miyân ◇

miyân ◇
@plausible_deniability
|ben, benim.|
Vay be yeni bir bilgi daha :D
25 Mayısta Samsun'dan ayılırken, Albay Refet'den (Bele), İstanbul'dan kalıcı bir atama yapılıncaya dek bölge valisi olarak hareket etmesini istedi. Askeri depoda bulunan üstü açık bir Benz arabayla yola çıkmıştı. Araba sık sık arızalanıp yolcular yaya olarak devam etmek zorunda kaldıkları zaman, Mustafa Kemal'in İsveççe orijinalinden uyarlanmış bir marşı yanındakilere öğrettiği söylenir. Marşın sözlerinin yalınlığı son derece çekiciydi: Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufukta şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin. Sert adımlarla her yer inlesin. Bu sözler İstiklal Savaşında çarpışan genç subayların marşı oldu.
Alıntı
miyân ◇
Marşın sözlerinin yalınlığının çekici gelmesinin sebebi Atatürk'le aynı yılda Selanik'te doğan çocuk edebiyatı ile ünlü öğretmen şairimiz Ali Ulvi Elöve tarafından yazılmasıdır. Bestesi İsveç sanatçıya aittir: Felix Korling. Uyarlanan eser de Şakıyan Üç Kız adlı bir halk şarkısıymış.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kral James versiyonu şöyledir —Yehova'nan Kabil'e neden öfkelendiğini sorduğu yer. Yehova der ki: "Eğer iyi davranırsan, seni kabul etmeyecek miyim? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona hükmedeceksin.' Beni çarpan bu hükmedeceksin' oldu, çünkü Kabil'in günahı yeneceğine dair bir vaatti." ..."Sonra Standart Amerikan versiyonunu aldım. O sıralar çok yeniydi. Ve bu bölüm farklıydı. Bu versiyonda Yehova, "sen ona hükmet" der. Şimdi bu çok farklı. Bu bir vaat değil, emir. Ben buna taktım. ...Tekvin'in dördüncü bölümündeki şu sizin on altı dizeye eğilebileceğimiz kanısına vardık. Benim yaşlı beyefendiler de bu kelimelerin, "hükmedeceksin" ve "hükmet"in çok önemli olduğunu düşünüyordu. Ve yaptığımız kazıdan șu altın madeni çıktı: "Hükmedebilirsin." "Günaha hükmedebilirsin."
Sayfa 331 - 334·Kitabı okudu
miyân ◇
"Anlamıyor musunuz?" diye haykırdı. "Standart Amerikan çevirisi insanlara günaha hükmetmelerini emrediyor; günaha cehalet de diyebilirsiniz. Kral James çevirisi "hükmedeceksin"le bir vaatte bulunuyor; insanların mutlaka günahı yeneceklerini söylüyor. Ama İbranice timşel kelimesi "hükmedebilirsin" –bir tercih hakkı sunuyor. Yeryüzünün en önemli kelimesi belki. Yolun açık olduğunu söylüyor. Yani top insanda. Çünkü eğer hükmedebilirsen, hükmetmeyebilirsin de. Anlamıyor musunuz?" (s. 334)