patronun sizi genç bir adam olarak değerlendirdiği, işe almış olmaktan dolayı kendini içten içe kutladığı, sizi kafasına göre yetiştirmekte, yoğurmakta acele ettiği, akşam yemeğine çağırdığı, göbeğinize patpat vurduğu, tek bir hareketle talih kapılarını açtığı o destansı anlardan birindeydiler.
Hayır demek de zordur Birgül sınır çizmek de nokta ne kadar idrak edersek edelim, bir dahaki sefere, yalan söylemek veya mazeret uydurmak yerine hayır dediğimizde, Kalbimiz yine suçluluk duygusuyla patpat çarpacaktır. O an geldiğinde, kendimizi seçerek bir devrim yapmak üzere olduğumuzu hatırlayabiliriz: Sevmek ve kendimizi kabullenmek cesaret eylemidir. ,Kendini en sona bırak!'diyen bir toplumda, sevgi bir devrimdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vapurun, iri bir lastik torba gibi ağzı açılır. Birbiri üzerine halk içeri dökülür, dökülür, dökülür. Siz de insanlığınızdan çıkar, paket, balya gibi bir şey olursunuz. O siyah akıntının içine karıştıktan sonra artık ayaklarınızın sahibi değilsiniz. Yürümezsiniz. Sizi yürütürler. Her tarafınızdan bir muşta, bir yumruk, bir itme, bir kakmayla götürülürsünüz. İnsanoğlu denilen insan kardeşlerinizin ne kadar kaba ve hoyrat olduğunu bu geçitte anlarsınız. Anlatılmaz bir baskıyla itile kakıla nihayet kıyma makinesinden dökülür gibi hemen pelte halinde bir köşeye tıkılırsınız. Orada da bir işkence dolabı içindesiniz. Oturmak nerede, eğilmek bile elinizde değildir. Gene o siyah akıntı sizi sürükleyip köprü dubaları üstüne atıncaya kadar o acıklı halde kalırsınız. Okullarda yaramaz çocuklara ceza olarak verilen bu ayakta durma işkencesi ne kadar sürer? Artık o, patpat-ı bahrî'nin keyfine kalmıştır. Geçmek bilmeyen hastalıklarından biri tepreşip de makine tembelleşirse iki saat de sürer, üç de. Bu gecikmeden ne Seyrisefain idaresi sorumludur, ne kaptan, ne makinist... Zavallı yolcular bu hale o kadar alışkındırlar ki bundan sorumlu birini aramak kimsenin aklına gelmez. Transatlantik seferlerini bu idareye verseler kim bilir eski dünyayla yenisi arası kaç aylık yol olurdu. Biz sanırız ki medeniyet dünyasının gidişi hep böyledir.