Ahmet Arslan
Plotinos bununla kalmaz, bu göreli iyilik ve kötülükleri açıklamak için Platon ve Pythagorasçılardan aldığı ruh göçü kuramını da devreye sokar: İnsanların başına gelen "kötü" şeyler, daha önce yaptıkları kötülüklerin sonucudur. Dünyada evrensel, tanrısal bir adalet vardır. Bir adam eğer köle veya savaş esiri olmuşsa bunun nedeni onun daha önceki hayatında bir başka insanı köle yapmış olmasıdır. Bir kadına tecavüz eden biri ileride, yeni hayatında kendisine tecavüz edilecek bir kadın olarak dünyaya gelecektir (III, 1, 12)
Felsefe
Ahmet Arslan
İslam dünyasında Plotinos'un izleyicileri olan Farabi ve İbni Sina onun taşma kuramı gibi bu temaşa kuramını da tümüyle benimseyeceklerdir. Farabi Tanrı'dan çıkan ilk Akıl'ın ikinci bir Akıl'ı meydana getirmesini aynı temaşa eylemine bağlayacaktır. İkinci Akıl'dan üçüncüsü, üçüncü Akıl'dan dördüncüsü vb. aynı temaşa eylemi sonucu ortaya çıkacaktır. Son, Onuncu Akıl'dan yani Faal Akıl'dan ay-altı dünyasının bütün Formları ve Madde de böyle bir temaşa sonucu çıkacaktır. Gazali, Plotinos'un ve onun bu konudaki görüşünü takip eden İslam filozoflarının bu temaşa-yaratma öğretilerini açıklamak için ilginç bir örnek vermektedir. Bu, yere uzatılmış ince bir kalas üstünde rahatlıkla yürüyen bir insanın iki evin çatısı arasındaki boşluğa yerleştirilmesi durumunda aynı kalasın üzerinde yürümekten korkması ve kalastan düşeceği yönündeki korkusunun gerçekten de onun üzerinden düşmesine yol açması örneğidir. Gazali'nin bu örneği ilginç olmakla birlikte Plotinos'un —ve onu takiben Farabi gibi İslam filozoflarının— düşünce ile eylem arasında kurdukları özdeşliği iyi anlama konusunda fazla başarılı görünmemektedir. Çünkü burada psikolojik bir korkma ve bu korkunun sonucu olarak meydana gelen düşme olayı ile Plotinos'un sözünü ettiği bir matematikçinin geometrik bir figürü düşünmesi ve bunun sonucunda o figürün varlığa gelmesi arasında pek doğru olmayan bir benzerlik kurulmaktadır. Gazali bunun yerine Kur'an'da yaratım olayı ile ilgili olarak sözü edilen Tanrı'nın 'ol' emriyle evrenin varlığa gelmesi arasındaki ilişki üzerinde yoğunlaşarak, Plotinos'un yaratıcı düşünme öğretisini bu olay üzerine uygulasaydı, muhtemelen daha ilginç bazı sonuçlara varabilirdi. Bunun için yapacağı tek değişiklik, Tanrı'nın sözü edilen 'ol' emrinin öncesine aynı zamanda bu emrin konusunu oluşturacak bir
Felsefe
Reklam
Ahmet Arslan
Plotinos öncesi Yunan düşüncesi, değindiğimiz gibi, Tanrı ile evren arasındaki ilişkiyi, genel olarak var olan bir madde veya ham madde, malzeme ile ona biçim ve düzen kazandıran akıllı bir varlık, sanatkar arasındaki ilişki olarak tasavvur etmiştir. Bu gerek Anaksagoras, gerek Platon ve Stoacılar için geçerlidir. Ancak bu durumda bu sanatkar varlığın, söz konusu ham maddeye, uzaya veya kaosa, niçin bir biçim ve düzen kazandırdığı sorusu ortaya çıkmaktadır. Eğer Tanrı mükemmelse—ki bütün bu filozoflara göre öyledir—kendi kendine yeterli olmalıdır. Öyleyse o kaostan veya uzaydan neden bir kozmos meydana getirmiştir?
Felsefe
Ahmet Arslan
"ZAMANIMIZIN FİLOZOFU PLOTİNOS BİR BEDENDE BULUNMAKTAN UTANIR GİBİYDİ." Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 1 "DOĞANIN BİZİ İÇİNE HAPSETTİĞİ İMGEYİ TAŞIMAK YETMİYORMUŞ GİBİ ARKAMIZDA BİR DE BU İMGENİN BİR İMGESİNİ BIRAKMAMIZIN NE YARARI VAR?" Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 1 "İÇİMDEKİ TANRISAL OLANIN EVRENDEKİ TANRISAL OLANA GERİ DÖNMESİNDEN ÖNCE..." Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 2
Felsefe
Yoktan hiçbir şey var olmaz temel ilkesinden hareket eden bütün Yunan felsefi düşüncesi plotinos da dahil olmak üzere evrenin madde hareket zaman gibi ana unsurlarında Ezeli veya varlığa getirilmemiş olduğunu ileri sürer Hristiyanlığın ve İslam'ın tersine Yunan felsefesinde Temel ontolojik veya metafizik ayrım da tanrı ve yaratılmışlar ayrımı değil akılsal ile duyusal sabit değişmez varlıklar dünyası ile oluş ve hareket içinde olan nesneler Dünyası ayrımıdır
Sayfa 371·Kitabı okuyor
«Felsefe, içimizdeki ilahi tarafı büyütmemize yardımcı olabilir. Bedenimiz küçümsenecek bir şey değil ama hayvani, ikincil. Platon'un gösterdiği, akabinde Aristoteles'in ve üstadımız Plotinos'un devamını getirdiği üzere, önemli olan ruhumuzun bu kısmının ilahi olanla doğrudan bağlantı kurmasıdır. O yönetmeli, bize rehberlik etmelidir. Bu ilahi kısım onu tanımamızı sağlar, aynı zamanda doğru hareket etmemize de yardımcı olur. İster matematik ister ahlak olsun gerçeklere ulaşmamızı sağlar. Bizi alçak ve kötü arzulardan, hayvani hareketlerden sıyırır; bilgiye, eğitime, kendimizi ilahi kılmamıza, bizi daha iyi hale getirmeye öncelik verir. İşte, felsefe bu olabilir!»
Sayfa 227
Edebiyat
Reklam
Reklam