“Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?” diye söze girmişti kızılderili. “Onlar ne olacak?”
“Onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da, ‘yaşamak’ demeye devam edecekler!”
Ben Ruth'un, Martin'i sürekli bir kalıba sokmaya çalışmasına çok sinirliyim. Yetiştirilme tarzı ne olursa olsun o kadar bencil bir kız ki kimse bana sevdiremez. İngiltere prensesi sanki triplere bak
Filmine aşık biri olarak kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Duygular hiçbir şekilde yansıtılamamış, her şey yarım yamalak kalmış. Gereğinden fazla betimleme var. Ne Müzeyyen'i, ne de karakteri doğru düzgün tanıyamıyoruz. Müzeyyen ve karakter arasındaki ilişki hiçbir şekilde anlaşılamıyor, Müzeyyen neden gitti belli değil. Hiçbir şey anlaşılmıyor her şey yarım yazılmış, kendi kendimize tamamlıyoruz. Filmini bu kadar mükemmel yapan şey vedalaşma sahneleri iken kitapta neredeyse vedalaşma denilebilecek bir şey yok. Karakterin Müzeyyen'e olan hisleri, Müzeyyen'in karaktere olan hisleri, Müzeyyen gidince karakterin hissettikleri. Hiçbiri net değil. Hiçbir şey anlatılmıyor gibi. Sinirimi bozdu açıkçası. Çok düz bir kitap. Duygu yok, olay yok. Böyle beklememiştim. Eğer benim gibi filmini çok sevdiğiniz için okumayı düşünüyorsanız kesinlikle vazgeçin, çok büyük bir hayal kırıklığı olur sizin için.
Ayrıca filmde Müzeyyen'i Müzeyyen yapan feminen, kadınsı kişiliğiyken kitapta çok kaba ve düz bir karakter. Film kitaptan uyarlanmamış, sadece Müzeyyen'in aşık olup gitmesi ve kadının ismi örnek alınmış.