Bakın, kaleciler öyle değil. Yirmi iki futbolcu içinde kadınların dikkatini en çok çeken onlar. Neden mi? Bir kere kılıklarının başkalığından. Her şeyi, önce, dış görünüşle değerlendiren kadın, dik yakalı fanila giyen, başına afili bir de kasket geçiren, çoğu zaman da uzun boylu olan bu adamı hemen öbür yirmi kişiden ayırıverir. Sonra kaleci kalesinde tek başına durur. Durmadan yer değiştiren, koşuşan çoluk çocuğa görecelikle daha ağır başlı, oturaklı ve bireysel bir makamı vardır. Ekip içinde kaybolmaz. Sonra topu en yüksek kaleciler vurur, çıkarırlar. Plonjon yapar, gol kurtarır, bu arada yaralanır, baygınlık geçirir, dikkati birkaç dakika üzerlerinde toplar, yürekleri hoplatır, sonra topallaya topallaya kalkar, kahramanca kalelerine geçer, başını yahut belini tuta tuta vazifesine fedakarca devam ederler.
İstatistikler de gösteriyor ki, sahada en çok alkış alan oyuncu kalecilerdir. Öte yandan şunu da biliyoruz ki, alkış haklı veya haksız olsun, sebebini anlasın anlamasın, kadın milletinin başını döndüren şeylerin başında geliyor.