Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız.
Ancak burada tasvir edilen dönemin toplumsal ilişkiler ağının karmaşıklığı, bu ilişkiler ister gündüz, ister gece ilişkileri, ister dikey, ister yatay ilişkiler olsun, kesin, mutlak yargılara varma yönündeki herhangi bir eğilimi ılımlılaştırmayı öğütlerken, biz kendimizi abartılı bir şekilde yeterli görmemizi sağlayan bu kötü alışkanlıktan kurtulmayı belki de hiç başaramayız.