İnsanın anlam arayışında kendime muazzam bilgi ve beceri edindim. Kitap başlarken yazarın nazi toplama kamplarında yaşadığı acı ve istiraplari otobiyografik olarak anlatıyor. Daha sonraki bölümlerde Frank'ın geliştirdiği logoterapi ve bu logoterapi eşliğinde hayatın anlamı irdeleniyor. Aslında modern insanın sürekli olarak sıkıştığı ve çıkmaz durumlarda baş etmeye çalıştığı şeylerin, hayatını anlamlandırmada ki zorluklardan kaynaklandığı anlatılıyor.
Örneğin ıstırap, gaz gibidir. Gaz nasıl koyulan kabın hacmini alıyorsa, ıstırap da girdiği benliği tamamen kaplar. Yani insanların, seninki de dert mi dediği zamanlarda, aslında acının ve ıstırapın şiddeti fark etmeksizin, tüm benliği ele geçirdiğini anlatır yazar. Yani birine küçücük gelen bir ıstırap, diğerinin benliğini ya da ruhunu tamamen kaplar. Yazar daha sonra logoterapinin kısa bir açıklamasını yapar. Logoterapi nedir, varoluş nedir, varoluşsal boşluklar nasıl oluşur? Bunlarla beraber, hayatta topyekün herkese uygun genel geçer hayatın anlamını açıklamanın mümkün olmadığını, her kişinin ve her durumun kendine has olduğunu ve hatta bir durumun başka zamanlarda başka şekilde algılanabileceğini de söyler. Bununla beraber hayatta anlam arayışında üç kategorinin yol gösterebileceğini söyler.
1. Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak 2. Bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas etmek
3. Kaçınılmaz ıstıraba karşı aldığımız tavırla
İkincisini biraz açıklamak gerekirse, herhangi bir deneyim yaşamak veya birisini sevmek de hayatta bize çabalayacak bir alan sunar. Yani Nietzsche'nin dediği gibi, "bir nedeni olan her türlü nasıla katlanır."
Üçüncüsünü de kısaca açıklamak gerekirse, bir kanser hastasının, kanser olduğu için hayata küsmek yerine, kanserin verdiği ıstırapı kabul ederek, hayatını ve kendini değiştirme