9/10
·201 syf.··
2026 40. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:36
Oldum olası paradokslara meraklıyımdır fizik konusunda çok iyi olmasam da kuantum ile çok içli dışlıyım hani meraklısına derler ya tam olarak öyle bir kitap bu arada çok teorik bilginizin olmasına gerek olmadan sadece merak ettiğiniz bir konuysa bile çok akıcı ve anlaşılır bir şekilde okuyabilirsiniz kesinlikle tavsiye ederim
ParadoksJim Al-Khalili · Domingo Yayınevi · 2012723 okunma
9/10
·265 syf.··
2026 198. kitabı
Raymond M. Smullyan’in Tao Sessizdir’i, elime aldığım anda “bu kitap tam bana göre” dedirten nadir kitaplardan biri oldu. Mantık bulmacaları ve formal sistemlerle ünlü bir matematikçi-felsefecinin, Doğu felsefesini Batı’ya böylesine neşeli, ironik ve içten bir dille aktarması beni çok etkiledi. Kitap ağır bir felsefe metni değil; daha çok sohbet gibi akıyor. Kısa denemeler, diyaloglar, paradokslar ve Smullyan’ın o eşsiz mizahıyla dolu. Tao’yu “anlatmaya” çalışmıyor aslında, çünkü Tao sessizdir. Onun yerine, Tao’nun sessizliğini hissettiriyor; bahçede çalışırken, kestirirken, hiçbir şey yapmazken bile yaşanan o derin huzuru, çocuksu sevinci ve paradoksal özgürlüğü gösteriyor. En sevdiğim yanı, Smullyan’ın Taoizm’i ne romantize etmesi ne de gizemli bir sis perdesine büründürmesi. Mantıkçı yanıyla yaklaşıyor, ama o mantığın sınırlarını neşeyle kabul edip aşabiliyor. “Hiçbir şey yapmamak” ile “her şeyi akışına bırakmak” arasındaki ince çizgiyi, bazen bir Zen ustasının sükunetiyle, bazen de muzip bir amcanın gülümsemesiyle anlatıyor. Okurken sık sık gülümsedim, bazen de durup düşündüm. “Acaba ben de fazla mı uğraşıyorum hayatla?” diye sordurttu bana. Özellikle modern hayatın koşturmacasında, hiçbir şeyin peşinde koşmadan var olabilmenin değerini hatırlattı. Kısacası, Tao Sessizdir kuru bir felsefe kitabı değil; hayata dair hafif, derin ve samimi bir davet. Okuduktan sonra elinizde kalan şey ne büyük bir sistem ne de ezoterik sırlar; sadece sessiz bir gülümseme ve “her şey olduğu gibi yeterince güzel” hissi. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle mantık, bilim ve felsefeyle uğraşan ama ruhunu da beslemek isteyenlere... Tao sessizdir, ama Smullyan onu duyurmayı çok güzel başarıyor.
1000Kitap
Tao SessizdirRaymond M. Smullyan · Dharma Yayınları · 199472 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 20:13
Mouffe'a göre, her ne kadar "merkez siyaset", "ideolojilerin sonu", "sağ-sol ayrımı kalmadı" gibi söylemler yaygınlaşmışsa da siyasetin özü çatışmadır. İnsanları yalnızca iyi yönetilmek isteyen bireyler gibi kurgulamak, farklı kimliklerin, aidiyetlerin görmezden gelinmesine yol açar, bu da sağ popülizm, aşırı milliyetçi hareketler gibi çeşitli uç siyasal projelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu duruma yol açan, "Üçüncü Yol" gibi merkezci konsensüs siyasetçilerinin antagonizmaları siyasal alandan dışlamalarıdır Mouffe'a göre. Böylesi bir dışlama, siyasi tercihleri de bireysel özelliklere indirger, oy verme davranışını cahillik veya irrasyonellikle açıklamaya çalışmak gibi. Halbuki gerçekte olan siyasal karşıtlık ve çeşitliliktir. Şu halde ortadan kaldırılması gereken düşmanlar çıkmaz açığa, ama bu mücadele edilmeyecek anlamına da gelmez. Düşman değil, meşru bir hasım haline gelen insanlar olması gerektiğini düşündükleri şeyler için mücadele ederler. Mouffe ortak demokratik kurallar çerçevesinde mücadele edilen bu modele agonistik demokrasi diyor, gerçekleştirilebilirliği ise hayli şüpheli. Elbette çatışmanın bitmeyeceği, günümüz siyasal partilerinin temsil krizine ve popülizmin yükselişine yönelik teşhisleri bu çalışmayı değerli kılıyor. Ancak önerisi bulanık, hatta uygulanabilirliği mümkün mü emin değilim. Temsili sağlayacak ve demokrasiyi işler kılacak olanın sınıf, cinsiyet, ırk vb. gibi çeşitli tahakküm biçimlerine karşı çıkan grupların geniş bir sol hegemonya oluşturması olduğunu iddia ediyor. Burası da epey zor, günümüz birleşememelerini ele alırsak. Kaldı ki sağ grupların birleşmesi sol grupların birleşmesine göre her zaman daha kolay. Yine de sağ popülizmle mücadelenin yolunu bir karşı mücadeleyle solun birleşmesi olarak görmesi umut vaat ediyor.
Demokratik ParadoksChantal Mouffe · Epos Yayınları · 201515 okunma
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Puan vermedi·236 syf.··
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:47
Kitaptaki temel fikrin, ölümün yokluğunun bir kurtuluş değil, insanı hayatın anlamı ve sınırlarıyla yeniden yüzleştiren bir paradoks olduğu şeklinde yorumlanıyor. Bunun haricinde roman bizleri “ölmeyi öğrenmenin, yaşamayı öğrenmek olduğu” fikrine yaklaştırıyor. Alegorik bir anlatımı yeğleyen bu eseri, her ne kadar verilmek istenen mesajlar yönünden başarılı bulsam da biçemsel anlamda “Körlük” romanı kadar başarılı bulmadım. Nitekim yersiz detaylar, bağlamdan kopuk ifadeler ve konu geçişlerindeki tutarsızlıklar zaman zaman kitabı okurken farklı dehlizlere sürükledi beni. Muhteva yönünden beğendiğim, biçem yönünden olumsuz olarak değerlendirdiğim bir eser oldu benim için.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950585 okunma
Həqiqətin "qəddarlığı" və onun ilkin dəyişimi.
Puan vermedi·88 syf.·
2026 42. kitabı
Həqiqətin paradoksundan çıxış ederək onun həll yoluna qarşı yaranmış vəziyyətlər silsiləsi. Yazıçı bu kitabında “qəddarlığı” sadist bir hərəkət kimi deyil, reallığın ən çılpaq və dəyişməz forması kimi müəyyən edir. Həyatın ən adi həqiqətləri belə, insanın rahatlıq zonasını pozduğu üçün bu prinsip altında qəbul edilir. İnsanın elə bir zaman dönümü olur ki, bəzən həmin "qəddarlıq" stiuasiyasından kənara çıxmadan həyatın mənasını dərk edir və ondan nəticə çıxarır. Bəzən isə belə bir nəticəni əldə etməyən insanlar vardır. Bu araşdırmada Clement Rosset, insanların həqiqətə göz yummağını və onunla üzləşməkdənsə, təsəlliverici yalanlara əl atmağı üstün tutduqlarını tənqid edir. Baxın, həmin o "qəddarlıq" stiuasiyasını özünə bəraət qazandıranların paradoksu tam şəkildə elə budur. Kitabın ilk girişində həmin bu mövzuya uyğun belə bir sitat verilmişdir; "Hakikatin zalimliğini, ger­çeğin pürüzlerini gidermeyi amaçlayan her şeyin kaçınıl­maz sonu; nedenlerin en muhteremi olarak girişimlerin en dâhiyane olanının saygınlığını yitirmesidir." səh.7 Bu fəlsəfi kitabı mən, Sigmund Freud-in Uygarlığın Huzursuzluğu əsərinə çox bənzətdim. Orada isə əksinə olaraq, ümitsizliyin paradoksu öz əksini tapır. Bir çox filozoflardan sitatlar gətirilən bu kitabda ən çox Paul Valery -nin sitatını bəyəndim, deyir ki; "Ruhumdan bir idol yarattığımı itiraf edi­yorum, lâkin başka bir idole hiç rastlamadım.” səh.40 Qısa amma dərin fəlsəfi mahiyyətini qoruyan bir kitabdır. Oxumanızı tövsiyyə edirəm.
Düşünce
Zalimlik İlkesiClement Rosset · Pinhan Yayıncılık · 201235 okunma