Evet, sevgili Wilherm, bu dünyada kalbimi çocuklardan daha çok etkileyen hiçbir şey yok. Onların yaptıklarına bakıp, onlarda bir gün vazgeçilmez olduklarını öğrenecekleri erdemlerin ve niteliklerin izlerini gördüğümde, inatçılıklarını seyrederken, ileride dönüşecekleri istikrarlı ve asil kişilikleri hissettiğimde, hayatta onları tehlikelere ve dertlere götürecek kaprislerini, inatlarını ve coşkularını izlediğimde, hep o büyük öğretmenin insanoğluna söylediği sözleri hatırlarım: “Siz de onlar gibi olabilseniz!”
Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
Bak-bir rastlantı değilsin sen: şu garip yaşamımın ulaşmak zorunda olduğu bir noktasın (-artık, ‘noktadaydın’, mı, demeli?...)
Biliyorum ki bütünüyle sana yönelmişti yaşamım; belki, gerçekleştirilebilirlik ‘derece’sinden hep kuşkulanarak, ama, bütünlüğünden -bütün olması gerektiğinden- emin olarak - kendi bütünlüğümü ortaya koyarak; senden de kendi bütünlüğünü isteyerek...