Yağmur Arslan

Yağmur Arslan
@pelussen
Herkes aynı tarzda inceleme yazarsa ne olur?
7/10
·64 syf.·
2023 54. kitabı
İncelemelerin büyük çoğunluğu benzer bir yazımla başlamış. Bizim ise farklı bir bakış açısıyla bu kitabı değerlendirmemiz gerekir. Sonuçta milattan önce anlatılan savaş kuralları ve şimdi ki savaş kuralları arasında kilometrelerce mesafe, fark var. Kendi dönemine ışık tutan bir bilge yıllar sonrasında keyifle okunan bir yazara dönüşebilir. Bizim dönemimize ışık tutamasa da, o dönemin şartlarını tefekkür etmemize yardımcı olabilir. Bu kitabı okuması gerekenler sıralaması yaparsak, savaşan askerleri, komutanları ilk sıraya almamız gerekir. Peki, ben savaşan bir komutan mıyım veya bir asker miyim? Tabi ki de hayır! Bazen savaş kendi içinizde, bazen de sözlerinizle bir savaşta olursunuz. Her savaş, kavga edilerek yapılmaz! Kitabı okurken nasıl faydalanabilirim diye düşünmeliyiz. Bir faydalanma noktası belirlememiz gerekir. Bu sayede kitaptan daha fazla istifade edebiliriz. Mesela; Bizim görüşümüze ters olan görüşlerle tartıştığımız da başarı elde edebilmemiz için psikolojik baskı ve bilgimizin daha ağır basması gerekir. Kitapta bahsedilen temel değerleri, benim sözünü ettiğim değerlerle karşılaştırıp ders çıkarmamız gerektiğini düşündüm. Bu şekilde okuyunca kitaptan beklediğimin üstünde istifade ettim. "Simdi gidip trol kardeşimlerimle savaşabilirim. Tutmayın beni(!)" ^⁠_⁠^ Keyifli okumalar dilerim. ^⁠_⁠^
Savaş SanatıSun Tzu · Kapra Yayıncılık · 202049,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kızıl Veba /Doğum "dünün" kutlu olsun en sevdiğim kitabın yazarı!
9/10
·80 syf.··
2023 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 11:00
Şimdi kapayın gözlerinizi ve hayal edin! Bir salgından geriye kalan tek insan olsaydınız ne hissederdiniz? O günleri yaşayan tüm tanıdıklarınız ölmüş, geriye bir siz kalmışsınız, bir de o günleri yaşayanların üç beş torunu... Dünya nüfusu 400'lerde ve dünyanın geçmişine dair sizden başka bir şey hatırlayan kimse yok... Kızıl Veba Yıl 2013! Bulaşıcı bir hastalık Etkisi altına aldığı herkesi en geç iki saat içinde öldürüyor ve ölene kadar bilincin açık... Kısa sürede tüm dünyaya yayılıyor, her yerde kaos... Yerlerde yatan ölüler, Gömülmeyen cesetler, Terk edilen şehirler, Ve bu hastalığa bağışıklığı olan bir profesör! En net salgınlarda görüyoruz sanırım kolektivizme karşı bireyciliğin ön plana çıktığını. Ya da insanlar hep bencil, işler iyi giderken kolektivist düşünce ile hareket ediyorlar. Söz konusu kişinin kendi canı olunca ne yağmadan, talandan ne de diğer insanlara zarar vermekten geri duyuyor. Covid süreci bunun en yakın örneği değil miydi? Yalnızca kendini, kendi canını, kendi karnının tokluğunu düşünen insanları göstermedi mi bize? Hiç düşündünüz mü binlerce, on binlerce yıllık emeğin ürünü olan medeniyet bir gün yıkılırsa ne olur, diye? Her şeye sıfırdan başlamak mümkün mü? Peki o günlerden kalan yegâne insan olarak her şeyin sıfırdan başlamasına şahit olmak nasıl olurdu? Şu anki hayat ve bilginizle binlerce yıl geçmişte yaşayan insanların arasına düştüğünüzü düşünün! Cem Yılmaz'ın Arog filmindeki kadar sempatik olur muydu sizce her şey! Okurken yer yer José Saramago'nun Körlük romanını yer yer Albert Camus'nün Veba romanını anımsattı. Onlardan oldukça kısa olmasına rağmen boy ölçüşecek kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Martin Eden ile yazara başlayan hayranlığım bu kitapla daha da perçinlendi. Sanki yüzyıl öncesinden bugünü yaşamış bir yazar. Ki kendi zamanında da
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Can Yayınları · 202047,7bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2021 79. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2021 00:45
"Çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz." Satranç bir insanın hayata tutunmasını sağlayabilir ve onun hayatını kurtarabilir mi? Hayata tutunmamızı sağlayan şeyler bizi daha farklı bir felakete sürükleyebilir mi? Kurtuluş sandığımız, sıkı sıkıya tutunduğumuz şeyler bir süre sonra bize zarar verebilir mi? Satranç öğrenmeye çalıştığım şu zamanlarda listemde bulunan Zweig'ın Satranç kitabı sürekli aklıma takılıyordu. Geç okumuş olmanın verdiği pişmanlıkla birlikte iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu benim için. Yazar, yine kısa ama çok etkileyici bir eser kaleme almış. Psikolojik analiz yeteneği ve kendine özgü betimlemeleriyle kendine hayran bırakan bir eser daha ortaya çıkarmış. Satranç'ta özellikle iki karakter ön plana çıkıyor. Mirko Czentovic ve Dr. B. İki karakter de New York'tan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisinde yolcu olarak bulunmakta. Czentovic, satranç şampiyonu olarak ün kazanan ama bazı çevreler tarafından yeterince entelektüel olmadığı gerekçesiyle eleştirilen biri. Küçük yaşta yoksul babası öldüğünde bir din adamı tarafından yetiştirilen Czentovic, eğitimini de büyük ölçüde bu din adamı tarafından almış ama almış olduğu eğitimi başarıyla tamamlayamamış. Ancak sessiz ve sakin olan Mirko Czentovic'in kesin olarak öğrenmiş olduğu bir şey var. O da satranç. Czentovic'in birçok konuda yetersiz oluşu çokça göze batıyor ancak satrançtaki başarısı göz önünde bulundurulduğunda konuşulmaya değer bir kişilik ortaya çıkıyor.. Dr. B. ise hikayenin ilerleyen zamanlarında ortaya çıkmakta. İlginç bir giriş yapan Dr. B. dört ay boyunca tutsak edilerek işkence görmüş biri. Hem de belki en zalimce denilebilecek bir işkenceye maruz kalarak tutsak edilmiş. Zaman ve mekan algısının kaybolduğu küçücük
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma