Şu insanın şeklini, bir takım birbirine zıt vasıfları birleştirerek meydana getirdiler. Onun nakşını, suretini, gamın tezgâhında çizdiler, çamurunu kederde yoğurdular. İnsan bazen şeytan olur, bazen melek, bazen de yırtıcı canavar kesilir. Bu ne esrarlı bir varlıktır ki çeşitli huylar, çeşitli meziyetler bir araya toplanarak onu meydana getirmiştir.
(Hz. Mevlana, Dîvân-ı Kebir’den Seçmeler)
Eflatun gibi Kierkegaard da sağlıklı bir yaşamın, karşıtlıkların aşılması ile mümkün olabileceğini savunur. Sorumluluk/sonsuzluk, imkan/gereklilik gibi karşıtların çözülmemesi, insanın içinde hüsran oluşturur. İşte insan olmanın özü bu hüsranda aranmalıdır, mutlulukta değil.