m can

9/10
·112 syf.··
2025 2. kitabı
saat 03.50 kitaba başladığım koltukta başladığım pozisyonda bitirdim, başta Firdevs’e beslediğim acıma kitabın devamında bana yine Firdevs’in sözleriyle tokat gibi indi. Bir oturuşta bitse de anlatılanların eziciliği ve tesiri cok uzun süre kalacaktır. Nevâl El-Seddavi
1000k
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi
Roman, baba ve oğul üzerinden iki Rus jenerasyonu arasındaki bölünmüşlüğü anlatır. 1862’de yayımlanan eserde, Bazarov karakteri nihilizmin simgesi haline dönüşür. Turgenyev Avrupa seyahatini bitirip Petersburg’a döndüğünde genç radikallerin yangın çıkardığı Apraşkin Çarşısı’nda yürürken: “Nihilist sözcüğü binlerce insanın ağzındaydı, Nevski Bulvarı’nda rastladığım ilk tanıdığımın ağzından çıkan ilk söz şuydu: ‘Bak, senin şu nihilistlerinin yaptıklarına ! Petersburg’u ateşe veriyorlar!” diye aktarır kendi ifadesiyle. (*1) Ayrıca Bazarov, 1860’ların yeni toplumsal tipinin edebiyattaki olası imgesi olarak kabul edilir ve bir birey olarak alt edilmez arzuları, güç isteği, halkın üstünde, ötesinde bir yerde tek başına ayakta durduğunu fark edişini öne çıkararak bir kısım aydın sınıfın temel tavırlarını biçimlendirir. Hayat ile düşünce arasındaki uyumsuzluk: Bazarov kitaptaki bütün öteki kişilerden üstündür fakat kendisinde vücut bulan hayatın güçlerinden daha üstün değildir. Bu durum, onları bastırmaya çalıştığında apaçık meydana çıkar. Bazarov doğanın albenisine, güzelliğine kapılmayı onaylamaz, Turgenyev ise doğayı bütün güzelliği içinde betimler; Bazarov arkadaşlığa ya da aşka değer vermez, Turgenyev ise Bazarov’un yüreğinde bu ikisinin ne kadar gerçek olduğunu gösterir. Bazarov, aile duygusallığını reddetmesine karşın, Turgenyev ailesinin ona gösterdiği cömertçe ve acı verici sevgiyi betimler. Bazarov’un yabancılaşması: Turgenyev, Bazarov’un halka yabancılaşmasını, halkla arasındaki nefret ilişkisini çok zekice betimler. Arkadi: “en yoksul köylü temiz ve rahat bir kulübeye sahip olduğu zaman, Rusya mükemmelliği yakalayacaktır” der. Bunun üzerine Bazarov: “Ben o yoksul köylüler için nefret duydum, onlar uğruna canımı dişime takacağım, o ise bana teşekkür etmeyecek. Düşün
1000Kitap
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
9/10
Mesaisi bitti. İnsanlık dışı koşullarda günde 10 saat çalıştığı iş yerinden çıktı. Tek keyfi olan sigarasını, birileri daha çok kazansın diye zam geldiği için bugün içemedi. Biraz sinirliydi ama sigara içememesi, kredi kartı borcundan daha önemli değildi. Kafası bununla meşgulken 200 metre ötesinden gelen çığlığı duymadı. Bu seneki 198. kadın cinayetiydi. Toplu katliam olsa bile toplu taşıma aracında yer bulabilme kaygısından ötürü umursamayacaktı. Beklediği gibiydi. Dolmuşta yer yoktu. Sanki dünyada yer var mıydı? Varsa şu sokak başındaki dilenci neydi? Ona 2 lira vermek istedi, cepleri bomboştu. Ama vicdanı rahattı. Bu para, dileneni zaten 1 gün daha hayatta tutacaktı. Ya sonrası? Sonrası yoktu. Birileri fahişelerle geçireceği 2 fazladan gün uğruna birilerini aç bırakıyordu. Peki o zaman fahişe aç kalmaz mıydı? Olsun. Onda ahlak yoktu. Sahi! Ahlak neydi? Bedenini satmamak mıydı? Dilenci de gururunu satmıştı. Neden birisine kızınca dilenci çocuğu demiyorlardı? Hem ayrıca, kendi bedeni kendinin miydi ki? Bugün mesaide eli cebinde diye azar yemişti. Kendi bedeni üzerinde söz hakkı yoktu. Hem neden bedeni satmak bir bedene sahip olabilmekten daha ahlaksız görünüyordu ki? Bu işten para kazanan kadar para saçana neden ses edilmiyordu? Yine eli cebindeydi ama bu kez azar işitmeyecekti. Anahtarı çıkarıyordu. Eve girdiğinde kitap gördü. Okuyacağından değildi ama şöyle bir baktı. Adı Kinyas ve Kayra idi. Göz attı ve dedi ki:'' Hep acıdan, kandan bahsetmiş, bu kadar karamsar olmaya ne gerek var?'' Oysa son 2 saatte, görebilseydi çok daha beter bir dünyada yaşadığını fark edecekti. Ama görmemişti. Tıpkı kitabı okuyan bir çok kişi gibi. Bu ufak senaryoyu neden yazdım? Nuri Bilge Ceylan'ın Ahlat Ağacı filminde ''Bu dünyada ayrılık denen olasılığı hiç aklına getirmeden
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2023 00:36
Türkiye'de ve özellikle birçok doğu ülkesinde vurgulanan genç yaşta zorla evlendirilen kızlar var. Ben bunu es geçiyorum. Derdâ'dan bahsedeceğim. İki Derda var kitapta. Derdâ,kız olan, Derda ise,erkek olan. Bir şapka ile ayrılıyor iki isim. Neyse. Derdâ ile Stanley'in aralarında geçenler benim en çok dikkatimi çekendi. Çünkü bu ikilide psikolojik bir inceleme merakı düştü içime. Stanley,Derdâ'nın kapı komşusu. Derdâ peçeli bir evli kadın. Stanley,peçeli olmasından çok etkileniyor ve ara sıra evine gelen ,kaçmak için para biriktirmesi gereken bu kadından,Derdâ'dan cinsel anlamda doyum yaşıyor. Sadece orada olması bile yetiyor Stanley'e. Derdâ,Stanley'i dövüyor mesela. Londra'da yaşamasına rağmen İngilizce bilmeyen Derdâ,o sırada şöyle bir cümle kuruyor; —“Ben… Dövmek… Erkek… Sonra… Para… Almak… Çünkü… Ben…” Tam olarak aradığı kelimeyi bulamamıştı ama yine de yeterliydi: “Kraliçe.” Stanley gülümseyip “Evet” dedi. “Benim kraliçemsin.”— Apartmandan dışarı çıkma izni olmayan Derdâ'nın tek umudu,Stanley'dan alacağı paradır. Ve ardından Mitch! Ve ardından, elli bir erkek ile aynı anda! Ve kameraya çekilirken,Derdâ,ekrana gözlerini dikip ,Oğuz Atay'ınki gibi şu cümleyi kuruyor; “Ben buradayım,siz nerdesiniz!“ Erkek olan Derda'nın dikkatini çeken de, ilerki sayfalarda göreceksiniz; bu oluyor… Sonra romanın kahramanı,bambaşka dünyalara adım atıyor. Apartmandan kaçtıktan sonra peçeli Derdâ'yı tanıyamayacaksınız… Bunları ne için yaptığı,olaylar,gidişat,sadece kitabı okuduğunuzda öğreneceğiz bilgiler. Her şeyi de yazarsam ne heyecanı kalacak canım! Şimdi birkaç alıntı yapalım. "Müslüman kadın nükleer bir bombadır!” * “Filmin bundan sonrasında Yatırca doğumlu Derdâ'yla Londra doğumlu Stanley konuşmadılar ve sadece bağırdılar. Biri korkutmak için,diğeri korktuğu için. Doğuyla
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Yeraltına küçük bir giriş.
7/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2023 05:08
Kimi en edebi romanı olduğunu söylüyor, kimi öyle söylemiyor da başka bir şey söylüyor. Bana göre bu adam Chinaski olarak doğmuş. Yani başlarda törpülenme süreci o kadar kısa sürüyor ki adam sanki doğar doğmaz içmeye başlamış gibi. Tabii tam olarak öyle değil. Çocukluk anılarıyla giriyoruz, anlık görüntüler haricinde hatırladığı bir şey yok. Yemek yiyor, masa altında emekliyor, böyle şeyler. 1922, "Henry Junior" bir veya iki yaşında. Almanca konuşuluyor evde. Mantıklı, çünkü macera Almanya'da başlıyor. Aile de bir acayip; babaanne, "Hepinizi gömeceğim!" deyip duruyor, tek başına yaşayan dede var bir tane, altın zincirli saat veriyor falan. Babayla anne hakkında belli belirsiz imajlar var, negatif bir şey yok. Başlarda. Babanın arızaları yavaş yavaş çıkıyor ortaya. Portakal toplamak için bir bahçeye giriyor adam, bahçenin sahibi gelince de tartışıyorlar ama sanırsınız Chinaski bir iki şey daha söyleyip adama girişecek. Chinaski için model, direkt. Baba belli ki zor bir hayat yaşamış. Kimi zor günlerden sonra rahatlar. Çocuklarına tutunur, eşine tutunur, annesine tutunur, alkole tutunur, ne bileyim. Düze çıkınca sıkıntıları da kaybolur, şeker gibi adam olur. Bazıları da hayatını hiç eder. İşte Baba Henry böyle bir adam. Hayatını hiçe çevirdiği için düze çıkma ihtimali de yok, çıksa bile düzelmeyecek. Bu baba olayını biraz uzatacağım, çocuğun nasıl bir ailede büyüdüğünü göstermek istiyorum. Adam düz manyak. Birkaç hadise daha var, adam olay çıkartmak için yaratılmış adeta. Sadece kendini yaksa neyse, çocuğu da zehirliyor bir yandan. "Başka çocuklarla oynamama izin yoktu. 'Kötü çocuklar onlar,' derdi babam, 'fakir ailenin çocukları.' 'Evet,' diye katılırdı annem. Annemle babam zengin olmayı arzuladıklarından kendilerini öyle görüyorlardı." (s. 18) İlk yazarlık deneyimi çok
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma