25 Mayısta Samsun'dan ayılırken, Albay Refet'den (Bele), İstanbul'dan kalıcı bir atama yapılıncaya dek bölge valisi olarak hareket etmesini istedi. Askeri depoda bulunan üstü açık bir Benz arabayla yola çıkmıştı. Araba sık sık arızalanıp yolcular yaya olarak devam etmek zorunda kaldıkları zaman, Mustafa Kemal'in İsveççe orijinalinden uyarlanmış bir marşı yanındakilere öğrettiği söylenir. Marşın sözlerinin yalınlığı son derece çekiciydi: Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufukta şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin. Sert adımlarla her yer inlesin. Bu sözler İstiklal Savaşında çarpışan genç subayların marşı oldu.
Kral James versiyonu şöyledir —Yehova'nan Kabil'e neden öfkelendiğini sorduğu yer. Yehova der ki: "Eğer iyi davranırsan, seni kabul etmeyecek miyim? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona hükmedeceksin.' Beni çarpan bu hükmedeceksin' oldu, çünkü Kabil'in günahı yeneceğine dair bir vaatti."
..."Sonra Standart Amerikan versiyonunu aldım. O sıralar çok yeniydi. Ve bu bölüm farklıydı. Bu versiyonda Yehova, "sen ona hükmet" der. Şimdi bu çok farklı. Bu bir vaat değil, emir. Ben buna taktım.
...Tekvin'in dördüncü bölümündeki şu sizin on altı dizeye eğilebileceğimiz kanısına vardık. Benim yaşlı beyefendiler de bu kelimelerin, "hükmedeceksin" ve "hükmet"in çok önemli olduğunu düşünüyordu. Ve yaptığımız kazıdan șu altın madeni çıktı: "Hükmedebilirsin."
"Günaha hükmedebilirsin."