İonesco’nun uyumsuz tiyatrosunu geliştirmesinde, romen dünyasından çok, fransızların kendini çok akıllı sanan salaklığı önemli bir katkı maddesi, hatta oktan yükseltici olmuştur. Türk polisi örneğin, bütün katılığı içinde, sizi insan olarak kısa bir an da olsa, gözünüzün içine bakarak dinler, söylediğinizin kaç kilo doğru olduğunu kendince tartmak üzere anlık bir duraksamayı yaşar. Fransız polisinde böyle alaturkalıklar yoktur, asla gözünüze bakmaz, pasaport, kimlik, oturma izni, sağlık karnesi gibi üstünüzde taşımak zorunda olduğunuz kırtasiye önlem paketiyle ve onların üstündeki kimi net, kimi pastel damgalarla ilgilenir. Onun bu önüne geçilemez damga merakı sonucu, sigarayı bulup ateşi bulamadan, Strasbourg Merkez Karakolu nezarethanesinde bulursunuz kendinizi. Ordan çıkabilmeniz için, Devlet Tiyatrosu genel müdürünün bizzat karakola gelmesi gerekir. Fransız polisini ve Strasbourg Merkez Karakolu nezarethanesini çok iyi bilirim.