Ders bitti. Yalnızlık. Gün bitti. Güneş battı. Akşam. Karanlık çöktü. Yalnızlık. Oda. Yanan soba. Işıyan petrol lambası. Çocukların defterleri. Bakalım cümlelerine. Hayır, daha sonra. İlkin çayımızın suyunu kaynatalım. Sonra kitaplarımıza bakalım. Daha açmak fırsatını bulamadığımız kitaplara. Haritamız. Biz ki eski denizciyiz. Yalan. Kendimi böyle aldatıyorum. Yalan. İçimde denizlerden, tuzlu sulardan hiçbir şey kalmamış. Olsam olsam, attığı demiri almak istemeyen bir kaptanım. Ya da kayalara vurmuş bir tekne. Daha batmamış. (Batsa kurtulacak. Ama batmamış. Batamayan. Karaya oturmuş.) Deniz özlemi bile yok içimde. Denizin dalgaları değil; dağ başı, bu yükseklik döndürüyor başımı.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülakattır. Her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. İster güneş ışıldasın gökkubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. Pencerede şakıyan kuşlardan bize ne. Reel olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza..
Sayfa 113·Kitabı okudu
Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülakattır. Her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. İster güneş ışıldasın gökkubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. Pencerede şakıyan kuşlardan bize ne. Reel olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
Sayfa 113 - İletişim Yayınları 56. Baskı·Kitabı okudu
SONER YALÇIN, ÜLKÜCÜ ŞAİR "ARİF NİHAT ASYA YI"
ANLATTI En güzel bayrak şiirini kim yazdı? Günlerdir şehit cenazelerini gördükçe, kendimi hep bir şiiri mırıldanırken buluyorum. Üstelik şairi, siyasi olarak hiç anlaşamayacağım biri...
Okumak, iki ruh arasında aşıkane bir mülakattır. Her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. İster güneş ışıldasın gökkubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. Pencerede şakıyan kuşlardan bize ne. Reel olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.
Vatandaşlar! Aziz vatandaşlar! Muhterem vatandaşlar! Bugün çok ilerlemiş bulunuyoruz. Bazıları bunu inkâr etmeye çalışıyor. Hiç güneş balçıkla sıvanır mı? Sıvanmaz. Mademki güneş balçıkla sıvanmaz, öyleyse güneşi balçıkla sıvamaya çalışanlara, yani geri kaldığımızı söyleyenlere inanmayınız. Ben size bugün ne kadar, nerelere kadar ilerlediğimizi anlatacağım, o zaman sizler de geri kaldığımızı söyleyenlere güleceksiniz. (...) Gelelim yollara... Pek muhterem vatandaşlar! İşte gözünüzün önünde... Şu meydandaki asfalta bakın. Eskiden asfalt var mıydı? İçinizde ellisini geçkin olanlar hatırlarlar ki, eskiden asfalt masfalt yoktu. Daha eskiden kaldırım da yoktu. Çok daha eskiden toprak yol bile yokmuş. Ondan da önce, insanlar yol diye bi şey bilmiyorlarmış. Bir de ilerlemedik diyorlar. Daha nasıl ilerleyelim? Ya yol yapmasaydık, ne olacaktı? Dağdan, bayırdan dolaşmak zorunda kalacaktınız. Şu elektrik ışıklarına bakın! Her yerde şıkır şıkır elektrikler yanıyor. Bundan yüz sene öncesine gelinceye kadar elektrik var mıydı? Yoktu. O zaman petrol lambaları vardı. Üçyüz sene önce, petrol lambası da yoktu, insanlar geceleri mum ışığında yaşarlardı. Ya yüzbin sene önce?.. Çıra bile yoktu. Bir de ilerlemiyoruz diyorlar... Peki, ilerlemiyoruz da bu elektrikler ne? Bu yollar ne? Bu gemiler ne? Elektriği yaptırmasaydık da karanlıkta kalsaydınız. geceleyin birbirinize çarpıp kafanız gözünüz yarılsaydı, daha mı iyi idi? Bu gemileri almasaydık, yüze yüze mi gidecektiniz? Memleketin neresine bakarsanız bakın, bir ilerleme görülüyor.
Edebiyat