Melike Pınar

Japon hüznü, bizim hüznümüzden farklı bir boyutta seyrediyor. Bunun sebebi, hayat, ölüm, sevgi, görev, sorumluluk ve daha birçok yaşamsal kavramın Japon toplumunca farklı algılanması. 2005 yılında Osaka yakınlarında meydana gelen ve yüzden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan tren kazasının ardından bu olguyu daha iyi kavramıştım. Kazanın kendisi ayrı bir trajediydi; önceki istasyonlarda zaman kaybeden ve çizelgenin gerisine düşen makinist, arayı kapatmak için gazı kökleyince tren raydan çıktı. Hatta kazanın sebebi Japonya’da bir tartışma başlattı; kusursuz olmaya çalışmak, kusurların en büyüğüne sebep olabiliyordu.
Sayfa 27 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Küçük bir kasabanın kendi kendiyle ve bütün birimleriyle kurduğu sıkı ilişkiyi nasıl sürdürdüğüne ne kadar şaşsak azdır. Her erkek, her kadın, her çocuk, her bebek kasabada belli bir biçimde davranır, belli edimlere girişirse, kalıpları kırmaz, öteki bireylerden farklılık göstermezse, hiçbir şekilde deneylere kalkışmaz, önemli bir hastalığa tutulmaz, kasabanın esenliğini ve iç erincini, yani o kesintisiz, şaşmaz akışını bozabilecek bir şey yapmazsa, o birim görünmez olabilir, bir daha da adı bile duyulmaz. Ama tek bir kişi alışılageldik düşünce kalıbının bilinen ve güvenilen biçiminin dışına çıkmaya görsün, kasaba halkının duyargaları hemen geriliverir, bu haber kasabanın sinir ağı aracılığıyla her yana yayılır. Her birim bütünle iletişim kurar.
Sayfa 51 - *SEL Yayınları·Kitabı okudu
İnsan
Eğer gökyüzünde altokümülüs bulutlarıyla oluşan görkemli bir gün batımı her kuşakta sadece bir kez görünseydi, bu kuşkusuz çağımızın başlıca efsaneleri arasında yer alırdı. Buna rağmen çoğu kişi bulutları neredeyse fark etmez gibidir ya da onları “kusursuz” bir yaz gününün önündeki engel; “sıkıntılı hava” bahanesi olarak görür.
Sayfa 1 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları
Alıntı
Ford şimşek hızıyla elini Arthur’un kulağına koyuverdi ve işitme sisteminin derinliklerine yılan gibi süzülen balığın hissi aniden Arthur’un midesini kaldırdı. Dehşetle soluyarak bir iki saniyeliğine kulağını karıştırdı, ama sonra meraklı gözleri hayretle yuvalarından fırladı. Siyah renkli iki yüz siluetinden oluşan resme bakarken onun aniden beyaz bir şamdan olduğunu fark etmenin işitsel eşdeğerini yaşıyordu. Ya da bir kağıt parçasının üzerinde aniden altı rakamına dönüşen ve gözlükçünüzün size yeni bir gözlük için yüklü bir fatura keseceği anlamına gelen bir sürü renkli noktaya bakmanın eşdeğerini.
Sayfa 78
Alıntı
“Aile silah gibidir, bazen insanın yüzünde patlar.” Aileden gelen eğitim toplumumuzdaki birçok sorunun kaynağıdır. Mutsuzluk endeksinde ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Neden? Çünkü öfkemiz çok, değer görmemişiz ve birçoğumuz yaptığı işi sevmiyor.
Sayfa 57 - Kronik Kitap·Kitabı yarım bıraktı
Alıntı