Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi,
Uyudum da uyandım, binlerce kişi gibi.
Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım,
İşledim de işledim bir hüner-işi gibi.
Çünkü hiç kimse, ölümün insanlar için iyiliklerin en büyüğü olup olmadığını bilemez ama yine de kötülüklerin en büyüğü olduğundan kesinlikle eminmiş gibi, insanlar ondan korkuyorlar. Ve bu, çokça aşağılanan cehaletten başka nedir ki? Yani, bilmediğin şeyi bildiğini sanmak...
Sanıyor musunuz ki politik alanda etkin olsaydım, dürüst, namuslu bir adamın yapması gerektiği gibi hep adil, haklı konulara destek verseydim, orada da bunu görevim gereği saysaydım, bunca yılı arkamda bırakabilirdim? Tamamen olanaksız olurdu bu, Atina erkekleri.
Büyüdükleri zaman yazar olmak isteyen çocukların, bu yazı yazma illetinin ne doymak bilmez bir ömür törpüsü olduğunu şimdiden anlamaları için bile olsa anlatmaya değer, garip bir yaratıcılık deneyimi oldu bu.