Arthur Schopenhauer
Bireylerin kaderlerinde görünen kasıt üzerine transandant spekülasyon “Hayatta tesadüfler yoktur, onda yalnızca uyum ve tertip hüküm sürer.” Plotinos, Enneadlar, IV. Ennead, 35. Bölüm.
Felsefe-Düşünce
Yazarlar (Hardt ve Negri) , çokluğun siyasal bir özne haline gelmesini sağlayacak eylemleri tespit ederken Plotinos'un Enneadlar'da benimsediği mistisizme gönülden bağlanamayacağımızı söyler. Plotinos'un öngörülerinin ve vecdlerinin, Çokluğun nasıl örgütleneceği ve enerjilerini nasıl İmparatorluğun daimi bölgesel ayrımcılığına karşı harekete geçirecekleri sorusunu cevaplamada yetersiz kalacağını, çünkü bunların içinde ne Tanrı Baba ne de aşkınlık olmadığını ifade ederler. Çokluğun elinde kalan tek şey, kendi içkin emekleridir. Bu, yeniden sahiplenme hakkı üzerinde bir ısrarcılık yaratan içkin düzlemin yüzeylerinde yer alan emektir. Tekrar sahiplenme hakkı şunları kapsar: › Özerkliğe ve kendi hareketini düzenleme hakkına bağlı olan küresel yurttaşlık. > Çokluk içinde kolektif olarak var olan herkes için toplumsal ücret ve garantili bir gelir. › Yazarların çokluk içindeki telos'ta yeni bir yer yaratma girişimi olarak yorumladıkları bilgi, kendini düzenleme ve özerk şekilde kendini üretme. Hardt ve Negri, bu yeniden sahiplenme sürecinde, çokluğu emperyal egemenliğin kavrayışının ötesinde tutan ve gerçek anlamda maddi bir duyular dinini aratmayan bir "maddi bir akıl mitolojisi"nin işbaşında olduğunu ifade eder. Aslında bununla çokluğun ontolojisinin kendini eylemlilik ve bilinçlilik olarak ifade etmesini simgesel ve imgesel olarak şekillendiren ve buna imkân veren bir akıl mitolojisi kastedilir. Hakikaten de yeryüzü şehri telos'unu yepyeni bir şekilde yorumlayan bir ontolojidir bu. Bu ontoloji metafizik ve aşkın dolayımların yardımı olmaksızın şiddete ve bozulmaya karşı savaşta çokluğa ait yeryüzü şehrindeki emek ve işbirliğinin mutlak bileşimini gerçekleştirmeye olanak sağlayan bir stratejiyi mümkün kılar. Diğer bir deyişle, Hardt ve Negri'nin "çokluğun teürjik
Sayfa 68 - Sel Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslam felsefesinin gerçek kurucusu olarak kabul edilen Fârâbî'nin ana kabullerinden biri Aristoteles'le Platon'un felsefeleri arasında ciddi bir fark olmadığı, her iki filozofun felsefenin ana meselelerinde benzeri öğretiler ileri sürdükleri görüşü olmuştur. Hatta Fârâbî'nin bunu kanıtlamak üzere küçük, ama tarihsel önemi büyük bir risale, kısaca “Uyuşturma veya Uzlaştırma (El-Cem)” diye bilinen risaleyi kaleme aldığını biliyoruz. Fârâbî'yi ve daha sonra aynı tezi kabul eden diğer Müslüman filozofları bu görüşe götüren şeylerden biri ve muhtemelen en önemlisi, aslında Aristoteles'e ait olmadığı halde ona izafe edilen iki sahte (apokrif) eser olmuştur. Bu eserlerden biri, Arapçada “Aristoteles'in Teolojisi” veya daha kısa adıyla “Usûlûcyâ” olarak bilineni, aslında Plotinos'un IV-VI.Enneadlar'ından çıkarılmış bazı seçmelerle onlar üzerine Porphyrios'un yapmış olduğu bazı eklerden veya açıklamalardan ibarettir. İkincisi, ortaçağ Batı Hıristiyan dünyasında “Liber de Causis” diye bilinen “Saf İyi Üzerine” adını taşıyanı ise işte Proklos'un bu sözünü ettiğimiz “Teolojinin Unsurları” adlı eserine dayanır. Aristoteles'le hiçbir ilgisi olmayan, tümüyle Yeni-Platoncu iki filozofun görüşlerini içeren bu kitapların ve onlarda ortaya konan görüşlerin Aristoteles'e izafe edilmesi, Aristoteles'in Platonlaştırılmasına, Yeni-Platoncu olarak değerlendirilmesine yol açmış, bu ise başta Fârâbî olmak üzere aynı gelenek içinde yer alan diğer Müslüman filozofları bütün filozofların üzerinde uzlaşma durumunda oldukları tek bir felsefenin var olduğu yönünde bugün artık tarihsel bakımdan doğru olmadığını bildiğimiz görüşlerine götürmüştür.
Plotinus’tan Sonra Yeni-Platonculuk·Kitabı okudu
Plotinos'un ahlak felsefesini sergilemeye başlamadan önce onun iki önemli konudaki görüşlerini bilmemiz gerekmektedir. Bunlardan ilki her türlü ahlak felsefesinin birinci problemi olan, insanın davranışlarında özgür olup olmadığı ve bu özgürlüğün ne olduğu konusudur. Plotinos bu problemi Enneadlar'da birkaç yerde ele almaktadır ve onun bu konuda Spinoza'nın, özgürlüğü kendini belirleme (self-determination) olarak tanımlayan ünlü kuramını haber verdiğini, hatta bu kuramı ana unsurlarıyla açık bir şekilde ortaya koyduğunu görmekteyiz. İkincisi evrende nesnel anlamda bir kötünün veya kötülüğün olup olmadığı ve eğer varsa onun nedeninin, kaynağının ne olduğu konusudur. Plotinos bu konuyu da son derecede ayrıntılı bir şekilde ele almakta ve ilkçağ felsefesinde Stoacılardan sonra onlarla aynı yönde olmak üzere son derecede gelişmiş bir tanrı savunması (teodise) ortaya atmaktadır.
Plotinus’un Ahlak Felsefesi veya Etiği·Kitabı okudu
“Güzel denen şeyleri güzel yapan, ruhtur." Plotinos, Enneadlar I, 6, 7
Plotinus’un Sanat Felsefesi veya Estetiği·Kitabı okudu
Plotinos Ruhun duyusal dünyaya inişi veya düşüşü ile kurtuluşu problemini Enneadlar'ın çok ünlü bir pasajı, “Sık sık bedenimden kurtulup diğer şeylerden uzaklaşıp kendime döndüğümde, kendimi seyrettiğimde olağanüstü bir güzellikle karşılaşırım ve sahip olduğum şeylerin çoğu bakımından daha iyi bir dünyaya ait olduğumun, en iyi hayata sahip olduğumun ve tanrısal varlıkla özdeş olduğumun bilincine varırım. (IV, 8)” sözleriyle başlayan IV. Ennead'ın 8. Kitabında ele alır.
Tinsel Dünya·Kitabı okudu