10/10
·430 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:18
Neşeli hikayelerden hoşlananlara tavsiye etmem çünkü defalarca durup ağladım hikayeyi okurken. Beni bu kadar etkileyen sanırım sırf kadın olduğu için, yaşadığı coğrafya yüzünden hayatları alt üst olmuş kadınlar … Savaşlardan, adaletsizlikten yok olmuş aileler, perişan olmuş çocuklar… Afganistan’da yaşanan savaşın iç yüzü çok güzel anlatılmış. Sığınmacılara tepkili olan insanların kesinlikle okumasını da ayrıca tavsiye ederim. Bu kitap vesilesiyle Atatürk’e sonsuz minnet ve teşekkürü bir borç bilirim
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 123. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Fatma Erdek kaleminden Kara Kış Beyaz Düş kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 389 sayfalık bir kitap • Hikayemiz; küçücük bir çocukken babasını kaybeden Zeynep’in dünyası. Annesinin toplumsal baskılardan kaçmak için evlendiği zengin Selim, dışarıdan mükemmel bir kurtarıcı gibi görünse de Zeynep’in ruhuna saplantılı ve hastalıklı bir karanlık ekiyor. Zeynep bu kabustan kurtulmak için eğitime sarılıyor; azmediyor ve bir Hâkime olarak geçmişin kirli gölgesinden kaçmak için yüzlerce kilometre uzağa, karlar altındaki Erzurum Narman’a sığınıyor. • Ve bu bembeyaz kışın ortasında, hayatına iki muazzam karakter giriyor: Güven Yüzbaşı ve Akgül. Güven Yüzbaşı onun için tam bir güven limanı olurken; asıl kırılma noktası, bir dağ yolunda perişan halde bulunup davası önüne gelen öksüz köy kızı Akgül ile yaşanıyor. • Akgül uğradığı haksızlıklara karşı hep susarken, Zeynep onun gözlerinde kendi geçmişindeki o çaresiz çocuğu görüyor. Kanunların terazisinin yetmediği yerde mesleğini bile ortaya koyarak Akgül’ü kurtarmaya, kendi geçmişindeki Selim iblisiyle olan savaşını kazanmaya çalışıyor. Bu, aynı çamurlu topraklardan geçen iki kadının kader birliği... • Peki geçmişten gelen o mektuplar, Selim’in nakış gibi işlediği ama Zeynep’in hiç açmadığı o zarflar ardındaki hayalet gerçekten yok olacak mı? Zeynep yaşadığı kara kıştan, beyaz bir düşle dönecek mi? •Fatma Erdek kalemiyle ilk tanışma kitabım oldu. Kadın olmanın zorluklarını, aile içi psikolojik şiddeti ve sessiz kalınan trajedileri ajitasyona kaçmadan, inanılmaz edebi ve metaforik bir dille işlemiş. Karakter derinlikleri çok gerçekçiydi. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026382 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Korku
7/10
·70 syf.··
2026 1. kitabı
Stefan Zweig'dan okuduğum başka bir kitap... Kitap, bir insana korkunun ne hâle getirebileceğini ve neler yaptırabileceğini gösteriyor. Ama kitapta da yazıldığı gibi; bir suçun üstünün açılması, suçlunun hapis kararının verilmesi gibi durumlar, suçlunun yakalanma korkusundan veya bu durumu itiraf etmesi gibi olaylardan daha kolaydır zanlı için. Bu duyguyu çocukluğumuzdan beri hepimiz yaşarız. Bir şey yaptığımızda onun üstünün açılmaması için elimizden geleni yaparız, perişan oluruz. Ama olayın üstü açıldıktan sonra cezası ne olursa olsun artık içimiz rahatlar. Okumanızı tavsiye ederim.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
10/10
·96 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:46
"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Dostoyevski !!!(Spoiler içerir, rahatsız olacak olanlar okumayabilir, ancak sonunu bilseniz de kesinlikle okumak isteyeceksiniz. ) Akakiy Akakiyeviç, Rusya'da silik, utangaç, kendi halinde işini çok iyi yapan,kimsesiz bir devlet memurudur. St.Peterspurg dondurucu derecede soğuktur ve Akakiy'in yalnızca bir paltosu vardır. Onu senelerce dikip, yamayıp giymiştir. Ama artık paltosu eskimiş, kullanılmaktan incelmiş, perişan bir hale gelmiştir. Terziye gider, ama terzi paltoyu onarmayı reddeder, çünkü palto çok kötü bir durumdadır. Ona yeni bir palto dikmeyi önerir. Ama Akakiy'in palto diktirecek parası yoktur. Yeni palto onun için servet değerindedir. Akakiy'in dünyası başına yıkılır. Aylarca düşünür, hesap yapar, o arada maaşına da zam gelince çok üşüdüğü için paltoyu diktirmeye karar verir. Terzi ona muhteşem bir palto diker, o kadar mutlu olmuştur ki hemen giyer ve işe gider. Arkadaşları bu duruma çok sevinirler. Yeni paltoyu giyip işe gittiği ilk gün meslektaşları onun onuruna bir parti verir. Akakiy, gece evine dönerken zorbalar tarafından önü kesilir ve yeni paltosu gasp edilir. Akakiy kahrolmuştur. Çalınan paltosunu bulmak için polise ve dönemin yüksek rütbeli bürokratlarına başvuran Akakiy, herkesten azar işitir ve hor görülür. Polis ,devlet memurları ve 'mühim insanlar' tarafından derdi küçük görülür. Bürokrasinin bu umursamazlığı ve soğuk hava karşısında ağır bir hastalığa yakalanan Akakiy Akakiyeviç hayatını kaybeder. Sonunda, ölen memurun hayaleti sokaklarda dolaşıp insanların paltolarını sırtlarından çalarak intikam almaya başlar. Burda hayalet, hortlak ve gerçeküstü kavramlar Gogol tarafından bilinçli yapılmıştır. Ezilen insanların görünmezliğinin dramını yazmıştır. Dönemin Rusya'sında alt sınıfın karşılaştığı
PaltoNikolay Gogol · Ayrıntı Yayınları · 201546,2bin okunma
El Kızı İncelemesi
Puan vermedi·400 syf.··
2026 4. kitabı
Okurken çok üzüldüğüm ve etkilendiğim bir eserdi. Okuma hakkı bile verilmemiş bir kadının kötü ve çıkarcı insanların elinde heder olup gitmesini çok güzel anlatmış yazar. Okurken birçok okurun aksine Nazan'a kızmadım sadece üzüldüm çünkü Nazan daha 16 yaşındayken kaçarak evlenen 17 yaşında anne olan bir çocuk. Kaçarak evlendiği için kötü muameleler gördüğünde döneceği bir evi bile yok. Üstelik kocası da arkasında durmuyor annesinin tam bir cadı olduğunu bilmesine rağmen. Kaynanasının iftira atması üzerine kocası boşayıp geri gönderdiğinde Nazan'nın asıl hikayesi başlıyor bence. Nazan önce kalpazanlık yapıp onu pazarlayan bir adamın eline düşüyor sonra polis baskını sonucunda hapse giriyor orada da uyuşturucuya bağımlı hale getirilip istismar ediliyor kadın bir mahkum tarafından. Bu süreç içinde oğlunun sevgisi ile hayata tutunuyor, oğlunu bir gün tekrar görebilme umuduyla... Şimdi şöyle diyebilirsiniz: Nazan neden hiç sesini çıkarmadı ? Kendisine bunların yapılmasına nasıl izin verdi? Bu soruları sormak Nazan'nın büyüdüğü ve içinde bulunduğu çevreyi hiç anlamamak olur. Hayatta hep ezilmiş, hep birileri üstüne gelmiş, baskı altında kalmış üstelik arkalarında kimse durmamış insanlar kendi kararlarını veremezler, hep yönetilmeye ihtiyaç duyarlar. İşte Nazan'nın durumu tam olarak böyle Nazan yıllar sonra oğlunu görmek için döndüğünde perişan bir haldedir. Oğlu ise okuyup doktor olmuş, iyi bir kızla nişanlıdır. Oğlunu utandirmamak için uzaktan sevmeye razı olur yıllardır hasretini çekmesine rağmen ama eski komşusu Nazan'ı tanıyıp onu oğlunu "rezil" etmekle tehdit edince oğlu için katil olur ve ölür. Nazan etrafındaki kimse haksızlıklara ses çıkarmayınca kendisi de çıkaramamış ve kendi sesini unutmuş bir kadın bence.
Düşünce
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 21. kitabı
Judith, Alman oyun yazarı Friedrich Hebbel'in 1840 tarihli tragedyası. Oyunda özet olarak Holofernes katı ve zalim bir fatih olarak Bethulia şehrini ele geçirmek üzeredir. Şehir teslim olmaz ancak açlık ve susuzlukla sınanmaktadır. Halkın kahramanı rolünü üstlenmeleri gereken erkekleri de bir şey yapamaz, şehir perişan haldedir. Judith ise şehrini kurtarmak adına Holofernes'i öldürmek için yola çıkar. Planı Holofernes'in huzuruna çıkınca onu öldürmektir. Bu yolda çeşitli oyunlar çevirir. Judit, Holofernes'in çadırına girdiğinde bu toksik maskülenliğin karşısında sadece nefret değil, cinsel bir çekim de hisseder. Ancak Holofernes tarafından tecavüze uğradığında artık bu mesele kişisel bir hesaplaşmaya dönüşür ve Holofernes uyurken onun kafasını keser, ardından elinde Holofernes'in başıyla ülkesine döner. Judith, Eski Ahit'ten bir metindir. Eski Ahit'te Judith halkını (Bethulia şehrini) Asur komutanı Holofernes’in zulmünden kurtarmak için Tanrı’nın bir enstrümanı olarak hareket eden, kusursuz, dindar ve vatansever bir figürdür. Hebbel ise bu "kusursuz azize" imajını yıkar, Hebbel'in Judith'i toplumsal cinsiyet rolleri ve kendi cinselliğiyle çatışma halindedir. Böylelikle Hebbel kadını pasif bir kurtarıcı veya ilahi bir araç olmaktan çıkarıp, kendi arzuları ve psikolojisi olan gri bir özneye dönüştürür. Dönemsel olarak bakıldığında da 19. yüzyılın ilk yarısında Alman toplumlarda kadının yeri küche, kirsche, kinder (mutfak, kilise, çocuk) formülüyle sınırlı, kadının varoluşu da aile, ev işleri, annelik ve eş olma rolü ile sınırlandırılmıştı. O dönemde kaleme alınan çoğu eserde kadın ya korunmaya muhtaç, saf ve itaatkar "melek(!)" veya tehlikeli ve günahkar "cadı(!)" olarak iki uç noktada karakterize ediliyordu. O dönemin kadın kahramanları genellikle kurban rolündeydi.
JudithChristian Friedrich Hebbel · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019267 okunma