Onur Özden

Onur Özden
@philocyberx
Para compreender, destruí-me. Compreender é esquecer de amar.
Girişimci - Eski Sahaf - Bilgisayar Mühendisi
740 okur puanı
Ocak 2015 tarihinde katıldı
Deneme
Puan vermedi
"İnsan en çok bildiği şeye en az inanır." yaklaşımı daha anlamlı geliyor bana, naçizane. Sanırım burada Montaigne değer arayışı içerisinde olmadan, yaptıklarını bilinç ve şuur eksenli bir temellendirmeye oturtma gayreti içerisinde olmayan özneyi 'insan' olarak nitelemiş. Peyami Safa'nın : " Az bilmek istiyorsanız, çok okuyun." şeklinde belirttiği durumundaki 'insan olma çabasının bir ömür süreceği idrakinde olanlar' için yakınlaştıkça , kendilerini daha da içinde buldukça, büyük resme dışarıdan bakma ihtiyacı elzemdir. Gürültüyü parçalara ayırıp seslerin kendi içindeki bütünlüğünün tad'ıyla yaşayanların inanışları her defasında farklı anlamlara bürünürken, ne yaptığını bilmez (hayvani) güdüsüyle yaşayanların sıkıcı, monoton olarak niteledikleri olayların anlamlarının onlar için sürekli değişkenlik göstermeyeceği aşikardır. Erdem arayışındaki insan aynı'lıktaki farklılıkları gördükçe, önceden çıkardığı anlamlardan şüpheye düşmeye başlar. Sonrasında şüphenin kendisinden şüphe etmeye, şüphenin kendisinden şüphe etmekten şüphe etmeye .. bu böyle uzar gider.. Farklılıklara farklı gözle bakabilme yetisi kazanıyordur aslında ki bu da 'zenginliği' oluşturan yegane etmendir. Bunun farkındalığıyla yaşayanlar için çok yahut az bilmek , çok inanmak veya az inanmak değil de her an'ını bilmek ve inanmak formuna evrilme gayreti içerisinde geçiren 'yapı' ifadesi sanırım daha uygun olur.
Felsefe
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma
Reklam
İnsan olmak
10/10
·181 syf.·
2016 6. kitabı
Sevdiğim bir Kızılderili Atasözünde şöyle diyordu: "Neden ben insanlara güvenmemeyi öğrenip ruhumu kirleteyim. Onlar güvenilir olmayı öğrensinler." Evet, kendimizi çok yakın hissettiğimiz,
Psikoloji
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Özdemir Abiye Dair, Sana Dair
Puan vermedi·112 syf.·
2016 26. kitabı
Anlatmakla anlatmanın imkansızlığının aşılamayacağını hissettiğinde in-san, söyleyememek ne kadar özel ve anlamlı değil mi? Zavallılık olarak nitelendirilenin gizemin koynuna kendini bırakabilmek. Kelimelerin ağırlığı kaldıramayacaklarını fark edip kaçacak delik aramaları. Bu esnada yaşanan eşsizliğin bağrından gelen tatlı telaş. Dilin tutulması, belki, belki de insanın tüm benliğiyle söz olması.. Ne yaptığını, yapacağını bilememek. Cibran buyuruyor ya hani :" düşünmenin bittiği yerde hissetmek başlar." diye. Hep kalbin beyinden çok daha akıllı olduğuna inanmışımdır. Hem de o kadar akıllıdır ki , beyin bir karar verdiğinde, bir şeylere yönlendirdiğinde kendim yaptım sanar. Oysa kalp içten içe hep dizginleri elinde tutan, kendine özel, biricik hafızaya sahip unuttum sandıklarımızı bir 'an'da çıkarıverir ortaya, hem de en beklenmedik zamanda. O lafı söyleyemeyip, iliklerinde hissettikçe , en ufacık bir ayrıntı bile dönüşüveriyor 'seni seviyorum' lara. Dokuza kadar on sularında buluşmak dileklerimle ...
Aşk ve Şiir
Dokuza Kadar OnÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202326bin okunma