Farkına bile varamadan pay sahibi olduğumuz günahlar, suçlar, kederler, zaman ve mekân sınırı tanımaksızın, anlam veremediğimiz boğucu bir huzursuzluk olarak içimizi mesken ediniyorlardı. İnsanın kabahatleriyle arasında görünmez bağlar vardır, içini kavuran ateşe başka bahaneler bulur, oysa sorunun kaynağı derinlerde bir yerde kaybolduğunu sandığımız karartılarda gizlidir.
Sayfa 212 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Kambur felek sanki beni kayırdı Eşten dosttan nazlı yârdan ayırdı Gizli sırrım memlekete duyurdu Sanki benim bir ettiğim var gibi Kimine at vermiş eştirir gezer Kimine aşk vermiş coşturur gezer Kimine mal vermez koşturur gezer Sanki bunu zengin etmek zor gibi Bir kısmına yayla vermiş köy vermiş Bir kısmına büyük büyük pây vermiş Sevdiğine güzellikle boy vermiş Al yanaklar şûle verir nûr gibi Birinin aklı yok deli divâne Bir kısmı muhtaçtır acı soğana Bir kısmını zengin etmiş yan yana Şimdi kendi saklanıyor sır gibi Kimine saz vermiş çalar eğlenir Kimi zevk içinde güler eğlenir Veysel gözyaşların siler eğlenir Yeter gayrı yumma gözün kör gibi
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Kızları sadece medresede değil, okullarda ve üniversitelerde de okutsunlar. Kocasını seçme hakkı kadına ait olmalı. Bunu onlara verin. Bu hadımlar, çeyiz alıp artıkları yalamak yerine mehir versinler ve evlensinler. Kızın anne tarafı ona mirastan pay versin. Kadın boşanmak isterse hakkı olsun, boşandıysa yeniden evlenebilsin; dulsa, yeniden hayatını paylaşabileceği birini bulabilsin."
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Alıntı
SİZİN RABBİNİZ AYAĞIMIN ALTINDADIR!
Salih Mirzabeyoğlu‘nun “iktisada giriş” kitabı… Birinci sayfasını açıyorsunuz ve şu harikulâde satırlarla karşılaşıyorsunuz: Allah bu yeryüzünü ve istihsal [üretim] sahalarını hikmetle yaratmıştır; mamur, semereli ve faydalı kılınması hikmetiyle… Eğer halk dünya mamurluğundan ne fayda erişeceğini ve yeryüzünü kupkuru bırakmaktan ne günah doğacağını bilseydi, gayesini ve vücut hikmetini tamamiyle anlamış olurdu. Toprağından bin batman mahsul çıkacak bir insan, eğer ihmâl ve isteksizlik yüzünden dokuz yüz batman mal elde edecek olur ve aradaki yüz batman fark insanların istifadesinden uzak kalırsa biliriz ki, bunun hesabı kendinden sorulacaktır. İnsanların faydasına sarfedecek bir vaziyeti bulunduğu hâlde bundan kaçan, yeryüzünün umranında pay sahibi olmak istemeyen ve üstelik bunun ismini, dünyayı terk, zühd ve takva koyan insan, Şeytandan başka kimseye tâbi değildir… Nefsin kucağında esneyenlerin miskinliklerine hak kisvesi biçmelerine ve bunun mesuliyetine dair bir İslâm büyüğünden altını çizdiğimiz işaretten sonra, dünyaya kazık kakma heveslisi başka bir nefs azmanı tavra yine bir İslâm büyüğünden: “Sizin rabbiniz ayağımın altındadır!” Ayağını bir noktaya basıp böyle haykırıyor… Küfre benzeyen bu sözü belki delâlete kavuşturacakları ümidiyle o noktayı kazdılar… Bir de görsünler ki, bir yığın altun… Büyük velî, insanları, paraya tapmakla suçluyordu." [*] Sözü edilen büyük velî, Muhiddin-i Arabî‘dir. Konya’da kapısına gelip, “Allah için bir şey!” diyen dilenciye, evinin anahtarını verip şehri bırakıp giden adam… Ve İslâm’da “dünya malı”nın ölçüsü de budur. Haydi, ayağını bastığı yerden bir kese altun çıkmasın da, sadece mânen ve konu hangi dünyalık olursa olsun, söylemiş olsun: "Sizin taptığınız ayağımın altındadır!" **Tehlike, güç, şöhret, ünvan,
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -I-, 13 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Yaşamdan payını eksiltmeyi göze almayan ne düşünceden ne sanattan pay alabilir.
Sayfa 61 - Kapı Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe - ki tek bildiği, hakikati, tekte değil, çokta; ve nihayet hakta değil, bâtılda aramanın sanatıdır ve ancak sistemler arası birbirinin yanlışını bulmaktan başka ulaşabileceği hiçbir menzil yoktur- binlerce yıl zavallı aklı yora yora nihayet yirminci asrın filozofu (Bergson)da kendi kendisini dize getirmiş ve büyük imana yol vermiş gibidir: *-- Akıl değil, onun üstünde bir şey, seziş...» Bu filozof, aklı akılla mat ettiğini ileri sürüp yine akla bir pay çıkarmak isteyenlere şöyle der: *- Demek ki, aklın son merhalesi, kendi kendisini inkâr etmek demekmiş.»
Sayfa 25 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din