayatlarının merkezinde. İster sıradan bir ressam isterse bir binbaşı olsun kime hangi tavırla yaklaşacağınız bu unvanınızla kaim bir şekilde belirli, kime kızacağınız, kızarken hangi cümleleri kuracağınız bile. Ne denli soylu da olsanız, ne denli sıradan da olsanız, bir güzelin peşine takılmanın sonuçlarını iki uç da benzer bedelle ödüyor. Yeteneğinizin izinden giderek yaşayacağınız yoksul bir yaşam da, popülarizmi izleyerek paraya para demeden yaşayacağınız yaşam da ruhunuza rahat vermiyor. Birinde tamamen paradan diğerinde tamamen yetenekten vazgeçmek zorunda bırakıldığınız bir sistem bu, çünkü neyseniz o sınırlarda kalacaksınız, ötesi berisi yok. Bir sabah burnunuzu yerinde göremediğinizde sosyetenin karşısına çıkamayacağınız için endişeleneceksiniz söz gelimi, yeni gıcır gıcır bir paltonuz olduğu zaman ancak fark edileceksiniz yıllardır yanında
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma