Ne var ki, Afrodit’nin bu iyiliği ve etrafa saçtığı gülücükler, kimi zaman aldatıcı da olabilir. Tıpkı aşk gibi... Zira aşkın hiçbir zaman tek bir yüzü -iyi yüz- yoktur. O aynı zamanda, hayatları kahreden, insanları felaketlere sürükleyen, en derin ve bitmek bilmez acıların kaynağıdır. O aşk ki, kanlı katliamlarla biten savaşlara yol açar; kendisini onun büyüsüne kaptırmış olanlara annesini bile unutturur; intikam, hırs, tuzak, çılgınlık ve delilik hep aşktan doğar. Aşkın birleşmesi ne kadar güzelse, ayrılığı da o kadar acı vericidir. Aşkın bu iki yüzü, Afrodit’nin kişiliğindeki çelişkilerin de dışa vurumu gibidir. O güzelliğin ve aşkın tanrıçası, aynı zamanda Phobos (bozgun) ve Deimos’un (korku) anasıdır. İntikamı ve hırsı çok keskindir Afrodit’nin. Aşk onun elinde bir sevgi aracı olabileceği gibi intikam aracına da dönüşebilir. Hoşlanmadığı ya da cezalandırmak istediği tanrıçalara ve ölümlülere başa bela açan aşklar gönderir. Örneğin Lemnos kadınlarının kendisine yeterince saygı göstermediğini düşündüğünde, onlara o kadar kötü bir koku verir ki, kocaları bu kadınlarla asla birlikte olmak istemezler. Kinyras’ın kızlarını fahişe haline getirerek gözden düşürür. Afrodit’nin bu ikili karakter özelliği aşkın hem vazgeçilmez hem de insanı felaketlere sürükleyen olumsuz etkilerini simgeler.
Beraberliklerinden dört çocukları oldu; bazı söylenceler beş çocukları olduğunu ileri sürüyor. Afrodit ile Aresin oğulları olan Demos ve Phobos korku ve şiddeti simgeliyor ve savaşta babalarının yanında bulunmaktan büyük zevk alıyorlardi. Öbür oğulları Anteros büyüyünce tutku tanrısı oldu; kimi zaman duyarlılık tanrısı olarak da betimlendi. Kızları Harmonia, daha sonra Tebai Kralı Kadmos'la evlendirildi.
Yunancada dehşet tanrısını simgeleyen 'phobos' sözcüğünden köken alan fobi, gerçekte korku yaratmayacak bir nesne veya durum karşısında veya böyle bir durum ile karşılaşacak olma beklentisi ile ortaya çıkan aşırı, anlamsız, süregelen bir korku duyma ve bu durum veya nesneden kaçınma durumudur. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de, engelleyemez, mantıksal düşünerek korkuların önüne geçemez.
Aphrodite, gördüğünde herkesin dokumacısına aşık olduğu sihirli kuşağını tanrıçalara pek ödünç vermezdi. Bunu Zeus ona, topal metal ustası Tanrı Hephaistos'la evlendiğinde düğün hediyesi olarak vermişti; fakat üç çocuğunun -Phobos, Deimos ve Harmonia- gerçek babası kavgacı, düzenbaz, sarhoş Savaş Tanrısı Ares'ti. Hephaistos, eşinin kendisini aldattığının, bir gece iki aşığın Ares'in Trakya'daki sarayında uyuyakaldığı ve Helios doğduğunda onları eğlenirken görüp bütün hikayeyi ona anlattığı güne kadar farkında değildi.