"... Efsaneye göre, Kurtuluş Savaşı esnasında Eskişehir civarındaki kanlı çarpışmalarda köylüler nehir boyunca yüzen balık sürülerindeki balıkların birer damla kan bıraktığını görürler; bu balıkların savaşa katılan ve yaralanarak geri dönen balıklar olduğuna İnanılır..."
Pertev Naili Boratav
Bir varmış, bir yokmuş... Bir memlekette fukara bir adamla bir de karısı varmış. Bunlar züğürtlükten illallah derlermiş. Delikanlı bir oğlanları varmış bunların, dururken bir de kızları olmuş. Kız doğduğu gün bir eşek yemiş, ertesi gün anasını babasını...
Göğsü kınalı serçe kuşu vardır, ufacık... Gök gürleyince yere yatar da ayaklarını havaya kaldırırmış.
"Neden yapıyorsun böyle?" diye sormuşlar.
"Bu kadar mahlukat var yerde. Olur da gök yıkılıverirse, dayak olmak için ayaklarımı kaldırıyorum," demiş. Böyle dermiş, bir yandan da titrermiş gök gürlerken.
"Korkumdan, dermiş, kırk kantar yağım eriyor."
"Be, demişler, senin kendin yoksun beş dirhem, nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?"
"A! Alemin kendine göre dirhemi, kantarı var, demiş serçecik. Siz ne anlarsınız?"