Suda Ölüm ~ Kenzaburo Oe
Merhaba sevgili kitapseverler;
Bu otobiyografik kurmaca yazarın alter egosu Kogito üzerinden, kişisel ve ulusal bir travmanın izini süren dev bir edebi hesaplaşma. II. Dünya Savaşı'nın ardından bir nehirde esrarengiz şekilde ölen baba, geride kırmızı deri bir çanta ve Japonya'nın militarist geçmişine dair yanıtlanmamış sorular bırakır.
Radikal bir milliyetçi olan baba, eski Japonya’nın temsilcisidir. Şiddetle, fedakârlıkla ve imparator kültüyle örülü mağrur ama karanlık bir ruh. Onun ölümü, sadece bireysel bir kayıp değil, ideolojinin suda boğuluşudur.
Kogito'nun engelli oğlu Akari ise yeni Japonya’nın alegorisidir. Savaştan fiziksel ve ruhsal yaralarla çıkmış, sakat doğmuş bu ülke, sanatın (müziğin) saf diliyle yeniden doğuş yaşar.
Romanın en dinamik katmanlarından biri Unaiko tiyatro grubudur. Bu genç topluluk, Kogito’nun yıllar boyunca kurguladığı dokunulmaz geçmişi yerle bir eden güçtür.Unaiko, Kogito’nun (ve dolayısıyla Oe’nin) eski metinlerini alır; babanın o mitolojik ölümünü sarsıcı bir performansla (tiyatroyla) bugüne taşır.
Bazen yazmak, bir kaçış biçimidir. Bazen gerçeğe ancak eylemin çıplaklığıyla yaklaşılabilir. Oe burada, Japon edebiyatının temel taşlarından biri olan Gönül romanına güçlü bir köprü kurar. Soseki’nin öğrenci–öğretmen ilişkisi, bu romanda Kogito ile Unaiko grubu arasında devir-teslimine dönüşür. Ortadaki soru şudur: Bir usta, geçmişin günahlarını anlatmadan (yazmadan)huzurla ölebilir mi?
Kogito, babasının eylemini anlamak için Frazer'ın "Altın Dal" kitabındaki mitolojisine sığınır. Baba başarısız bir kurban ritüeli gerçekleştirmiştir. Ancak gerçek, miti yener. Kogito’nun kız kardeşi Asa, romanın kritik bir dişil direniş noktasıdır. O ve annesi, yıllarca kırmızı bavulu Kogito’dan saklamıştır. Çantanın içindeki