9/10
·114 syf.··
2026 13. kitabı
Ç𝕒𝕣ş𝕒𝕞𝕓𝕒 𝕘ü𝕟ü 𝕡𝕠𝕤𝕥𝕦𝕟𝕕𝕒𝕟 𝕙𝕖𝕣𝕜𝕖𝕤𝕖 𝕤𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 Benim en sevdiğim ikili kahve ve kitap. Peki sizin en sevdiğiniz ikili nedir? Bugün size @dergahyay’ndan çıkan @mustafakutlu_ ‘nun değerli kaleminden #uzunhikaye ‘nin yorumu ile geldim... #kitapözeti 16 yaşında olan Mustafa babası ile ilişkisini keserek tek başına hayata atılmaya karar vermiştir. Ali ise dedesini de alarak artık Bulgaristan'da yaşayamayacağına karar verir.Dedesi ile birlikte İstanbul'a göç etmeye karar verir. Dedesi ile toprakla uğraşan Ali parasını da yine topraktan kazanmaktadır. Oturdukları mahallede ilk olarak Ali ve dedesi hor görülür ve dışlarlar. Ali'nin dedesi her zaman doğruluğu savunan ve doğruluktan şaşmayan bir adamdır. Torununu da bu şekilde eğitir ve onun da her zaman doğruluğu savunması gerektiğini söyler. Ali'de hayatta en çok dedesini örnek alır.Ali Münire'yi ilk defa görmüştür. Düşman bir ailenin kızı olan Münire'ye aşık olan Ali bu aşkından vazgeçmek zorundadır. Çünkü Münire bir düşman ailenin kızıdır. Münire'nin ailesi fakir bir ailedir. Bundan dolayı Münire'nin abisi kardeşlerinin zengin bir kişi ile evlenmesini istemektedir. Bundan dolayı aşık olacağı kişiye vermeyeceklerini söyleyerek sürekli olarak Münire'ye karşı şiddet uygular. Münire'nin de Ali'de gönlü vardır. Ali hiçbir zaman bu abileri varken kavuşamayacakları bilincine varmıştır. Bundan dolayı Münire'yi de alarak birlikte kaçmaya karar verirler. Öncelikle bir tren istasyonuna binerek uzaklaşmaya başlarlar. Kendilerine en uygun yeri bulana kadar tren yolculuğuna devam ederler. #kitaphakkındadüşüncelerim Yazarın daha önce “iyiler ölmez” eserini okumuş biri olarak bu güzel eserini de çok beğendim ve dersler çıkardım.Çıkardığım en önemli ders;
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,6bin okunma
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·624 syf.·
2025 3. kitabı
Lise 3. sınıftayken okuduğum, kalbimde yeri bambaşka olan bir seriydi bu. Ateş’i de Su’yu da çok sevdim; gerçi yeri geldi Ateş’e çok kızdım, çünkü beni hiç beklemediğim ters köşelerle baş başa bıraktı. Sayfalar ilerledikçe her şeyin bir planın parçası olduğunu anlasam da sormadan edemedim: Peki, Su'yu bu kadar üzmeye gerçekten değer miydi? Elbette hayır... İlk iki kitabı Ateş ve Su Ateş ve Su II o kadar büyük bir keyif ve o yaşların verdiği sabırsız bir heyecanla okumuştum ki, üçüncü kitabın Ateş ve Su III çıkmasını adeta gün sayarak bekledim. Gel zaman git zaman, ben mezun oldum ve uzun bir aradan sonra serinin üçüncü kitabının çıktığını duyar duymaz hemen aldım. Fakat ne yazık ki ilk iki kitaptaki o büyülü atmosferi, o amansız heyecanı yeniden yakalayamadım. Sanki yazar, "Yazdım, bitti işte" der gibi aceleyle noktayı koymuştu. Nitekim daha sonra İmran Tohumcu ile Wattpad üzerinden iletişime geçtiğimde, kendisi de üçüncü kitabın içine pek sinmediğini, beklediği gibi olmadığını bizzat paylaştı. Sözün özü: İlk iki kitap kesinlikle okunmaya, o heyecanı tatmaya değer. Ancak üçüncü kitaptan beklentinizi çok yüksek tutmamanızı öneririm. Okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar.
Ateş ve Suİmran Tohumcu · Epsilon Yayınevi · 20181,077 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202623 okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Teknoloji hayatımıza o kadar hızlı, o kadar agresif bir geçiş yaptı ki... Peki, bu kusursuz sistemlerin, insansız hava araçlarının ve plazaların soğuk duvarları arasında "insan" nerede kalıyor? Son zamanlarda beni hem en çok cezbeden hem de içten içe en çok ürküten kitaplardan biri oldu Çıban. Bilimkurgu ve distopya türünü seven biri olarak, özellikle IHA-1 ve IHA-2 ehliyet sahibi biri olan ben, İHA (Vortex) projesini geliştiren Serdar’ın dünyasına adım attığım an hikayenin içine çekildim. Ama bu sadece teknik bir bilimkurgu değil; insan ruhunun mekanikleşmeyle savaşı. Okurken yer yer öyle anlar oldu ki, kendimi Serdar ile bütünleşmiş, onun hissettiği o çaresiz kaybolmuşluk hissini kendi içimde duyar gibi buldum. Bir yanda teknolojinin büyüleyiciliğini sevip onu kucaklamak isterken, diğer yanda "Acaba ne olacak?" sorusunun getirdiği o git-geller... Sistemin kusursuzluğu arttıkça, insan zihninin ne kadar kırılganlaştığını görmek beni gerçekten ürpertti. Hem çekindiğim hem de elimden bırakamadığım, modern dünyanın getirdiği o tekinsiz yalnızlığı iliklerine kadar hissettiren bir ilk roman olmuş. Peki Siz teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesinden korkuyor musunuz, yoksa heyecan duyanlardan mısınız? Yorumlarda buluşalım!
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202690 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2019 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte Ocak ayından başlayarak her ay yazarın bir kitabını okuyor #kristinhannahkitapdidanı etkinliğinde buluşuyoruz. Bu ay seçimim #mucizeleryagarken kitabından yana oldu. Şubat için seçmiş ama yetiştirememiştim. #kristinhannah tarz olarak #debbiemacomber - #sarahjio ve #kimberleyfreeman gibi birbirine benzettim yazarlardan. Sadece Debbie Macomber geçmişle günümüz arasında git gel yapmaz ya da aşırı tesadüflere dayanmaz. Onun dışında kalemlerinin benzerliği, naifliği, akıcı oluşları, birbirine bağımlı ya da bağımsız konuların hep ahenk içinde uyumlu olmaları aynıdır. Dönem dönem hepsini okumaktan ayrı keyif alırım. Hannah'ın bu kitabı da akıcıydı, alıştığım çizginin dışında değildi tabi ama bazı yerleri zorlama olduğu hissini vermedi değil. Fazla mı tesadüf vardı, yoksa daha mı tahmin edilebilir boyuttaydı emin değilim. Kurgu da aile, çocuk ve ihanet kavramlarının olması daha duygusal olarak okunmasını sağlıyor. Sinirlenmiş ve bazı yerlerde gözlerim dolmuş bir şekilde okumuş olabilirim. Yaşadığınız ve sizin sandığınız hayat başkasına aitse, vazgeçersiniz o hayattan... Sizin olan sizden kayıp gitmeden bunu anlayamazsınız, bir yalanı yaşamak, yetersiz olduğunuzu düşünürken başkalarının hayatına dokunma hayali sizi yeniden hayata bağlar. Peki sizi bu hayalden de uyandırırlarsa... Keyifli okumalar diliyorum, kitapla kalın...
Mucizeler YağarkenKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20152,872 okunma