Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
Eski bir dostla buluşma kabilinden... :)
7/10
·176 syf.·
2024 12. kitabı
Unamuno'yu Sis kitabıyla tanımış ve anlatımına hayran kalmıştım doğrusu. Hala da en sevdiğim ve de önerdiğim kitaplar içerisinde yer alır kendileri. Hal böyleyken öykülerinden oluşan bu seçkiyi okumak da benim için güzel bir deneyim oldu. Özlemişim kalemini, anlatımını, konulara yaklaşımını. Çeviride ise yer yer "inşallahlı maşallahlı" kısımlar hoşuma gitmese de okuma deneyimine halel getirecek bir durum söz konusu değil. Kitap, adını da aldığı ilk öykü olan "Yaman Adam" dahil, on öyküden oluşmakta. İçlerinde en uzun olan öykü de bu. Genelde işlenen konular, kadın erkek ilişkileri, evlilik kurumunda yaşanan olaylar, aşk, sadakat, ihanet, entrika (Kara Melek diyecektim, kendimi durdurdum. Yaşımız belli olmasın sonra :P) gibi gibi. Beni en çok etkileyen öyküler ise, "Aşkın Hücumu" ve "Vakit Nasıl Geçiyor" adlı öyküler oldu. Tavsiye ederim :)
Öykü
Yaman AdamMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 2019729 okunma
Reklam
Ferdi Tayfur, Zerdüştlük, biraz hayvanat, kafi derecede SPOILER
7/10
·190 syf.·
2024 11. kitabı
youtube.com/watch?v=V4B9EjV... Bu şarkı ile bu kitap ne alaka derseniz, demeyin. Kafamın içinde de Fadime'nin düğünü var diyebilirim. Fakat yine ne yapıp edip, şarkıyı gediğine oturtacağım, merak etmeyin ;) Başlıyoruz... Kahramanımız Ted Barton, karısıyla birlikte tatile çıkmışken, direksiyonu doğup büyüdüğü kasaba olan Millgate'e kırar. Adamın canı nostalji çekiyorken karısı mızmızlanıp durur, sürekli bir memnuniyetsizlik hali falan... Abi dedim, Allah sana başka acı dert vermesin, ama bir bakıyoruz ki vermiş. "Ne ümitle geldik minnak Millgate'e, Allah sonumuzu hayır getire, alacaklı haciz koymuş Chris'e abovvv... :D" Çocukluğunda bıraktığı kasabanın yerinde yeller esiyor. "Buralarda ağaçları kesmişler, yerlerine taş duvarlar dikmişler, sevdiğimi başkasına vermişler" kabilinden bir değişim değil de, kahramanımız çocukluğundan hatırladığı ne varsa hiçbirini yerli yerinde bulamıyor. Girdiği her dükkanda, sorduğu her insanda şaşkın yüzler, tatmin etmeyen cevaplar, kaçamak haller. Sanki dersin ki Münih diye İstanbul'a bırakmışlar kahramanımızı. O da "hemşerim, Allahını seviyorsan dogru söyle, burası Münih'tir deel mi?" gibilerinden dolanıyor bir süre. Neyse, nemrut karısından bir süreliğine kurtulup, kendine kalacak bir yer ayarlayıp, kafasını da yavaştan toparladıktan sonra macera başlıyor nihayet. Bu arada, bu detayı atlarsak olmaz. Kasabanın bıraktığı gibi kalmadığını fark ettikten sonra Barton, eski yerel gazetelerin sayfalarında kasabasına dair izler aramaya koyuluyor ki bir de ne görsün? Kendisi aslında ölmüş! Evet, yanlış duymadınız. Kasabadan taşındıklarını sanıyor aslında ama o tarihte kızıl salgınında ölmüş Ted Barton. Ayrıca anne/baba adı da kayıtlarda farklı şekilde geçiyor. Bambaşka bir gerçeklik anlayacağınız... Bu kısım bende kitabın sonunda
Alternatif Gerçeklikler
Kozmik KuklalarPhilip K. Dick · Alfa Yayınları · 2019203 okunma
Yaşıyor musun bu hayatı, yoksa sadece seyirci misin?
7/10
·110 syf.·
2024 10. kitabı
Çarpıcı ve de ikonik bir girişe sahip kitabımız. Henüz okumayan birçok okur dahi bu satırlara aşinadır. Buna ben de dahildim. Ve bir ölümün ardından okununca daha bir etkileyici olduğunu söyleyebilirim bu satırların. Anne'nin ölümü ve defnedilmesi arasında geçen o anlar, ölmeden evvelki günlerine dair detaylar, bakımevinde geçen ömrün son demleri ve tüm bunları okurken canımızı yakan detayların, Meursault'ta karşılık bulmayan halleri, o can sıkıcı "kayıtsızlık"... Çoğunlukla sinir bozucu dahi olsa, bir yerde anlamlandırmaya da çalışıyoruz. Acaba gündelik kaygılar, aile bağlarını kaçınılmaz olarak zedelemekte midir, bireyselleşen hayatlarımızda ailemiz de dahil, başka kimseyi sevecek, önemseyecek yer kalmıyor mu yoksa, canımızdan, kanımızdan dahi olsa, "gözden ırak olan gönülden de ırak" mı olmaktadır, veya kendi ayaklarımız üstünde durana dek tahammül ettiğimiz ebeveynlerimizden, yalpalayarak da olsa doğrulduğumuzda kurtulmaya mı meyilliyiz... Bunların hepsi birer seçenek ve acı da olsa daha fazlası dahi mümkün. Meursault ile Anne'nin durumunda ise, hadi bir yere kadar, ona bakamayacak denli mütevazı bir gelire sahip olmasını ve de Anne'nin, yaşıtları ile daha mutlu olacağı bir yerde olması düşüncesinin etkili olduğunu kabul edelim. Fakat annesinin ölümünü böylesi bir kayıtsızlıkla seyreden bir evladın varlığı, ister istemez insanı rahatsız ediyor. Evet, Meursault, annesinin ölümü ve defnedilmesi boyunca tam bir seyirci performansı sergiliyor ve bir an önce kendi normal (!?) yaşantısına dönmeyi arzuluyor. Bu da empati yetimize ket vuruyor okurken. Meursault'nun cenaze performansı canımızı sıkmışken halihazırda, normal (!?) yaşantısını okumakla devam ediyoruz hikayeye. Ve bu can sıkıcı kayıtsızlığın, bütün hayatına sirayet ettiğine şahit oluyoruz. Arkadaş çevresi, kız
Kayıtsızlık
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Mutlu Mesut Kasabalardan Her Daim Kıllanmışımdır
8/10
·144 syf.·
2024 9. kitabı
Yok canım, ne sorunum olacak mutlu kasabalarla değil mi ama? Kafayı mı yedim ben? Siz onu film, dizi yapımcılarına, senaristlere, böyle kurgular yapan yazarlara söyleyin. Bilinçaltımıza işlemiş artık, sürekli sırıtan komşular, düzenli bahçeler, huzurlu aileler temalı yapımlar görünce otomatikman "birazdan işler boka saracak kesin" deyiveriyoruz. Burada da işler sarpa saracak ve ben bu sarpa sarışları sanırım SPOILER vermeden anlatamayacağım. O yüzden, belki de uzun bir süre sonra SPOILER'lı inceleme yazma gerekliliği hissediyorum. Hadi bakalım başlayalım... Kitabın kapağı çok tatlı, böyle pambık şeker havasında pembe bir renk, üstünde fırınımsı bir karaltıya kekimsi bir karışım süren sarışın bir hanımefendi. Puantiyeli bir elbise falan... Ama o da ne? Güzelim kadına arkadan kurma kolu takmışlar! Abi fikir çok iyi. Kitabı anlatmaya kalksan baştan sona, böylesi bir resim kullanırsın, ki cuk da oturur ama kitap okunmadan böylesi bir resimle karşılaşınca diyorsun ki "aha spoiler!"... Nitekim de öyle oldu. Kitabın bir kısmında öyle kimyasal mimyasal, işte aman efenim şebeke suyuna mı karışıyor yoksa falan filan, neler oluyor, deliriyor muyum falan derken bunların hiçbirisi olmuyor, kitap sizi şaşırtmıyor, dönüp dolaşıp android ev kadınlarına bağlanıyor. Arka kapakta yazan yazı da işin tuzu biberi zaten. Kabak gibi... "Hiç boş durmaz Stepfordlı kadınlar. Ömür boyu ROBOT gibi çalışırlar." Robotu ben büyük harflerle yazdım. Ama bağırıyor yani işler robota bağlayacak diye. Nitekim kitabın çoğunluğu da "feminist distopya" bana kalırsa. Kitabı bilimkurgu yapan tek unsur, iri memeli, güzel totolu, şekli şemali düzgün, sokakta hanfendi, mutfakta aşçı, yatakta or... işte ondan yapan androidler içermesi. Kurguya girecek olursak, kasabaya yeni bir aile taşınır ve olaylar gelişir.
Feminist Distopya
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,734 okunma
Bu kadar kasma, paranoyak olursun ;)
5/10
·144 syf.·
2024 8. kitabı
"Buldum. Buldum. Son soru. Sen hala bir nebze olsun, kalbinin herhangi bir köşesinde, evliliğin bir aşk ilişkisi olduğu yanılsamasını taşıyor musun? Eğer taşıyorsan, bu birçok sorunun nedeni olabilir." Soruyu soran karakter, bunun bir yanılsama olduğunu kabul ederek, içine kendi yargısını da katarak sormuş ama, siz ne düşünürsünüz? Evlilik kurumunu doğuran şey aşk mıdır? İnsanlar birbirlerine aşıklarsa, evlenmek kaçınılmaz mıdır? Yoksa birçok dramın da kaynağını oluşturan yargıya dayanarak, bir şeyin adı, kavuşamayınca mı aşka dönüşür? Aşk dediğin şey, seni başka bir yere vardıran geçit midir yoksa? Daha geçenlerde burada buna benzer bir yorum yapmıştım, ki hala da yorumumun arkasındayım. Bence aşk denilen nane, ya kendini tüketmek üzere doğar ya da başka bir şeye evrilmek üzere. Bunu evliliğe de evirebilir ama aşkla doğan evliliklerin sağlam temelli olacaklarını da kimse garanti edemez. Zira eskilerden bir şarkı, bu tezi çürütür: Evlilik aşkı öldürüyor güzelim ;) E katil zanlısı olarak da cezasını çekmekle mükellef... Güzelim "yurdum yargısı" gibi, öyle oradan buradan "hafifletici sebepler" kabul etmiyor. Kitabın yazılış tarzı biraz farklı. Çokça "tırnak içinde" cümleyle karşılaşacaksınız, zira kitap baştan sona, diyaloglar halinde yazılmış. Başlarda, anlatılanlara, olaylara ve kişilere aşina olana dek, kim kimdir, kim kime neyi anlatıyor bir bocalatıyor, ben bocaladım en azından ve kitap bitene değin de net bir şekilde diyalogları sahiplerine pay edemedim. Bazı kısımların kitaba ne amaçla eklendiğini bir yere oturtamadım. Bu da benim kitaptan aldığım keyfi düşürdü. Olay akışı, evli bir adamla evli bir kadının yaptığı kaçamaklarda birbirleriyle paylaştıkları etrafında şekilleniyor. Aralarda bu ikilinin eşleri ve bu ilişkiye temas eden diğer karakterler de ele
İlişkiler
AldatmaPhilip Roth · Ayrıntı Yayınları · 2010144 okunma
Reklam