philomath

"Deli olmak ne demek, bilmiyorum," diye fısıldadı. "Ama deli olmadığımı biliyorum. Başarısız bir intihar girişimi benimkisi, hepsi bu." "Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar." "Yani, senin gibiler mi?"
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlık doğadan kopmuş, onu katledip, hükmetmeye çalışmış. Yaşam alanlarımız betonlaştıkça kalplerimizin etrafına surlar örmüş, içimizdeki öfke, hırs, kin aynı patlayan bir yanardağın lavları misali sevgi, huzur ve uyumu ele geçirmiş... Hayata karşı direncimiz arttıkça savaşlar ve yıkımlar da kaçınılmaz olmuş. Gelecek telaşı peşinde anın farkındalığından uzaklaştıkça birbirimize yabancılaşıyor, ötekileştirdiğimiz aslen kendimizken yalnız bir hayatın mahkumu oluyoruz. Su gibi yumuşak, doğal akışında, dirençsiz, anda yol almak gerekirken prangalarla kendimize bağladığımız korkularımız bizi yoldan alıkoymaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
Sayfa 6
Felsefe
Sorunları olan bir insan olduğumu biliyordum. Aslında biliyordum da denemez. Hayatım boyunca birçok sorun yaşamıştım -her yaşa, her mevsime, her güne özgü sorunlar yaşamaya da devam ediyordum. Zaman ve mekân değişse de, zamanla bedenim ve kimi özelliklerim de değişse; sorunlarım, sorularım, yaşadığım çatışmalar, bunalımlar, sıkıntılar, kaygılar, endişeler hiç değişmiyordu. Üç yaşındaki benle otuz yaşındaki ben aynı değildik. Ama üç yaşındaki ben, otuz yaşındaki benden ayrı da değildi. Hiç değişmeyen, hep korunan bir ben vardı. Çatışmalar hiç yok olmuyor, kaybolmuyor, gitmiyor, bitmiyordu; belki çatışmalara konu olan şeyler zamana ve mekâna bağımlı kalıyordu.
Psikoloji
Duydum ki, bir mürid Zen ustasına gelip eğilmiş, ayaklarına dokunmuş ve demiş ki, 'aydınlanmam için ne kadar beklemem gerekiyor?' Usta ona uzun uzun bakmış. Mürid huzursuzlanmaya başlamış. Sorusunu tekrar etmiş ve sormuş, 'Neden bana öyle bakıyorsun? Neden cevap vermiyorsun?' Ve usta gerçek bir Zen cevabı vermiş. 'Öldür beni' demiş. Mürid aydınlanmasının cevabının bu olduğuna inanamamış. Baş müride gidip sormuş. Baş mürid gülmüş ve 'aynı şeyi bana da yaptı' demiş. Ve haklıdır. Diyor ki, 'ne diye bana sorup duruyorsun?' Bu ustayı bırak. Bu soruları da bırak. Beni öldür. Tüm ideolojiden vazgeç. Ben kimim ki? Ben sana engel olmuyorum. Yaşam elinin altında. Niye yaşamaya başlamıyorsun? Ne diye hazırlanıp duruyorsun, ne zaman ve nasıl?
1000Kitap
Bir hikaye anlatmak ile hikayeler aracılığı ile konuşmak tamamen farklı şeylerdir. Bir hikaye daha canlı, daha anlam yüklüdür. Fazla şey söylemez ama çok şey gösterir. Tüm büyük ustalar hikaye ve anektodlardan yararlanmışlardır. Bunun nedeni şudur, bir şey direkt olarak söylendiğinde çok şey kaybedilir. Direkt ifade fazla kaba saba, ilkel, şekilsiz, çirkin oluyor. Kıssadan hisse veren bir öykü ise mesajı gayet dolaylı olarak iletiyor. Bu her şeyi çok daha yumuşatıyor; olayı daha şiirsel, mantığa daha az dayalı, yaşama daha yakın, daha çelişkili bir hale getiriyor. Tanrı için mantığa dayalı kıyaslamalar yapamazsın, herhangi bir ergümanı kullanamazsın, ama hikaye anlatabilirsin.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
1000Kitap