PulseoftheBook

Puan vermedi·224 syf.··
2025 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 18:18
Tavanın Öte Yanı ~ Rober Haddeciyan Merhaba sevgili kitapseverler, Tavan romanının devamı olan kitap bu kez babanın değil, kızının hafızasından konuşuyor. Setanik yıllar önce ülkesinden göç ederken babasını bir hastanede yatalak olarak bırakmış bir kadın. Gittiği her yerde, ne yaşarsa yaşasın içinden eksilmeyen bir suçluluk duygusu taşıyor; nereye gitse gölgesini de yanında götüren biri gibi. Roman, işte bu bireysel vicdan ile kolektif göç hafızasının kesiştiği o dar alanda nefes alıyor. Ermeni edebiyatını ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Haddeciyan, toplumsal belleği bireyin kırılgan zihninde eritme konusunda gerçekten çok yetenekli. Bu romanda dil yine ölçülü, yine sakin; ama sükûnetin altından sürekli bir iç ağrı yükseliyor. Setanik’in sesi, babasının “Tavan”ındaki sesle konuşuyor sanki — biri tavanda sıkışmıştı, diğeri ise o tavanın altında gölgesini arıyor. Beni en çok vuran şey, kızının babasına duyduğu o derin, neredeyse ilkel sevgi oldu. Setanik’in şu cümlesi, romanın bütün yükünü tek başına taşıyabilecek kadar güçlü: “Biliyor musun, biz belki de geminin batacağını bile bile son dakikaya kadar onu terk etmeyen gemiciler gibiydik… Bu senin gemindi biricik babacığım. …Bana öyle sarılmıştın,üzerime öyle titriyordun ki senden ayrılamadım.” Bu satırlarda yalnız bir kadın değil, ölmüş bir babanın yasını da duymak mümkün. Yazarın en sevdiğim yanı bu: bireysel bir hikâyeyi hiç abartmadan, hiçbir yere eğip bükmeden, doğrudan toplumsal belleğin kalbine bağlayabilmesi. “Tavanın Öte Yanı”, bağımsız bir roman olarak da okunabilir ama ilk kitabı okumak anlatının derinliğini bambaşka bir yere taşıyor. Setanik, babasının yarım bıraktığı yerden konuşuyor; okuyucu da onunla birlikte suskunluğun, göçün, bağışlanmanın ve gecikmiş yüzleşmelerin içinden geçiyor. Göç
Tavanın Öte YanıRober Haddeciyan · Aras Yayıncılık · 20252 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·150 syf.··
2025 79. kitabı
Elena Ferrante ~ Karanlık Kız Merhaba sevgili kitapseverler yazardan okuduğum ikinci kitap ve dilinin bana tam olarak hitap etmediğini söyleyebilirim. Onun kitaplarında daha uzaktan, daha seyrek konuşan bir anlatıcıyla bağ kurmaya çalışırken buluyorum kendimi. Yine de bu kitabında Ferrante’nin kadınlık deneyimindeki keskin gözlemlerini inkar edemem. Kitapta anne-kız konusunu toplumun kutsadığı biçiminden koparan, rahatsız edici bir dürüstlükle işlemiş. Anne-kız ilişkilerinin içinden, kadınlığın görünmeyen yükleri, sessiz kalmış öfkeler ve yıllarca taşınan suçluluk duyguları ele alınmış. Roman, orta yaşlarında bir akademisyen olan Leda’nın yalnız başına çıktığı bir tatilde geçmişiyle yüzleşmesini konu alıyor. Sahilde karşılaştığı genç bir anne ve onun küçük kızıyla kurduğu tuhaf bağ sonucu Leda, yıllardır sakladığı suçluluk duygularını ve iki küçük kızını geride bırakıp gitmeyi seçtiği o karanlık yılları hatırlar. Anne olmanın çoğu zaman pembe bir hikâye olmadığını anlatan bir roman. Göçmen Kitapseverler grubu, kitabın çevirmeniyle geçen gün güzel bir söyleşi de yaptı — katılamadım ama sohbetin oldukça zihin açıcı olduğunu duydum. Ferrante’nin dili bana her zaman tam yaklaşmasa da, Napoli Romanları serisini merak etmiyor değilim. Orada belki aynı dile farklı bir mesafeden bakabilirim. Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,397 okunma

PulseoftheBook

, bir kitap okudu
Puan vermedi·440 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 21:44
·
2025 81. kitabı
Ayfer Tunç
8/10 · 7,2bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 78. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 01:24
Şeytan Tangosu ~ Laszlo Krasznahorkai Şeytan Tangosu: Karanlığın Müzikalitesi. Merhaba sevgili kitapseverler, okuduktan sonra sizi terk etmeyen kitaplar vardır bu da öyle bir kitap. Dünyanın çürümesi, döngüsellik ve çıkışsızlık üzerine yazılmış bu metin, dünyanın çoktan çürüyüp geride bıraktığı kokudan başlıyor. Ve biz o kokuyu sayfa sayfa duyuyoruz. Kitaptaki o çürümüş köy, aslında hepimizin içinde taşıdığı o karanlık yarık. Kendini tekrar eden, büzüşmüş ve kaçışın olmadığı bir yer. Yazar bizi bu yarıkla yüzleştiriyor. Kitaptaki o upuzun, ritmik cümleler adeta bir tango gibi. Panik, paranoya ve boğulma hissini müzikle taşıyor okura. O cümlelerden kaçamıyorsunuz, sizi bırakmıyorlar. Bu cümlenin sonu nerede bitecek? diye sorarken buluyorsunuz kendinizi. Kitapta öyle bir karakter var ki; Irimiás: Karizmatik Felaket ismini verdim ben ona. Şeytan değil ama şeytani bir düzen bozucu. Köye gelişi bir umut gibi görünsede asıl mesele, kötülüğün vaat ettiği düzen duygusu. Burada umutla ümidin farkını sorguluyoruz. Ben daha önce hiç sorgulamamıştım. Kitapta yazar, karakterleri asla yargılamıyor. Onları kendi karanlıklarıyla baş başa bırakıyor. Okura da bu kararı verme özgürlüğünü tanıyor: Bu insanlar kötü mü, yoksa umutsuz mu? Ki ben okura alan açan ve karar verme sürecine dahil eden metinleri çok severim. Bu yüzden zaman çizgisel akmıyor; çökmüş bir köyde dönen ağır bir çark düşünelim ve kurtuluş sandığımız şeyin aslında bir yanılsamadan ibaret olduğunu varsayalım. Şeytan Tangosu, insanın kendi karanlığıyla kurduğu rahatsız edici bir anlaşma. Bittiğinde, kötülüğün ne kadar gündelik olduğunu ve yanlış umudun tehlikesini anlıyorsunuz. Bu kitap, rahat okumalardan hoşlananlar için değil. Ama edebiyatın sınırlarını zorlamak isteyen herkese tavsiye ederim. Herkese keyifli
Şeytan TangosuLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 202398 okunma