Balkan Savaşı'nın Korkunç Yüzü
Zelhuh Posta Telgraf Müdürü: "Siroz'da babalarının, kardeşlerinin, kocalarının, çocuklarının öldürüldükleri evlerinden zorla çıkarılan yüzlerce bahtsız müslüman kadını, hükümet konağının karşısındaki Mülkiye İdadisine kapatıldılar. Sonra elli kadar Bulgar askeri bunların üzerlerine atılarak hem iffetlerini kirlettiler ve hem de gaddar bir biçimde kötü muamelelerde bulundular. Bulunduğum yerden ( yani okula bitişik postahaneden ) bu zavallıların umutsuz çığlıklarını işittiğim gibi, işlenen vahşet ve alçaklıkları da görüyordum. Gece olunca Bulgar kıtaları Türk evlerine girerek, her yerde kadınların ve kızların namus perdelerini parça parça ettiler ve hoşlarına gitmek felaketine uğrayanları da yanlarına alıp götürdüler..." diyor.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Tarih-Araştırma
Refik Halit Karay
Milli Mücadele'yle karşı da aktif bir şekilde mücadele edecek ve bunu sadece "Kuzum Mustafa, Sen Deli Misin?" gibi ifadeler içeren köşe yazılarıyla yapmayacaktır. O yıllarda posta ve telgraf umum müdürü kendisidir. Emrindeki posta ve telgrafhanelere Kuva-yı Milliyecilerin haberleşmelerini engellemeyi emretmiştir. Kitabın birçok yerinde de belirttiğimiz gibi, özellikle ilk yılında Kurtuluş Savaşı bir telgraf savaşıdır. Uygulansaydı, bu emrin Anadolu'daki direnişi daha başından felç etmesi işten bile değildir..
Sayfa 339 - Mundi Kitap·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Ben olsam ben de o mezar taşlarından isterdim. Muhlis Bey de isterdi öyle bir mezar taşı. Muhlis Gelincik 1880-1932 -Burgaz'da posta müdürü- el-Fatiha. Belki Fatiha istemezdi. Sevdiği bir şarkısı vardı: Akşam kapladı her yeri Keder sardı dereleri Bu şarkıyı da elbet mezar taşına kazdırmazdı. Ama belli olmuyor ki, şu insanlar... Mezar taşında nasihat bile ediyorlar yaşayana.
Sayfa 90 - Kapra Yayıncılık
1000Kitap
Burjuva düzenine ihtiyacım var. İçimde yeterince maceraperestim. Dışarıdan bakıldığında ise posta idaresi genel müdürü gibi yaşamalıyım. Düzen hayatidir, çünkü aksi takdirde dikkatimi veremem.
Alıntı
8 Şubat 1919'da Fransızların Doğu Orduları Komutanı Mareşal Franse Despere, rıhtımda ayaklarının altına serilen Türk Bayrağı'nı çiğneyerek Rum, Ermeni, Yahudî ve Levantenlerin çılgınca alkışları arasında ve tıpkı Fatih'in İstanbul'a girerken bindiği gibi beyaz bir atın üzerinde bugünkü İstiklâl Caddesi'ni boydan boya geçerek Fransız Sefareti'nin önüne gelir. Bu arada, düşman çizmeleri altında çiğnenen Türk vatanından, Fransız ve İngilizlerin himmetiyle bir parça koparmak isteyen dünün azılı Türk düşmanları, elleri kanlı kaatiller gadre uğramış insanlar pozunda ortaya atılırlar. Kendilerini sürgüne tâbi tutanların cezalandırılmasını isterler. Osmanlı Hükümeti onları haklı görür. İşte o günlerde Tevfik Paşa Hükümeti'nin kurduğu Tahkik-i Fecâyi Komisyonu çalışmalarına başlamıştır. Komisyona tehcire tâbi tutulan Rum ve Ermeniler hakkında tahkikatta bulunarak onların mağduriyetini önlemek gibi bir görev verilmiştir. İstinaf Mahkemesi azalarından Artin Efendi'yle. Adliye Nezareti Umur-u Hukukiye Müdür Muavini Haralambos Efendi komisyon üyesidirler. Eski Bitlis Valisi Mazhar Bey, komisyon başkanıdır. Fakat hiçbir fert ve komisyonun ve hatta hükümetin. İngiliz siyasî komiserlerinin arzularına aykırı bir tesbitte bulunabilmeleri esasen imkânsızdır. Bu o kadar böyledir ki. Ermeni soykırımı iddiaları üzerine Tevtik Paşa Hükümeti 26 Mart 1919 tarihinde 1. Dünya Savası'nda taraf olmamış İspanya. İsviçre, Danimarka, İsveç ve Norveç'ten bu iddiaları incelemek üzere ikişer hukukçu gönderilmesini istemiştir. Fakat bu teşebbüs İngilizlerin müdahalesi üzerine sonuçsuz kalmıştır. Aslında Tevfik Paşa Hükümeti bir kukla hükümettir ve zaten bu hükümete Türk Hükümeti demek de pek mümkün değildir. Şöyle ki: Ticaret ve Ziraat Nazırı Kostaki Vayani Efendi'dir. Posta Telgraf Nazırlığı'na Oskar
Sayfa 273 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Amasya Genelgesi’ne saray hükümetinin tepkisi büyük oldu. Genelgenin üzerinden 24 saat geçmeden, 23 Haziran 1919’da Atatürk, Osmanlı Bakanlar Kurulu kararıyla görevden alındı. İçişleri Bakanı Ali Kemal bütün illere bir genelge göndererek Atatürk’ün azledildiğini belirtip emirlerinin uygulanmamasını istedi. Osmanlı Savaş Bakanı Şevket Turgut Paşa da Atatürk’ü acele İstanbul’a çağırdı. 24 Haziran 1919’da Posta Telgraf Genel Müdürü Refik Halid (Karay), Anadolu’daki telgraf merkezlerine, “Reddi İlhak Dernekleriyle birlikle Mustafa Kemal’in telgraflarının da kabul edilmemesini” emretti. 26 Haziran 1919’da İçişleri Bakanı Ali Kemal, “Milli ordu kurmanın ve milli savunma hazırlamanın felaket olduğunu” bildiren bir genelge yayımladı. Atatürk, 7/8 Temmuz 1919’da Padişah Vahdettin tarafından 9. Ordu (3. Ordu) Müfettişliği görevinden alındı. Bunun üzerine o da askerlikten istifa edip sine-i millete döndü; sadece emperyalist düşmanla değil, sarayla da karşı karşıya gelmişti. Atatürk’ün bu iki yönlü mücadelesi, vatanın “tam bağımsızlığı”, milletin “kayıtsız şartsız egemenliği” ile sona erecekti.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
Reklam