Allah’tan En Güzel Payı İstemek. İbn Ömer (Radıyallahu anh), akşam ve sabah olunca şöyle derdi: “Allah’ım! Bugün taksim ettiğin herhangi bir hayırda beni kullarının en büyük pay sahiplerinden kılmanı; hidayet ettiğin bir nurdan, yaydığın bir rahmetten, genişlettiğin bir rızıktan, giderdiğin bir sıkıntıdan, kaldırdığın bir beladan, defettiğin bir şerden ve uzaklaştırdığın bir fitneden bana da en büyük payı vermeni Senden isterim.” İbn Hacer el-Askalânî, el-Metâlibu’l-Âliye.
Matilde'ye Sone
Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman, Çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat. Bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın, Ateş de pay alır kendine soğuktan. Seni sevmeye başlamak için seviyorum seni, Sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak Bir yolculuğa yeniden başlamak için: Bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni. Sanki ellerindeymiş gibi mutluluğun Ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları Hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni. Sevgimin iki canı var seni sevmeye. Bu yüzden sevmezken seviyorum seni Ve bu yüzden severken seviyorum seni. ~Pablo Neruda~
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Temizlik vakti
Kıyısında bir dudaklık pay dünya. Kim büyütmüşse çok sevmiştir. Her adımında kimi iz kimi kirle ayrılır.
Duygu ve Düşünce
Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâh Bî-aded mağrûr-ı sadr-ı i'tibârın görmüşüz
Bir siyasi parti, eğer sadece bir "düşünce veya ideoloji örgütü" olmaktan çıkıp, kendi mal varlığı, mülkü, iştirakleri ve geniş bir bürokratik aygıtı olan bir "iktisadi aktöre" dönüşürse, o partinin motivasyonları radikal biçimde değişir. Siyasi partiler doğuşlarında bir "harekettir"; fikirleri yaymak ve toplumu değiştirmek için kurulurlar. Ancak mal varlığı büyüdükçe, bu yapı bir "kuruma" (institution) dönüşür. Kurumların temel güdüsü ideolojilerini gerçekleştirmek değil, varlıklarını sürdürmektir. Böyle bir yapıda, "iktidara gelmek" riskli bir hamledir. Mevcut mal varlığını, düzeni ve yerleşik kadroları riske atar. Bunun yerine, "muhalefette kalıp mevcudu korumak" (hem siyasi hem ekonomik olarak) daha rasyonel, daha güvenli bir strateji haline gelir. Partideki üst kademe (yöneticiler, sekreterya, mülk yönetiminden sorumlu olanlar), partinin ekonomik gücünü yöneten bir "seçkinler sınıfı" oluşturur. Bu sınıfın artık tek bir derdi vardır: Statükonun devamı. Partinin halkın derdiyle veya iktidar olmakla ilgilenmesi, bu "ekonomik düzeni" bozabilir. Dolayısıyla, aslında "iktidar olamamak" değil, "iktidar olmamak" veya "iktidarın oyun kurallarını kabul edip mevcut düzende pay sahibi olmak" bir tercih haline gelir. Eğer partinin elinde büyük bir "iktisadi miras" varsa, parti içi çekişmelerin ana sebebi aslında ideoloji değil, bu iktisadi gücün kontrolüdür. Parti içi "kongreler", "delege savaşları" veya "liste kavgaları", temelde bu mülkün, bu kaynağın ve bu nüfuz alanının yönetimini kimin devralacağı kavgasına döner. Böyle olunca, halkın gündemiyle partinin gündemi arasındaki makas tamamen açılır. Parti, kendi içinde yaşayan bir organizmaya, dış dünyadan kopuk bir "kapalı devre sisteme" dönüşür. Siyasi partiler iktisadi güçle "evlendiklerinde", seçmenle olan "gönül
Siyaset
Kalbinin en mahrem yerinde bir an yaşamak.. Mutluluktan alınacak en güzel pay değil mi?